Margot ile Cemile’nin dramı

YORUM | VEHBİ ŞAHİN

 

İsmi Margot…

Kendisi bir Fransız…

Genç kadın, Hıristiyan bir ailede doğdu.

Hayatı ise dört yıl önce değişti.

Suriye’de iç savaş başlayınca İslâm coğrafyasındaki gelişmeleri takip etmeye başladı.

Sonra Müslüman oldu.

Bu sırada El Nusra üyeleriyle tanıştı.

Bağlantı kurup o zaman henüz bir yaşında olan kızı Jasmin ile birlikte Suriye’ye geçti.

IŞİD, Rakka’da hilafeti ilân edince bu örgüte katıldı.

Rakka’da geçirdiği üç yılda altı kez evlendi.

İki erkek çocuk dünyaya getirdi.

Şimdi üç çocuğuyla YPG’nin kontrolündeki bir kampta yaşıyor.

Amacı, ülkesine dönüp hayata yeniden başlamak…

 

İSLÂM’I DAHA İYİ YAŞAMAK

Gazeteci Gamze Kapar’a konuşan Margot’un hayat hikâyesi kısaca böyle…

Peki neden Suriye’ye gidiyor Fransız kadın?

-İslâm’ı daha iyi yaşamak için…

Margot’a göre Fransa’da İslâm’ı yaşamak çok zordu.

Kendini, vatan topraklarında özgür hissetmiyordu.

Suriye’de çarşaf giyebiliyor, kimse de kendisine “garip insanlar” gibi bakmıyordu.

Margot, “IŞİD’in İslâm’ın kurallarını uyguladığını düşünüyorduk. Kendimize hiç sormadık. Sadece onları takip ettik” diyor.

Cemile Aslan da tıpkı Margot gibi İslâm’ı daha iyi yaşayabilmek için 2014 yılında IŞİD’e katılmış.

35 yaşında ve Adana’lı…

Eşiyle birlikte Suriye’ye giden Cemile şimdi çok pişman…

Türkiye’ye geri dönmek istiyor, ancak tutuklanmaktan korkuyor.

Tek bir hayali var…

-Bir kedi alıp, ailemle birlikte mutlu bir hayat yaşamak istiyorum.

 

YALNIZ DEĞİLLER

Margot ile Cemile iki prototip aslında…

Ortak noktaları, dinlerini daha “özgür” bir ortamda yaşamak için IŞİD’e katılmış olmaları…

Kendileri yalnız değil aslında…

Onlar gibi düşünen binlerce kadın ve erkek IŞİD’e katıldı.

Daha önce de El Kaide ve Taliban saflarında yer aldı.

Afganistan, Çeçenistan ve Bosna’da savaştı.

1979’daki devrimden sonra İran’da kurulan rejime inandı.

Şeriatı yaşamak için bu ülkeye gitti.

Ayetullah’ların cübbe ve sarıklarına meftun oldu.

Ülkeyi yöneten mollaların sakal bırakmalarına, yakasız gömlek giymelerine, kravat takmamalarına özendi.

Zannetti ki…

İslâm’a düşman Batı medeniyetine karşı mücadele etmenin en iyi yolu bu…

Yani…

İran’daki mollalar gibi yaşamak…

Afganistan ve Pakistan’daki Taliban gibi hayatını idâme ettirmek…

Suriye ve Irak’ta “şeriat” ilân eden IŞİD militanları gibi sakal bırakmak vs…

 

ŞEKLE TAKILAN MÜSLÜMAN

Yaklaşık 40 yıldır neredeyse hemen hiç değişmeyen bir zihniyet var karşımızda…

Taklitten tahkiki imana geçemeyen, şekle ve dış görünüşe takılıp kalan bir Müslüman tipolojisi…

Suçu kendi nefsinde değil başkasında arıyor sürekli…

Batının hegemonik, emperyal emellerinden bahsediyor ama kapitalist nimetlerle azıcık tanışınca İslamî, şer’i hiçbir hükmü tanımıyor.

Mesela…

Sakal bırakıyor ama devlet arazisine gecekondu yapmayı bir “hak” olarak görüyor.

Kul hakkına girer miyim endişesi taşımıyor.

Sağ parmağına gümüş yüzük takıyor ama herhangi bir devlet kurumundaki işini halletmek için “rüşvet” vermeyi “caiz” görüyor.

Evini, arabasını değiştirmek ya da işini büyütmek için bankadan kredi çekmek adiyattan bir işlem artık onun için…

Faizin haram olduğunu aklına bile getirmiyor.

Yolsuzluk yapmak, rüşvet almak, kamu malını gasp etmek, bu tip Müslümanlara göre “dine hizmet adına kurulan havuzda toplanması gereken para için” sadece bir vesile artık…

“Haram” değil yani…

Yalan söylemek, emanete hıyanet etmek, söz verdiği zaman yerine getirmemek gibi “münafık” alâmeti sayılan vasıfları hayatının bir parçası haline getirmek ise “uyanıklık ve iş bitiricilik” olarak takdir görüyor.

Aldatmak maharet sayılıyor.

Sözün özü…

Bugün acı bir dram yaşanıyor İslâm dünyasında…

Margot ve Cemile bu dramın sadece iki örneği…

Ama son olmayacakları muhakkak…

Bu gerçeği görünce Cemaat’in değeri daha iyi anlaşılıyor şimdi…

Tabii hikmet gözüyle bakabilenler için…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin