Kudüs, âh Kudüs!

Yorum | Abdülhamit Bilici

Yıllardır işgal altında yaşayan Filistinliler mazlumdur ve bu dram, tüm Müslümanların ve dünyanın ortak sorunudur. Ama bu durum, öteden beri bazılarının Filistin davasını siyasi çıkarları için sömürdüğü gerçeğini değiştirmez.

İslam tarihinde Kudüs sorununu çözen, orada tüm inanç gruplarının asırlarca barış içinde yaşamasını sağlayan isimler belli olduğu gibi, onların karakterleri ve karatları da bellidir: Hz. Ömer, Salahaddin, Yavuz Selim. Bu isimler arasında, dün dediği bugün dediğini tutmayan, yönetiminde adaleti sıfırlayan,  kadınlara, yaşlılara, çocuklara bile zulmeden, yolsuzlukları tüm dünyanın diline düşmüş birini görüyor musunuz?!

SÜRPRİZ MİYDİ?

Peki Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıması birden bire gelişen sürpriz bir karar mıydı? Hayır. Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımak, Trump’ın defalarca dile getirdiği seçim vaatlerinden biriydi. Amerika’daki ve tüm dünyadaki Müslümanlar hem Kudüs konusundaki bu vaadi hem göçmenlere karşı tutumu hem de çok yakınındaki General Flynn gibi İslam’a ‘kanser’ diyen isimler nedeniyle Trump’a baştan beri soğuk ve karşıydı. Ama tüm bunları bilmelerine rağmen Erdoğan ve havuz medyası buna aldırmayıp Trump’ı coşkuyla desteklemekte sakınca görmedi; hatta İslam düşmanlığı herkesçe bilinen Flynn gibi adamlarına para yağdırdı. Çünkü dertleri Kudüs veya Müslümanlar değil, ABD’de tutuklu bulunan ve kendini kurtarmak için verdiği rüşvetleri itiraf etme tehlikesi bulunan Reza Zarrab’ı kurtarmaktı. Bunun için aylarca çabaladılar, hatta THY’nin hiç ihtiyacı yokken sırf Trump’ı etkilemek için 11 milyar dolarlık uçak alımında bulundu Erdoğan.

Flynn ve Trump, Erdoğan’a yardımcı olmak istiyordu, hatta bunun için Zarrab iddianamesini hazırlayan Amerika’nın ünlü savcısı Bharara’yı görevden bile aldılar. Ama Amerika’da siyasetten bağımsız olan yargı, hukukun gereğini yaptı ve Reza’yı yargılamaya başladı. Reza da cezasını hafifletmek için suçlarını itiraf edip savcıya yardımcı olmaya başladı.

KUDÜS TEPKİSİNİN ÖLÇÜSÜ

Reza işi bu şekilde yatınca, Erdoğan ve havuz birden bire Trump’ın İslam karşıtlığını hatırladı, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımasına karşı gürültü çıkarmaya başladı. Oysa bu da tamamen laftan ibaretti. Reza için iki kez ABD’ye nota veren Erdoğan, Kudüs için tek nota vermedi. Washington’daki elçisini geri çağırmadı, ABD’nin Ankara’daki elçisini kovmadı. İncirliği kapatmadı. Benzer şekilde İsrail’e verdi veriştirdi ama bu ülkedeki elçisini çekmedi, İsrail’in Ankara’daki elçisini sınırdışı etmedi, bu ülkeyle ticareti durdurmadı. Peki ne yaptı? İstanbul’da bir Kudüs toplantısı yaptılar. Ama Kudüs konusunda İngilizce sonuç bildirisine ayrı, Türkçe bildiriye ayrı şeyler yazdılar. Hiçbir yaptırım içermeyen içi boş nutuklar atmaktan başka bir şey yapılmadı.

Trump’ın Kudüs adımı, Türkiye hükümetini rüşvetlerle önüne yatıran Reza’nın itiraf ettiği suçların üzerini örtmek ve dindar kesimin dikkatlerini başka noktaya çekmek için süper bir fırsat sundu, onlar da bunu tepe tepe kullanıyorlar.

BIKMADIK MI?

Mavi Marmara gemisini önce ben gönderdim deyip, İsrail’le 20 milyon dolar karşılığı anlaştıktan sonra Mavi Marmara’cılara “Oraya giderken bana mı sordunuz?” diyebilen karakterdeki Erdoğan’ın, Kudüs veya Filistin hassasiyeti olduğunu düşünmek için tüm bu arka plandan habersiz ve aklını yitirmiş fanatik bir taraftar olmak gerekir. Çünkü rüşvetçi Reza’nın aslında hayırsever bir iş adamı olduğuna dönük eski sözleri nasıl yalan idiyse Kudüs konusundaki çıkışları da Trump veya İsrail karşıtıymış gibi yaptıkları konuşmalar da yalan, dolan. Türkiye’de tek yanlı medya propagandasına maruz olan insanlar bu çelişki ve yalanların ne kadar farkında bilmiyoruz ama mesela Erdoğan’ın bu konulardaki lafları ile uygulamaları arasındaki zıtlığı fark eden Mısırlı bir gazeteci şunları yazdı: İçi boş ama cilalı sözlerle insanların Filistin ve Kudüs duyarlılığını sömürüp, arka kapıdan İsrail’le her türlü ticareti sürdüren, yolsuzluğa bulaşmış otoriter liderlerden bıkmadık mı?

1 YORUM

  1. YORUMSUZ…

    “İçi boş ama cilalı sözlerle insanların Filistin ve Kudüs duyarlılığını sömürüp, arka kapıdan İsrail’le her türlü ticareti sürdüren, yolsuzluğa bulaşmış otoriter liderlerden bıkmadık mı?” (Mısırlı gazetecinin makalesinden alıntı…)

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin