Kutuplaşmanın yeni versiyonu #helpturkey ve #StrongTurkiye

HABER-İNCELEME | M. AHMET KARABAY

Temmuz ayının son haftasında başlayan orman yangınları, toplum olarak kederde ve kıvançta bile bir olamadığımızı acı bir şekilde ortaya koydu. Söndürülemeyen yangınlar karşısında bir kısım insanlar #helpturkey etiketi ile uluslararası yardım çağrısı yaptı. Buradan vatana ihanet sonucu çıkaran iktidar yanlıları ise buna karşı #StrongTurkiye kampanyası başlattı.

Başlayan orman yangınlarının çıkış nedenleri ile ilgili soruşturmalardan henüz tamamlanan olmadı. Ancak iktidara yakın isimler, daha ilk yangından itibaren yangının kimler tarafından çıkarıldığını belirledi ve harekete geçti. 

Bu kesime göre yangınları PKK’lılar ve onun destekçileri çıkarmıştı. Öyle ise “Kahrolsun PKK” diye haykırmak gerekiyordu. Tabii buradan terör örgütü ile birlikte hareket etmesini gerekçe gösterip HDP’yi vurmak gerekiyordu. HDP ile seçim ittifakı yapacağı gerekçesi ile de CHP topa tutuluyordu.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

İktidar yandaşları için yanan ormanlar ikinci planda, önce bu insanlarla mücadele etmek gerekiyordu. Siyasetçisinden, sosyal medya trolüne, iktidara yağcılık için gelinen noktayı fırsat bilen bürokratına ve medya mensubuna kadar koordineli hareket edildi. 

Yangınların söndürülmesini bir tarafa bırakın daha genişlemesi ve yeni yerlerde yeni yangınların başlaması toplumun önemli bir kısmının vicdanını sızlattı. 

#helpturkey ETİKELİ İLE PAYLAŞIM YAPANLAR NELER DİYOR?

Devam eden yangınlarda çaresiz kalındığını gören insanlar, çözümü dünyadan yardım istemek olduğunu düşünerek #helpturkey ve #globalcall etiketleri ile bir yardım kampanyası başlattılar. 

17 Ağustos 1999 depreminde Türkiye’nin yardımına koşan, sonrasında da iki ülke ilişkilerinin düzelmesinin zeminini hazırlayan Yunanistan’ın yardım talebi, Türkiye tarafından askıda tutuldu. Hayır denmedi, ancak Evet cevabı da verilmedi. 

#globalcall ve #helpturkey etiketi ile orman yangınlarının büyüklüğü ve yaptığı tahribatı ortaya koyan paylaşımlardan sonra İspanya Büyükelçiliği çağrıya evet dedi ve kurulan diplomatik ilişkilerden sonra yangın söndürme uçakları Türkiye’ye gelmiş oldu. 

AB’nin devreye girmesi ile hem İspanya hem de Hırvatistan’dan orman yangınlarını söndürmek için uçaklar geldi.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, yangın söndürme bilgisi yerine “kontrol altına alma” bilgileri paylaştı. Söndürülemeyen yangınların kayalık alanlara geldiğinde kendiliğinden söneceği hesaplanarak “kontrol altına alındı” denmeye başlanınca uluslararası çağrılara devam edildi. 

Bu çağrılara ünlüler de destek verdi. Emre Kınay ve Şahap Gökbakar gibi isimler destek olmanın ötesinde sorular da sormaya başlayınca tablonun tehlikeli bir hal almaya başlayacağı sonucuna hemen vardılar. 

YANDAŞ SANATÇILAR KAMPANYAYA KATILMADI

Önce iktidara yakın sanatçılar bu etiketle paylaşım yapmayı içine sindiremediklerini ifade eden sanatçılar ortaya çıktı. Nilüfer adıyla bilinen @nilueryumlu, Nilgün Belgün ve Şehrazat gibi isimler, Türkiye’yi aciz duruma düşürdüğü gerekçesiyle bu etiketleri ağırlarına gittiği için paylaşmayacaklarını duyurdular.

Bu tepkilerin sergilenmesi iktidar kesimine güç verdi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un “hem yangınla hem de bu tür sistematik dezenformasyon ve algı operasyonlarıyla mücadele” edildiğini duyurması ardından #StrongTurkiye etiketi ile yapılan paylaşımlar kampanyaya dönüştürüldü. Devlet ve milletin el ele vermesi ile Türkiye’nin her türlü güçlüğün üzerinden geleceğine dair mesajlar verildi.

Dünyaya yapılan yardım çağrılarının altına başka şeyler aranmaya başlandı. Bunun ikinci Gezi ayaklanmasının ön hazırlığı olduğu öne sürüldü ve “Düşmana fırsat vermeyeceğiz. Milletim uyanık ol” denildi. 

Türkiye’nin yol geçen hanı olmadığı, “yardım edeceğim” diyen her ülkeden kim olduğu bilinmeyen insanların ülkeye giremeyeceği ortaya kondu. 

BİR TARAF HAMASET, BİR TARAF İNSANLIK DEDİ

Dünyayı yardıma çağıranlar, insanlığı, yok olan hayvanları, bitkileri ağaçları dile getirmeye çalıştı. Karşı tarafın “ağırıma gidiyor”, “Türkiye’yi aciz gösteriyor” tarzı yaklaşımlarına kendilerince argüman ürettiler. 

Asıl acizliğin yangını söndürememek olduğu, hamaset yapılarak rant kaygılarının perdelendiği anlatıldı. Kimi zaman evrensel değer ve isimlerle düşünceler ortaya kondu. Albert Einstein’ın, “Dünya kötülük yapanlar yüzünden değil, seyirci kalıp hiçbir şey yapamayanlar yüzünden tehlikeli bir yer” olduğu dile getirilerek sessiz kalınmaması istendi.

Bir tarafın ormana sahip çıkma adı altında dünyayı yardıma çağırması, öte tarafın ise bu kampanyanın altında iktidarı devirme planları aramasının sonu nereye varacak bugünden kestirmek kolay görünmüyor.

Sonuç nereye varırsa varsın, bu yüreği yanık Yörük kadınının her şeyini nasıl kaybettiğini anlattığı sözleri hiç unutulmayacak gibi. 


YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin