Korona salgını nereye gidiyor? Sırada ne var?

YORUM | Prof. Dr. SALİH HOŞOĞLU

Bu yazıyı başlıktaki sorunun kesin cevaplarını bekleyerek okursanız hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Hiç kimse, Allah bildirmedikçe, gelecekte ne olacağını bilemez. Tahminlerimiz olsa bile bundan sonra kesin olarak ne olacağını bilemeyeceğiz. Sadece daha önce yaşananlar ve bilimsel bilgi birikimleri ile tahminlerde bulunabiliriz. Geleceği bilememek bir eksiklik midir? Bence hayır, geleceği bilememekten ciddi şekilde memnunum. “Ya gelecekte olacakları bilseydik”, bizim için ne kadar büyük bir sıkıntı kaynağı olurdu. Şimdi herkes gelecekte bu salgının etkileri neler olabilir diye yorumlar yapıyor, senaryolar çiziyor. Bütün bilinmezliklere rağmen sağlıklı öngörülerle adım atmak ve hazırlık yapmak en doğru yaklaşım olsa gerektir.

Ne bekleniyordu, ne oldu? 

Salgın Çin’de başladığında uzun zaman gizlendi ve kapalı rejimin marifetiyle bütün dünyaya yayılmasının önü açılmış oldu. Yaklaşık üç aylık sürenin sonunda artık salgının merkezi Batı dünyasına taşınmış görünüyor. İtalya, İspanya ve ABD’de çok hızlı bir yayılma ve ölümlerdeki artış herkeste büyük bir korku uyandırdı. Başlangıçta hastalık hakkında çok az şey biliyorduk, geçen süre içinde çok sayıda bilimsel çalışma yayınlandı.

An itibariyle hastalığın risk grupları, bulaşma yolları, virüsün dış dünyada yaşayabilme süresi ve klinik seyri hakkında çok ciddi bilgi birikimi oldu. Hâlâ birçok nokta muğlak olmakla birlikte eskiye göre birçok sorunun cevabı bulunmuş oldu. Bildiklerimizin yanında hastalığın bulaşması ve seyriyle ilgili gene de çok sayıda belirsizlik ve cevapsız soru var. Kısaca bunların bazılarının üzerinde durmak ve bunları irdelemek istiyorum.

Cevap bekleyen sorular:

1-Çin, salgını kontrol etti mi? 

Çin yaşanan büyük kaos ve sarsıntıdan sonra çok zecri tedbirler aldı ve insanları ölümüne karantinaya aldı. Yaklaşık iki aylık süre sonunda Çin’den bildirilen vaka sayısı ciddi olarak artmıyor. Günlük artış onlu sayılarla ifade ediliyor. Bu satırları yazarken (26 Mart 2020, Orta Avrupa saatiyle 19.00 civarı) dünyada kesin tanı konulan vaka sayısı yarım milyonu aştı ama Çin’de 81 bin civarında vaka var. Artık İtalya ve ABD Çin’i yakalamak üzereler, bu seyir devam ederse COVID19 vaka sayısında yarın Çin ikinci ya da üçüncü sıraya düşebilir. Herkesin cevap aradığı iki sorudan birincisi, Çin’deki vaka sayısı gerçekten bu kadar mı? İkincisi ise çok ciddi karantina veya benzeri uygulamalar böylesine başarılı sonuç verir mi? Çin kapalı bir ülke, özgür basın asla yok ve yabancıların birçok bilgiye ulaşması mümkün değil. O nedenle herkes bu sayıların sıhhatinden şüpheli. Ancak sayı çok daha yüksek bile olsa artık yeni vaka görülmüyor ya da çok az görülüyorsa karantina uygulamaları başarılı oldu demektir. Benzeri bir başarıyı yakalayan Güney Kore ise Çin’e göre tam ters bir görüntü veriyor. Ülke dünyaya açık, çok yoğun tanı testi yaparak pozitif olguları tecrit etti ve salgını ciddi anlamda kontrol altına aldı.

2-Hastalığı geçirenler taşıyıcı olarak kalıyor mu? Bulaştırma riski ne zaman ortadan kalkıyor? 

Herkesi tedirgin eden bir başka soru da bu. Bu soruya kesin cevap veremediğimiz için herkes iyileşmiş olanların, en azından içlerinden bazılarının, bulaştırmaya devam etmesinden endişe ediyor.

3-Avrupa ve ABD salgını nasıl kontrol edecek? 

Hastalık Avrupa’ya ağırlıklı olarak İtalya üzerinden yayıldı. Avrupa ülkelerinin Çin ile çok yoğun ticari ilişkileri var, karşılıklı ziyaretler eksik olmuyordu. İtalya’da, bir cruise (uzun seyahat) gemisinde yüzlerce kişinin hastalığı taşırken ülkeye gelmesi, problemi daha da içinden çıkılmaz hale getirdi. Karantina gibi tedbirler hastalık yayıldıktan sonra alındığı için çok sayıda yaşlı insan enfekte oldu ve bu durum İtalya’yı en fazla ölümün olduğu ülke yaptı. İtalya özellikle Almanlar için öncelikli tatil güzergahı olduğu için hastalık buradan bütün Avrupa’ya kısa sürede yayıldı. Şimdi dünyada en çok vaka görülen ilk onbeş ülkenin 11’ini Avrupa ülkeleri oluşturuyor. Bunların dışında kalan ülkeler Çin, ABD, İran ve Kanada. Uygulanan sıkı karantina ve/veya benzeri teması önleyici tedbirlerle vaka sayısındaki artışın önce azalması sonra da durması bekleniyor. Ancak henüz oraya varıldığını söyleyemiyoruz. Özellikle ABD’de çok hızlı bir artış söz konusu.

4-Orta ve Az Gelişmiş Ülkeler niçin daha az problem yaşıyor?

Avrupa ülkelerinde ve ABD’de bu kadar vaka görülürken hijyenin çok daha zayıf olduğu Asya ve Afrika’daki daha fakir ülkelerde az vaka görülmesi acaba ne ne ile izah edilebilir. Rusya ve Türkiye orta gelir düzeyindeki ülkeler, bir şekilde bu mücadelenin ekonomik sıkıntılarını göğüslüyor olabilirler, ya Pakistan gibi ülkeler nasıl oluyor da bu kadar az vaka ile karşılaşıyor sorusunun cevabını bilemiyoruz. Şu an bildiğimiz Türkiye dahil birçok ülkede çok az test yapıldığı ve test yapılıp pozitif çıkmayan hiç kimsenin COVID19 olarak bildirilmediği yönündedir. Konuyla ilgili olarak bir Hindistanlı doktorun yaklaşımı açıklayıcı olabilir. Hintli doktor “bizim ülkemizde o kadar yaygın enfeksiyon hastalıkları var ve insanlar o kadar fakir ki böyle grip benzeri tablo ile seyreden bir hastalık kimsenin özel dikkatini çekmez” dedi. Test yapılıp adı konulmamış olan hastaların büyük çoğunluğu hastaneye yatırılmadan iyileşecektir, ancak geri kalanlardan ciddi seyredenler sağlık sistemini tıkayabilir, tabii ciddi bir sağlık sistemi varsa. Ayrıca ülkeler bunlara test yapıp sonucu Dünya Sağlık Örgütü’ne rapor etmedikçe bu ülkelerdeki vakalar “grip” yada “akciğer enfeksiyonu” olarak bilinmeye devam edecektir.

5-Türkiye’de gerçek vaka sayısı nedir?

Şu anda Türkiye’den bildirilen vaka sayısı 2.433 ve COVID19’a bağlı ölüm sayısı ise 59 olarak kayıtlara geçmiş durumdadır. Ancak çok fazla çelişkili haberler kafa karıştırmaktadır. Birkaç gün önce İstanbul’da 24 hekimin enfekte olduğu bilgisi haber olarak paylaşıldı. Gene dolaşan bir videoda İstanbul’un bir semtinde Korona hastaları için özel bir mezarlık yapıldığı ve buraya ölen 15 kişinin gömüldüğü söylenmekteydi. İstanbul’un bir semtinde bu kadar COVID19 ölümü olması açıklanan rakamlarla ilgili olarak insanları ciddi şekilde şüpheye düşürmektedir. Türk Tabipleri Birliği de bu konudaki tereddütlerini açıkladı. Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan 25 Martta vaka sayısını 8554 olarak açıkladı. Anlaşılan bu sayı test yapılmayanlar dahil klinik belirti olan hasta sayısını ifade ediyor. Oysa bugün Avrupa ülkelerinde pozitif denilen vakaların büyük çoğunluğu zaten klinik olarak ciddi vakalar değiller. Sadece test pozitif oldukları için bu rakama dahil ediliyorlar. Bu durumda Türkiye’de gerçekten enfekte olan kişi sayısı çok daha yüksek olabilir. Daha da kötüsü bu kişilere test yapılmadığı için kendileri de çevreleri de tehlikenin farkında olmayacaklardır ve bulaştırmaya devam edebileceklerdir.

Bu problem ne zaman çözülecek?

Şu ana kadar yaşananlar henüz vaka sayısındaki artışın sonuna gelinmediğini gösteriyor. Ama Çin ve Güney Kore örnekleri salgının kontrol edilebileceğini de gösteriyor. Aşının bir yıldan önce hazır olmayacağı varsayılarak karantina veya benzeri önlemlerle bu hastalığın durdurulması bekleniyor, gerekiyor, en azından bütün insanlar bunu umuyor, arzu ediyor. Ancak bu karantina ve sınırlamaların ekonomileri yıkmaması ve başka problemler çıkarmaması için sınırlamaların ölçüsü ne olmalı sorusunun net bir cevabı yok. Bu aşamada yapılacaklar hekimlerden çok siyasetin alanına giriyor. Görünen o ki bu salgın en azından bir kaç ay daha dünyayı esir etmeye devam edecek. Bu kapanma hali daha uzun yada kısa sürebilir, bunun süresini bilemiyoruz, ancak herkesin kendini daha uzun sürebileceğine göre hazırlamasında fayda var.

2 YORUMLAR

  1. Bu bilgiler için çok teşekkürler. Böylesi makalelere daha çok ihtiyacımız var. Kafamız karışık. Her kafadan bir ses çıkıyor. Kime inanacağımızı, neyi, nasıl yapacağımızı bilemez duruma geldik. Sorularım şunlar: “Sosyal mesafe virüsün yayılma hızın azaltıyor. Tamam bu malum. Peki, bu aynı zamanda virüsü öldürüyor mu?”. “Eğer öldürmüyorsa, bu virüsün yeniden yayılması için, kaç kişinin hastalığı bulaştırması yeterli olacak?”

  2. Pek muhterem hocam, cok tesekkurler.
    Bu arada Youtube de katildiginiz yayinda, virusun hava yolu ile bulasmayacagi basta olmak uzere bazi degerlendirmelerinizi biraz iddiali bulmustum. Ancak daha sonra Dunya Saglik Orgutu de sizin aciklamalarinizi dogruladi. Calismalarinizda basarilar dilerim.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin