Kütahya Ajansı’na cevabımdır

YORUM | AHMET KURUCAN

Aşağıdaki yazıyı okumayabilirsiniz. Direkt muhatabım siz değilsiniz, Kütahya Ajansı. Bir gece yarısı operasyonu ile mal varlıkları dondurulan 377 kişi arasında benim ve benim gibi Kütahyalı olan 5 kişiyi haber yapmış Kütahya Ajansı. Aslında konu ciddi bir konu ama haber dili, argümanları öylesine zayıf ki havuz medyasının ana okul versiyonu bile olamaz. Üzülmemek, acımamak elde değil.

Bununla beraber haberde yer alan bazı hususları cevaplamak istedim. Bunu yaparken de belki hissiyatıma yenildim ya da cevap verdiğim argüman beni böyle yazmaya itti. Onun için izahı olmayanın mizahi olur dedirtecek bir üslup kullandım farkında olmadan. Bizim oraların tabiriyle gırgır ve şamatayı da içinde barındıran bazen dalga geçen bazen ironi yapan bazen de vaki ve muhtemel ithamlara cevaplar veren değişik bir yazı oldu.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Aslında kendini müdafaa da denebilecek bu tür konulara hiç girmiyor ve böyle yazılar kaleme almıyorum ama nedense içimden bir ses “Yaz” dedi ve ben de bir oturuşta üzerinde fazla da düşünmeden aklıma ve gönlüme geldiği gibi yazdım. Umarım farklı bir perspektiften hadiseye bakılmasına yardımcı olur.

Evet muhatabım, Kütahya Ajansı yayın yönetmeni, haber müdürü ve sorumlu müdürü. Artık bu safhadan sonra onlara konuşuyorum varsayın.

Sayın Yetkililer,

7 Nisan 2021 günü gazetenizde çıkan bir haber hakkında açıklamada bulunmak istiyorum. Korkunun herkesi esir aldığı bir mekân ve zaman diliminde yaşadığınız için yapacağım açıklamayı dikkate alıp okuyucularınızla paylaşacağınızı düşünmediğim için hukuki bir dille değil gönlümden geldiği gibi yazacağım.

Devlet tarafından düşmanlaştırılmış, şeytanlaştırılmış bir gruba ‘masumiyet karinesi’ gözlüğüyle bakacak veya onunla irtibatlı birisi için ‘bir insan suçlu olduğu ispatlanana kadar suçsuzdur’ hukuki ilkesini nazara alarak haber yazacak değilsiniz anladığım kadarıyla. Haber diliniz gösteriyor ki ne temel insani hak ve özgürlükler ne basın-yayın meslek ilke ve prensipleri, ne ahlaki değerler ve -eğer Müslümansanız- ne de Kur’an ve sünnet merkezli dini ölçüleri bu grup veya fertleri ile alakalı yazdığınız haberlerde uygulayamazsınız. Bu açıdan sizi çok iyi anlıyorum.

Bununla beraber haberinizde dikkati çeken iki unsur ve benimle alakalı yazdığınız şeylerin doğrusunu sizlere ifade etmek isterim. Dediğim gibi dikkate alıp okuyucularınızla bunu paylaşacak, düzeltecek, ‘yanlış bilgi vermişiz özür dileriz’ diyecek cesaretinizin olmadığını bilerek yapıyorum bunu. Vicdanınıza havale ediyorum. Belki adil mahkemeler önünde yargılanmaların olacağı günleri Türkiye yaşarsa bu cevabi yazı elimde delil olur. Olmasa da önemli değil. Ben Allah’a ve ahirete, hesap ve mizana inanan bir insanım; sizlerle ahirette görüşürüz.

Haberin başlığı “Kütahyalı üst düzey FETÖ yöneticilerin mal varlıkları donduruldu.” Haberde ise “sözde” kelimesini ilave ederek “sözde üst düzey yöneticileri” tabirini kullanıyorsunuz ki şark kurnazlığı bu olsa gerektir. Evet, şahsım adına “sözde” tabiri doğru çünkü gerçek hayatta böyle bir şey yok. Hepsi yalan, iftira, tezvir ve siz ne yazık ki gönüllü ya da gönülsüz buna alet oluyorsunuz. Olgulara değil algılara hizmet ediyor, hegemonik otoriter sistemin taşlarının döşenmesine yardımcı oluyorsunuz. Ama bilmiyorsunuz ki tam otoriter sisteme geçildiğinde siz de o çarkın dişlileri altında kalıp ezileceksiniz.

Evet, trafik cezası bile olmayan bir insana terörist ve terör örgütü yöneticisi diyorsunuz, hırsızlığı tescillenmiş kişi veya kişilere hırsız diyemiyorsunuz. Size aynaya bakın demiyorum çünkü sizi tanımıyorum ama etrafınıza ayna tutmanızı tavsiye ederim. TV ekranlarına bakmanız da yeterli olur. Orada sadece malınızı ve mülkünüzü değil hem sizin hem de çocuklarınızın neşesini, huzurunu ve geleceğini çalan insan simaları ya da sözde muktedirleri görebilirsiniz. Hem de 7 gün, 24 saat.

Gelelim benimle alakalı yazdıklarınıza. “Gülen’in yerine geçecek isimlerin arasında olan Ahmet Kurucan.” Alakası yok. Tek kelime ile sallamışsınız. Size bu bilgiyi kim verdiyse sizi gerçekten yemlemiş. Hem de çok iyi yemlemiş. Size bir soru sormak isterim, bir gazeteci olarak bu yemi nasıl yediniz? Deliliniz nedir? Kanaat diyorsanız bu kanaate nasıl ulaştınız? Yoksa yem olduğunu biliyordunuz ama yukarıda söylediğim korku ortamından dolayı sazan gibi kendiliğinizden mi bu yeme atladınız?

“Bir dönem Zaman gazetesinde yazarlıkta yapan Kurucan, hakkındaki yakalama kararları nedeniyle ABD’de yaşıyor.” Burada bir doğru bir yanlış var. Doğrusu, evet ben 1992 yılından gazeteme kayyum atandığı ana kadar köşe yazarlığı yaptım ve hala daha yazarlığa TR724 online gazetesinde devam ediyorum.

Yanlış olan nokta ise, ‘hakkındaki yakalama kararı dolayısıyla ABD’de yaşıyor’ cümleniz. Yine sazan misali yeme iyi atlamışsınız. Doğrusunu söyleyeyim size: Ben 31 Mart 2000 tarihinden itibaren ABD’de yaşıyorum. Hakkımdaki yakalama kararı sanırım 15 Temmuz sonrası çıkarıldı. Tekrar edeyim ve Bilal’e ve Hilal’e anlatır gibi anlatayım; ben hakkımda yakalanma kararı çıkarılmasından 16 yıl önce ABD’ye taşınmıştım. Adresim de telefonlarım da Türkiye Cumhuriyeti devletinin kayıtlarında var. Dava dosyalarına bakmanız kafi.

Son paragrafta ise beni hiç tanımadığınız halde birilerinin yine birilerinin sizi yemlemesi ile yazdığınız övgü mü yergi mi olduğu belli olmayan cümle. “Hem özel yetiştirdiği talebesi hem de damadı” diyorsunuz. ’Evet ben Gülen’in yanında İlahiyat fakültesi mezuniyetimden sonra 2,5 yıl kalarak eğitim gören talebelerden biriyim ama özel değilim, özel yetiştirdiği talebesi hiç değilim. Benim gibi yüzü aşkın talebesi var Gülen’in bu bağlamda yetiştirdiği.

“Damadı” diyorsunuz. Değilim ve olamam çünkü Gülen evli değil, evlendireceği bir kızı yok. Ama anlaşılan o ki siz bunu lafın gelişi söylemişsiniz, zira altındaki cümlede “Gülen’in yeğeni ile evli” diyorsunuz. Doğru. Eşim Gülen’in kız kardeşinin kızıdır. Mutlu bir ailemiz var hamdolsun. Umarım hukuken suç, ahlaken ayıp veya dinen günah değildir Gülen’in yeğeni ile evli olmak!

“Diz mesafesi yakınında” sözü de abartılı ama evet istediğim zaman yanına randevulu gidebilecek ve meramımı anlatacak kadar kendisine yakınım.

“Abilerin abisi” diyorsunuz. Bu ne demek bilmiyorum, Cemaat içinde böyle bir jargonun kullanıldığını sanmıyorum. Yaş ve kıdemden dolayı böyle diyorsanız benden yaşlı ve kıdemli abiler var Cemaat içinde. Statü ve konumdan dolayı diyorsanız, kusura bakmayın ama burada da iyi yemlemişler sizi.

Dondurulan mal varlığım ile alakalı bir şey yazmamışsınız. İhtimal tapu sicil kayıtlarından bakmışsınızdır ya da e-devletten ya da artık Türkiye’de sistem nasıl çalışıyorsa. Belki MİT’ten yardım almışsınızdır veya alabilirsiniz. İsterseniz sizi bir dizi zahmetten kurtarayım; benim Türkiye’de ne ev ne arsa ne araba ne para hiçbir mal varlığım yok. Tek varlığım ülke ve vatan sevgimdi, o da AKP iktidarı, Erdoğan rejiminin yaptıkları sosyal kırımla hissi kopuşlara neden oldu. Bundan sonra ne olur ben de bilmiyorum.

Hasılı, yıllarca Zaman gazetesinin mutfağında da çalışmış bir insan olarak söyleyeyim: Yaptığınız gazetecilik değil. Kullandığınız dil hiç değil. Ama ne çare ki sultanın köleleri olarak bunu yapmak zorundasınız. Sizi anlıyorum ve sadece acıyorum. Neyse ki ahiret var. Orada görüşmek ümidiyle.

 

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin