Muhbir toplum

YORUM | M. NEDİM HAZAR

Şu rakamlar resmi: Geçtiğimiz 12 ay içerisinde Milli İstihbarat Teşkilatı’nın internet sitesini ziyaret edenlerin sayısı 1 milyon 85 bin 11’e ulaşmış.

Çok değişik talepler içerisinde MİT’te çalışmak isteyenlerin sayısı ise 40 bini bulmuş.

Kurum kendi resmi açıklamasında bu rakamları veriyor.

İhbar özellikle totaliter rejimlerde bir vatandaşlık görevini aşıp zorunluluğa dönüşüyor.

Nazi Almanya’sında her vatandaş ihbar etmekle yükümlüydü. İhbar etmemek suçtu. Nazi tutanaklarında muhbir görevini yerine getirmediği için cezalandırılan yüzbinlerce insan vardır.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Malum koronavirus sonrasında özellikle Çin’de baskıcı rejim yönetimini konsolide ederken Türkiye gibi ülkelere örnek olabilecek yeni uygulamalara geçmiş durumda. Bunlardan biri de Vatandaş Puanlaması…

Sistem şöyle çalışıyor: Devlet her vatandaşa bir vatandaşlık kredisi veriyor. Örneğin herkese baştan 1000 kredi. Devlete karşı negatif her davranışınızda kredinizden düşülüyor. Ehliyet puanı düşmesi gibi.

Suç işleme, trafik cezası alma, borcunu ödemeyip icralık olma vs. gibi. Devlete ve yönetime karşı kötü sözler söyleme, sosyal medyada muhalif beyanlarda bulunma gibi arzulanmayan hareketler için de puan düşülüyor bu arada.

Ve elbette makbul vatandaş olmanın bir ölçütü de devlet düşmanlarını, kötüleri ihbar etmek. Bu durumda vatandaşlık puanınız yükseliyor.

Bir distopik roman gibi gelebilir ama geçtiğimiz günlerde Avrupa’nın önemli yayın organları bu konudaki haberler yayınladı.

Vatandaşlık puanının yaşadığınız hayata etkisi de büyük. Örneğin Kuzey Kore gibi ülkelerde makbul olmayan vatandaşlar otobanı bile kullanamıyorlar. Çok düşük krediye sahip olanlar cep telefonu alamıyor, istedikleri kadar TV izleyemiyorlar.

Bankadan kredi çekmeleri elbette mümkün olmuyor. Hele hele bir de muhalifliğiniz tescillenip kara listeye dahil olursanız tamamen bittiniz. Artık açık hava hapishanesindesiniz.

İş bulmanız, ev kiralamanız, araba satın almanız filan artık mümkün olmuyor.

Erdoğan Rejimi ülkeyi hızla böylesi bir topluma evriltmek üzere.

Bunu nereden biliyoruz, elbette vatandaşın muhbire dönüşmesinden.

Bakınız Türkiye’de geçen yıl yeni hükümet sistemiyle birlikte ihbarcılığın rekor oranda arttığını gösteriyor. 2018 yılında, yıl içinde savcılıklara yapılan ihbar sayısı 80 bin 866 olurken, 2019 yılında bu sayı rekor kırarak, yüzde 118 artışla 176 bin 380’e yükselmiş.

İstanbul’da günde 50 kişi birilerini ihbar ediyor.

Ülke genelinde her üç dakikada bir, bir ihbar yapılıyor.

Durumun nasıl bir vahim noktaya ulaştığını anlamak için bir yıl önceki rakamlarla birlikte okursak, ihbarlardaki rekor artışın yanı sıra önceki yıldan devreden ihbar dosyaları da eklendiğinde, son iki yılda hakkında herhangi bir suçla ilintili olduğu gerekçesiyle ihbarda bulunulan kişi sayısı 297 bin 225 olarak kayıtlara geçmiş durumda. 2018 yılında bir önceki seneden devreden ihbar dosyaları da eklendiğinde 89 bin 817 olan ihbar sayısı, 2019 yılında yüzde 131 artışla 207 bin 408’e çıkıyor. Buna bir de günlük adi olayların ihbarlarını (kaza, yangın, vs.) ekleyince korkunç bir yekûna ulaşıyoruz.

Çin ile yarışacak duruma gelmişiz anlayacağınız.

Elbette böylesi bir ihbar ülkesinde yapılan ihbarların çoğu asılsız olacaktır. Ancak şu anda hapishanede bulunan on binlerce insanın pek çoğunun da isimsiz bir ihbar mektubuna dayanarak esir tutulduğu da bilinen bir gerçek.

Antalya örneğine bakacak olursak, Antalya’da 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bu yılın 9 ayında toplam 3 milyon 74 bin 532 çağrı gelirken, çağrıların yüzde 62’si asılsız ya da gereksiz çıkmış.

Ülke genelinde yapılan ihbarların yüzde 70’ten fazlası asılsız çıkarken, dava açılanların çoğunun da Cemaat’ten ya da Kürt vatandaşlarla ilgili olduğu biliniyor.

En ufak bir anlaşmazlıkta tarafların birinin hemen ötekini hainlik, teröristlik, fütöcülükle filan suçlayarak ihbar etmesi artık bir milli davranışa dönmüş durumda ne yazık ki.

Ve daha acı olan, devletin bu korkunç manzarayı düzeltmek yerine daha da körüklemesi…

Bizzat Erdoğan yaptığı bir konuşmada şöyle demişti:

“O camiadan dostlarınız olabilir. Ben diyorum ki bunları da ifşa etmeniz lazım bunları savcılıklarımıza bildirmeniz lazım, bu vatanseverlik borcudur.”

Bir başka gün ise, “Hepinize sesleniyorum; nerede, bildiğiniz, bulduğunuz bir FETÖ terör örgütü mensubu varsa bunu bizlere muhakkak bildireceksiniz. Eğer bildirmiyorsanız sorumlusunuz,” demişti.

Eh başta kendisi olmak üzere AKP cenahına göre kendilerinden olmayan herkes terörist, hain, fötücü olduğu için bu kadar ihbar az geliyor olabilir!

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin