Küçük İskandinavya’nın büyük devlet adamları 

ÖZEL HABER | HASAN CÜCÜK 

Nüfus itibarıyla küçük ülkeler kategorisinde bulunan İskandinav ülkeleri, dünya çapındaki kurumlara yönetici çıkarmasıyla dikkat çekiyor. Birleşmiş Milletler (BM), NATO, Avrupa Konseyi ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) gibi uluslararası kurumların zirvesinde İskandinavya’dan birilerini görmek pek sürpriz olmuyor.

NATO genel sekreterliği görevine Nisan 2009’da Danimarkalı Anders Fogh seçilirken, görevini Ekim 2014’te bir başka İskandinav Norveçli Jens Stoltenberg’e devretti. Avrupa Konseyi genel sekreterliği koltuğuna Ekim 2009’da oturan isim ise bir başka İskandinav Thorbjorn Jagland’dı. Norveçli Jaglan, görevini 18 Eylül’de Hırvat Marija Pejcinovic Buric’e devredecek. Jagland son dönemde anti demokratik yolda ilerleyen Türkiye gibi ülkelere sessiz kalmasından dolayı eleştirilerin hedefi olmasına karşılık, özellikle İslamofobi karşı verdiği mücadele ile dikkat çekti.

BM’nin ilk genel sekreteri: Trygve Halvdan Lie (Norveç)

Dünyada barışı korumak için 24 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler’in (BM) ilk genel sekreteri olan Norveçli Trygve Halvdan Lie, 16 Haziran 1896’da doğdu. İşçi Partisi’nde siyaset yapan Lie, adalet ve ticaret bakanlıkları yaptı. Nazilerin Norveç’i işgal etmesiyle halkı işgale karşı örgütledi. İşgal yıllarında sürgünde kurulan Norveç hükümetinin dışişleri bakanlığını yapan Lie, 1946’da BM toplantısına Norveç delegasyonunun başkanı olarak katıldı. Büyük ülkeler arasında BM genel sekreterliğine kimin seçileceği konusunda ihtilaf çıkınca, Lie ismi üzerinde anlaşıldı. 1 Şubat 1946’da ilk BM genel sekreteri olarak göreve başlayan Lie, İsrail ve Endonezya’nın kurulmasında aktif rol aldı. Sovyetler Birliği’nin BM bünyesine katılmasını sağlayan kişi olan Lie, Kore Savaşı’ndaki tutumundan dolayı yine Sovyetler’in tepkisini çeken isim oldu. 1952’de BM’nin daimi üyesi olan Sovyetler Birliği, Lie’nin görevini uzatmayacaklarını açıklayınca 10 Kasım 1952’de genel sekreterlik görevinden istifa etti. Lie, 72 yaşında (30 Aralık 1968) öldü.

Öldükten sonra Nobel Barış Ödülü alan BM Genel Sekreteri: Dag Hammarskjöld (İsveç)

Eski İsveç başbakanlarından Hjalmar Hammarskjöld’ün oğlu olan Dag Hammarskjöld, Uppsala ve Stockholm üniversitelerinde hukuk ve iktisat öğrenimi gördü. Maliye Bakanlığı’nda daimi müsteşar olarak devlet hizmetine girdi, daha sonra da İsveç Merkez Bankası Yönetim Kurulu başkanı oldu. Dışişleri Bakanlığı’nda diplomat olarak 1947’te görev yapmaya başlayan Dag Hammarskjöld, 1951’de BM Genel Kurulu’ndaki İsveç delegasyonunun başkan yardımcılığına, 1952’de de başkanlığına getirildi. Norveçli Trygve Halvdan Lie’nin BM genel sekreterliğinden istifa etmesinden 5 ay sonra, 10 Nisan 1953’te 5 yıl süreyle bu göreve seçildi. Eylül 1957’de yapılan seçimle 5 yıllık bir dönem için yeniden aynı göreve getirildi. Genel sekreterliğinin ilk yıllarında ağırlıklı olarak Ortadoğu’da İsrail ile Arap devletleri arasındaki savaş ve savaş tehlikesi konularıyla ilgilendi. Kongo’nun bağımsızlığını kazanmasından kısa bir süre sonra başlayan ve bütün ülkeyi saran karışıklıkları durdurmak amacıyla bölgeye BM’ye bağlı birlikler gönderdi. Sovyetler Birliği, Hammarskjöld’ün bu kararını şiddetle eleştirerek genel sekreterlikten istifa etmesini ve bu görevin Batılı, sosyalist ve tarafsız ülkelerin temsilcilerinden oluşan üç kişilik bir kurula devredilmesini istedi. Hammarskjöld, Kongo’dan ayrılarak bağımsızlığını ilan eden Katanga eyaletinin başkanı Moise Tshombe’yle ülkede barış sağlanması için görüşmelerde bulunmak üzere Kongo’ya giderken meydana gelen bir uçak kazasında hayatını kaybetti. Ölümünden kısa bir süre sonra, 1961’de, barışa katkılarından dolayı kendisine Nobel Barış Ödülü verildi.

Rusya’yı Avrupa Konseyi’ne alan başkan: Daniel Tarschys (İsveç)

Anne-babası İsveç üniversitelerinde ders veren Daniel Tarschys 1943 doğumlu. Akademik kariyeri ve politikayı birlikte devam ettirdi. Liberal Parti saflarında politik yaşamını sürdüren Tarschys, 1976-82 ve 1985-94 yılları arasında İsveç Meclisi’nde bulundu. 20 Haziran 1994’te Avrupa Konseyi genel sekreterliğine seçilen Daniel Tarschys’in en önemli icraatı, Rusya’nın Avrupa Konseyi’ne katılmasını sağlamak oldu. Rusya’nın konsey kriterlerini yerine getirmediği eleştirilerine “İçeri almak, dışarıda tutmaktan daha iyidir.” cevabını verdi. 1 Eylül 1999’da konsey genel sekreterlik görevinden ayrılarak akademik kariyerine döndü.

Nobel ödüllü arabulucu: Martti Ahtisaari (Finlandiya)

23 Haziran 1937’de, günümüzde Rusya sınırları içinde kalan Viipuri’de dünyaya geldi. Babası Oiva Ahtisaari astsubay olarak görev yapıyordu. Dedesi, Norveç’in güneyinden Finlandiya’ya göç etmiş. Aile, 1929’da Finlandiya vatandaşlığına geçme kararı aldı. Norveçli Adolfsen soyadını da 1935’te Ahtisaari olarak değiştirdi. Ahtisaari ailesi, baba Oiva’nın işleri nedeniyle 1952’de Norveç sınırındaki Oulu’ya yerleşti. Martti Ahtisaari askerlik hizmetini yüzbaşı rütbesiyle tamamladı. Oulu Eğitim Fakültesi’nde uzaktan eğitim dersleri aldı. 1965’te, Finlandiya Dışişleri Bakanlığı Uluslararası Kalkınma Yardımları departmanında diplomasi hayatına adım attı. 1973-1976’da Tanzanya büyükelçisi olarak görev yaptı. 1977’de BM genel sekreterinin Namibya özel temsilcisi oldu. Namibya’nın bağımsızlığını kazanmasında önemli rol oynadı. 1987’de BM genel sekreteri yardımcılığına getirildi. 1991’e kadar bu görevinde kaldı. Sonra Balkanlarda barışın sağlanması için çaba sarf etti. Eylül 1992-Nisan 1993’te Bosna-Hersek’te, eski Uluslararası Yugoslavya Konferansı’nın çalışma grubuna başkanlık etti. 1994’te 6 yıl için Finlandiya cumhurbaşkanı seçildi. Bu görevi sırasında da uluslararası alandaki faaliyetlerine aktif şekilde devam etti. 1999’da eski Rusya Başbakanı Viktor Çernomirdin ile birlikte, eski Yugoslavya Devlet Başkanı Slobodan Miloseviç’i Kosova’daki askerî operasyonları sona erdirmesi yönünde ikna etti. Cumhurbaşkanlığı döneminde uzlaşmazlıkları çözmeyi amaçlayan sivil toplum örgütü CMI’ı (Kriz Çözüm Girişimi) kurdu. Ocak 2005’te Endonezya hükümeti ile ayrılıkçı Özgür Açe Hareketi arasında arabuluculuk yaptı. 6 ay devam eden görüşmeler sonrası, 1976’dan beri çatışan taraflar barış anlaşması imzaladı. 2006’da Sırplar ve Kosovalı Arnavutlar arasında Kosova’nın nihai statüsünün belirlenmesi amacıyla yapılan görüşmelere BM özel temsilcisi sıfatıyla katıldı. Taraflar arasında uzlaşmanın mümkün görülmediği raporunu Mart 2007’de BM Güvenlik Konseyi’ne sundu; Kosova’ya BM denetiminde kontrollü bağımsızlık verilmesi önerisinde bulundu. Kosova, bir yıl sonra bağımsızlık ilan etti. Başta Kosova olmak üzere Avrupa, Afrika, Ortadoğu ve Uzakdoğu’da birçok sorunun çözümü sürecinde üstlendiği arabuluculuk görevinden ötürü 2008 Nobel Barış Ödülü’ne layık görüldü.

Norveç’in ilk kadın başbakanlığından DSÖ Genel Sekterliği’ne: Gro Harlem Brundtland (Norveç)

Norveç Devlet Konseyi Üyesi Gudmund Harlem’in kızı olan Gro Harlem Brundtland, 1939’da doğdu. Oslo Üniversitesi’nde tıp eğitimini 1963’te tamamladıktan sonra mastırını ünlü ABD üniversitesi Harward’da yaptı. Politikaya İşçi Partisi saflarında başlayan Brundtland, 1974-79 arasında çevre bakanlığı yaptı. Tarihler Şubat 1981’i gösterdiğinde ise bir ilke imza atarak Norveç’in ilk kadın başbakanı oldu. Ancak bu görevi sadece aynı yılın ekim ayına kadar sürdü. 1986-89 ve 90-96 yıllarında yeniden başbakanlık koltuğuna oturan Brundtland, ülkesinin AB üyesi olması için büyük uğraş verdi. Yapılan referandumda AB üyeliğine halk ‘hayır’ deyince koltuğunu Jagland’a bıraktı. İç politikadan çekilen Brundtland, 1998’de Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) genel sekreterliğine seçildi. 2003’te Uzakdoğu’da ortaya çıkıp tüm dünyayı etkisi altına alan SARS virüsüne karşı başarılı mücadelesinden dolayı ‘dünyada yılın siyasi şahsiyeti’ ödülünü aldı. DSÖ genel sekreterliğinden 2003’ün sonunda ayrılan Brundtland, eşiyle birlikte Fransa’ya yerleşti.


Uluslararası kurumların başına geçmeyi nasıl başarıyorlar?

Danimarka, İsveç ve Norveç, aynı ırktan gelmeleri sebebiyle, uzun yıllardır birlikte hareket ediyor. Rekabet sadece sporda yaşanırken, diğer alanlarda yakın işbirliği yapıyorlar. Bu ülkelere Finlandiya ve İzlanda’nın eklenmesiyle Avrupa’da güçlü bir lobi desteği sağlıyorlar birbirlerine. Avrupa’da Türkiye’ye lobi desteği verecek ülke sayısı ise oldukça az. Uluslararası bir görev için Almanya, İngiltere, İspanya, Fransa ve İtalya gibi Avrupa’nın liderliğine oynayan büyük ülkeler birbirleriyle mücadele ederken; dayanışma içindeki Danimarka, İsveç, Norveç ve Finlandiya’nın kendi devlet adamlarını çıkarmaları kolay oluyor. Sadece ülkelerinde yaşadıkları başarılarla yetinmiyorlar. Mesela başbakan olunca, bir sonraki hedef olarak kendilerine uluslararası bir görevi seçiyorlar. Uzun yıllar koltukta oturma yerine ülkelerinin adını duyuracak bir makam için başbakanlık koltuğundan feragat ediyorlar. Son örneğini NATO Genel Sekreterliği için görevi bırakan Anders Fogh Rasmussen’de yaşadık. Kasım 2011’e kadar Danimarka’yı yönetmek için vize alan Rasmussen, görevi Nisan 2009’da bıraktı.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin