Kur’an tipolojileri: Gecikmiş bir giriş yazısı

YORUM | M. NEDİM HAZAR

Muhterem Ali Bulaç, epeyce emek verilmiş ve bana göre son yıllarda Kur’an-ı Kerim hakkında yazılmış en iyi yorum-tefsir kitabı olan Kur’an Dersleri’nde (Dirâsât’ül Kur’an) Bakara suresinin girişinde şöyle diyor:

“Surenin girişi mü’minlerin vasıflarını, arkasından buna bağlı olarak negatif insan tipolojilerini (kafir, münafık) tasvir eder…”

Aslında nüzul sırasına göre indekslenmeyen mübarek kitabının en mucizevi yönlerinden biri de budur. Kur’an-ı Kerim, Bakara suresinde insanın hikayesini anlatmadan önce, insan karakterlerini tanımlıyor. Yani en baştan karakterleri tanıtıyor, ardından Hz. Adem-Şeytan çatışmasıyla meselenin sıfır noktasına inerek muazzam bir giriş yapıyor.

İsterseniz çok fazla akademik dilin katılığına dalmadan, önce şu arketip meselesini bir özetleyeyim sevgili okur.

Aslen Fransızca bir kelime olan arketip (archétype) mana itibarıyla ilk örnek, asıl numune anlamlarına geliyor. Diğer bir deyişle, kelime anlamıyla kalıp, şablon, ilktip şeklinde ifade edilen arketipler gerçekte insan kültürünü oluşturan yapıtaşlarıdır.

Şahsen bu tanımlar içinde bana en kapsayıcı ve toparlayıcı gelen tanım Eugene Taylor’unkidir:

“Arketipler, her bireyin kendi içinde sahip olduğu/içinde taşıdığı, tüm insanlık için ortak olan evrensel motifler yoluyla doğuştan kendilerine miras bırakılmış olan ifade biçimleridir.”

Bir arketipin ilk ve en büyük örnek yani gerçek arketip olabilmesi için tarihin en başında yaşamış olması gerekmez. Örneğin İslam kültüründe kötülüğün; saf ve aktif kötülüğün temel arketipi Ebu Cehil’dir. Kötülük karakterinin yan unsurları bu arketipin sağına ve soluna yerleşerek temel karakter endeksinde yerlerini alırlar.

Dolayısıyla esasen insanlar uzun dönemler boyunca karşılaştığı benzer olayları bir süre sonra belli davranış kalıplarına oturtmuş ve bu kalıpları kuşaklar boyunca aktarmaya başlamıştır.

Bunun sonucunda ise bireyin anne, baba, erkek, kadın gibi rolleri ve geçimini sağlamak, eş ve arkadaş bulmak, yolculuğa çıkmak vb. arketip denilen şablonlar ortaya çıkmıştır.

Şüphesiz bu kavramın babası İsviçreli psikiyatr ve analitik psikolojinin kurucusu Carl Gustave Jung’dur. Derinlik psikolojisinin Sigmund Freud ve Alfred Adler ile beraber üç büyük kurucusundan birisidir.

Jung, insanı incelerken içe/dışa dönüklük, kolektif bilinçdışı, bireyselleşme, persona, simya gibi pek çok başlık açmış ve özgün, o güne kadar pek bilinmedik yaklaşımlarda bulunmuştur.

Bunu yaparken dinlerden, hassaten İslamiyet’ten bihaber oluşu, onun mu, yoksa insanlığın mı bahtsızlığıdır emin değilim. İrlandalı akademisyen-yazar Claire Mary Elizabeth Dunne, 2002 yılında yayınladığı o muhteşem “Ruhun yaralı şifacısı” kitabında meseleyi “Jung’un kendi ve hastaları üzerinde yaptığı çalışmalar onu, hayatın maddi amaçlarının ötesinde ruhsal bir amacı olduğuna ikna etmişti,” diyerek beliğ şekilde ifade etmiştir.

Hakikaten de, Jung’un hayat ve eserlerini incelediğimizde dine olan mesafesini anlamakla birlikte İslam dinine karşı büyük bir talihsizliği olduğunu görmekteyiz. O kadar ki, bu meselenin anayasası sayılan kitabı Dört Arketip’te bir tek yerde Kur’an-ı Kerim’den bahseder.

Dört Arketip , Carl Gustav Jung - Fiyatı & Satın Al | idefix

Bu arada Jung’un inançlı biri olup olmadığı da çok tartışılır. Ancak bu tartışmalara yine kendisi ölmeden önce verdiği ve videosu da bulunun röportajında şöyle cevap verir:

“Soru: Tanrıya şu an inanıyor musun?

Cevap: Şu anda mı? (Kendisi 85 yaşındadır artık-gülümsemeler)

Cevap: Zor bir soru. Var olduğunu biliyorum, inanmama gerek yok! Biliyorum!”

Bkz: https://www.youtube.com/watch?v=2AMu-G51yTY

Öte yandan bu büyük dehanın maalesef (b)ilgisizlikten dolayı çuvalladığı pek çok yön vardır ki, belki bir gün onu da yazma fırsatımız olur. İslam ile terörü yan yana getirme meraklıların zorlamasıyla Jung Hz. Peygamber ile Hitler karakterinin yakınlığı hakkında İslam karşıtlarına muazzam kozlar verir.

Şu andaki konumuz bu değil elbette.

Jung, Kehf suresine kısacık da olsa yer verir meşhur kitabında ama tabiri caizse orada da muazzam bir ıskalama yapar. Jung’a göre “mağara” bir metafordur ve “yedi uyurlar” herkesin içinde de bulunabilecek olan bu mağaraya girdikten sonra tanrılaşırlar.

Elbette meseleyi bağlamından koparmak kadar üstün körü bir bakış açısıyla analiz de risklidir ancak, Jung’un mağara alegorisinde Kehf suresinden psiko-mitolojik olarak denilebilecek kaba bir çözümlemenin kaynağının bile doğrudan olmadığını söylemek zorundayız. Jung, Kur’an ayetlerini klasik kaynaklarından değil oryantalist eserlerden referanslarla yorumlar. Söz gelimi Kehf suresi için başvurduğu kaynak olarak  L. Ullmann’ın 1857 tarihli çevirisinden yararlanmıştır. “Bahtsızlık ve ıskalama” derken tam da bunu kastediyorum sevgili okur. İnsan düşünmeden edemiyor zira Jung Risale-i Nur ya da Elmalılı Tefsirini okuma imkanı bulsaydı, tezlerini ve görüşlerini nasıl revize ederdi acaba?

Bir önceki yazımızda Kur’an arketiplerine bakışa “Mümin” karakteri ile başlamıştık. Aslında niyetimiz, bugün arketip olarak “Mümin” meselesini hitama erdirmekti lakin, bu giriş yazısının daha öncelikli olduğunu düşündüm.

Jung’un Ortak Bilinçdışı şeması
İbn-i Arabî’nin Âyân-ı Sabîte’si

Peki bu önemli ismin, bilimsel çalışmalarını genelde inanç, özelde İslam perspektifiyle baktığımızda görmezden mi geleceğiz?

Elbette ki hayır!

Bu sebeple Jung’un doğru ve yanlışlarını dini referanslar ile olumlayıp/çürüten onlarca metin ve eser kaleme alınmıştır.

Söz gelimi İbn-i Arabî’nin Ayan-ı Sabite’si ile kurulan muazzam paralellikler vardır. Bu kavramları teker teker ele alıp irdelemek isterim, Allah ömür nasip ederse elbette…

Arketip kavramına genel bakışta bulunurken her alanın ve düzlemin kendi arketipolojisi olabileceğini vurgulamıştık. Aslında bu kavramı Jung’un elinden alıp herhangi bir alana yakınlaştırdığımızda, sistemin işlediğini hayretle görürüz. İş bu nedenle Jung’un kavramını ödünç alıp Kur’an-ı Kerim’i incelediğimizde elbette Jung’u ve pek çok düşünürü, alimi aşan bir arketip hazinesi görürüz.

Daldık bu kısımlara, temel arketiplerle beraber birkaç kavramı daha izah etmek gerekiyor. O da artık Patreon’a inşallah.

Temel arketiplerimizden “Mümin”in diğer özelliklerini ise bir sonraki yazıya bırakalım…

1 YORUM

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin