Kınama mı, kına yakma mı?

YORUM | BARBAROS J. KARTAL | @BarbarosJKartal

Her gün ellerindeki bütün imkanları seferber ederek dur durak demeden ektikleri nefret tohumları başak vermeye başladı.

Bakmayın kınama mesajlarına, üzülmüş gibi yapmalarına. İstedikleri toplum bu aslında. Kendilerine muhalif olan herkese tabanlarından gelen şiddet ve hiddetten duydukları memnuniyeti tahmin edemezsiniz. Zaten sesini soluğunu duyurmak için onlarca engelle boğuşmak zorunda kalan muhalefetin sokakta da sindirilmesi gerekiyor. Herkes gözaltına alınabileceği, tutuklanabileceği hissiyle yaşamalı ki kimsenin sesi çıkmasın. Bu nefretin bumerang gibi bir gün kendilerine döneceğinden habersizler. Zannediyorlar ki mundar ettikleri güruhlar hep kendi kontrollerinde kalacak. Zannediyorlar ki bir gün biri ‘yeter’ diye fitili ateşlemeyecek.

Tetikçileri de bir o kadar pervasız. Başlarına hiçbir şey gelmeyeceğini çok iyi biliyorlar. En fazla biraz emniyette misafir edilirler, rutin işlemler yapılırken arkadaşlar çay ikram eder onlara. Biliyorsunuz saldırganların hepsi dışarıda, içerde olan bir tanesi yok. Artık tetikçileri de öyle kahvehane serserileri falan değil. Son ‘mücahit’ üniversitede akademisyenmiş. Bunlar hukuk öğretecek gençlere.

Bir CHP’li ya da HDP’li ne kadar hasta olursa olsun bir AKP milletvekili için “Uçakta falancanın arkasına oturdum. Boğma teliyle işini bitir biz sana hapiste bakarız diyenler fav” diye bir mesaj atabilir mi? Atamaz. En fanatiği bile başına neler geleceğini çok iyi bilir çünkü. Hayatını mahvederler adamın. Gazetelerinde, televizyonlarında günlerce manşet olur. Erdoğan konuşmalarında tepinir durur: “Benim vekilimi boğmakla tehdit edenleeeeer…” diye höykürmeleri tahmin etmek zor değil. Yazarken bile kafamda çınladı bağırtısı…

Bu tür toplumsal olaylar, havuzun etliye sütlüye dokunmayan olayları için aslan kesilen kalemşörleri için bulunmaz bir fırsat. Hemen kınama yarışına girişiyorlar, empati kahramanı oluyor hepsi. “Aysel Tuğluk’un vefat eden annesine yapılan bu davranışlar bla bla, dinimizde ölen kişiye saygı bla bla…” Kardeşim, senin su taşıdığın değirmenin işleri bunlar. Senin her gün saraya yaranmak için terörist ilan ettiğin, hedef gösterdiğin insanlara yapılıyor bunlar, her gün gaz verdiğiniz insanlar tarafından…

Peki ya ülkede olan diğer zulümler. Aylardır yakınlarını arayan insanların bir kere bile haber olduğunu duydunuz mu? Doğumhane kapısında bekleyen polislerin birkaç saat önce doğum yapmış kadınları sürüye sürüye götürdüklerini? Zavallı kadın ve yaşlıların elleri kelepçeli gözaltına alınışları ve sadece hedef sayıyı tutturmak için tutuklanmaları ile ilgili bu vicdan kahramanlarının bir kelime döktürdüklerini? Bilmiyorlar mı? Bilmezler mi? Senden benden iyi biliyorlar yaşananları. “Yeter artık bu kadarını vicdanım kaldırmıyor” diye bırakacak tıynette kimse kalmadı o mahallede. En ufak serzenişte başlarına gelecekten korkanların her gün ipe sapa gelmez konularda filozof kesilip top çevirmeleri bile kesmiyor patronlarını. Fırça yiyen yiyene. Su akarken doldurabildiği kadar doldurmak için insanlıktan çıkmışları zaten biliyorsunuz. ‘Bir daha bu dönem gelmez, hayatımızın sonuna kadar idare edecek kadar kenara atmamız lazım’ diyenler bunlar.

Yakında ne olacak biliyor musunuz. Bunların içerisinden yolun sonuna gelindiğine inanıp da kahraman olarak trenden inmek isteyenler aykırı yazılar yazacaklar ve kovuldu olacaklar. AKP sonrası “Zamanında AKP’yi eleştirdim diye kovuldum ben” diye yine piyasaya çıkmaya çalışacaklar. Göreceksiniz isim isim bile sayılabilir bunlar.

Tuğluk’un annesinin cenazesinde yaşananlar, Sezgin Tanrıkulu’na yapılan tehditler, bunlar daha yaşanacak kötülüklerin artçısı. Yaklaşan seçimlerin en önemli argümanı milliyetçilik olacak. Dinci faşistlerin yanına daha ırkçı faşistler eklenecek. Zaten sahne almaya başladılar.

Ama bir AKP klasiğine ihtiyaçları var. Son zamanlarda beslemeleri o kadar sapıttı ki mağduriyet zamanı geldi çattı.

Artık o kadar örgütlü kötülük şebekesi haline geldiler ki ellerinde tip tip profillerin olduğunu tahmin etmemek çok safdillik olur. Kılıçdaroğlu ya da bir CHP’li isim ile fotoğrafı olan bir “eleman” yakında sahne alabilir. “Sen misin bana fotoğraf diyen?” misali. Ya da başörtülü bacımızın biri taciz edilir. Bir AKP milletvekili de saldırıya uğrayabilir.

Ülkeyi öyle bir hale getirdiler ki neler olabilir konusunda kalem oynatanların geniş bir hayal gücüne ihtiyacı var.

1 YORUM

  1. Ufak bir miktar mürekkebin koca bir kova suyu heder etmesi, içilmez hale getirmesi gibi, “bla bla” lafı da bu güzel yazınızı heder etmiş. Daha da güzel yazılar dileğiyle…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin