Der Spiegel’in haberini de çarpıttılar

HABER-YORUM | SEMİH ARDIÇ

‘Yalan haber’ ifadesi Türkiye’de hal-i hazırdaki medyanın perişan haline ifade etmeye kâfi gelmez. Hükûmete ya da Saray’a -ki her ikisi artık tek kişinin inhisarı altında- şirin görünmek maksadıyla en müşahhas veriler çarpıtılıyor, habbe kubbe yapılıyor, ayaklar baş gibi gösteriliyor.

Onun içindir ki Türkiye’de artık aydınlatan iletişim yerine karartan iletişimden, geliştiren (inkişaf ettiren) iletişim yerine cahilleştiren (gerileten) iletişimden bahsetmek mümkün. Dershane ve okul kapatan Millî Eğitim Bakanı olarak tarihe geçen AKP’li Nabi Avcı, siyasete girmeden seneler evvel ‘hoca’ sıfatı ile kaleme aldığı Enformatik Cehalet kitabını bir de bu zaviyeden yeniden kaleme alsa keşke!

İHA VE SABAH’IN MÜŞTEREK YALANI

Yalanlara beyne’l-milel (milletlerarası) gazete, dergi, televizyon ve internet sitelerinde yer alan haberler bile alet ediliyor. Alman Der Spiegel dergisinde yayımlanan bir haberin iktibas edilmesi esnasında yapılan çarpıtma en son misallerden biridir.

İhlas Haber Ajansı (İHA), Almanya’nın Hamburg Eyaleti’nde muhakeme edilmeye başlayan MİT davasına dair Der Spiegel dergisinde yayımlanan haberi kaynak gösterirken haberin özünü çarpıttı. İHA’nın çarpıtma haberini mesnetsiz yorumlarla sayfalarına taşıyan Sabah gazetesi, MİT davasını Hizmet Hareketi’nin üzerine yıkmaya çalıştı.

İDDİANAMEDE GEÇMEYEN BİLGİYE SARILDILAR

Manipülasyondan ibaret o haberde atıf yapılan Der Spiegel dergisinde sanık Mehmet Fatih S.’nin MİT adına çalıştığı için hapse atıldığı belirtiliyor. Zaten Hamburg Eyalet Savcılığı’nın iddianamesinde şu ifadeler yer aldı: 32 yaşındaki sanık, Avrupa Demokratik Kürdistan Toplum Kongresi’nin (KCDK-E) Başkanı Yüksel Koç ve ailesi hakkında 2015’ten 2016’nın Aralık ayına kadar bilgi topladı ve bunları 30 bin Euro karşılığında MİT’e verdi.

Der Spiegel davanın bu çerçevede başladığını ve ‘MİT elemanı olmak’ ile itham edilen Mehmet Fatih S.’nin mahkemede çelişkili ve tutarsız beyanlarda bulunduğunu, bu arada Koç’a suikast yapması için Fethullah Gülen’den emir aldığını iddia ettiğini kaydetti. Amma velakin Der Spiegel sanığın bu ve diğer beyanlarla mahkemenin kafasını karıştırmak istediği şerhini düşmeyi ihmal etmedi.

MİT’TEN 30 BİN EURO ALDIĞI BELGELENMİŞ

Kaldı ki mahkeme herhangi bir dergi ya da gazetenin ne yazdığına bakarak karar vermeyecek ki! İddianame ortada. Bu dava hakkında Alman medyasında çıkan hiçbir haberde Mehmet Fatih S.’nin Hizmet Hareketi ile irtibatlı olduğuna dair tek ifade geçmedi.

Savcılığın mahkemeye takdim ettiği telefon dinlemeleri ve diğer belgeler Mehmet Fatih S.’nin MİT’e çalıştığını ve buna mukabil 30 bin Euro aldığını sarih biçimde ispat ediyor. İddianamede sanığın kendi ifadesi de var. Fatih S., Ankara Terörle Mücadele’de görevli iki polise Almanya’daki Kürt siyasetçileriyle ilgili bilgi verdiğini kendisi itiraf ediyor.

Savcılık Fatih S.’nin Kürtlerin nerede ikamet ettiği, kimlerle görüştüğü, hangi siyasî eylemlere katıldığı gibi bilgiler topladığı, bu bilgileri MİT’e ilettiğini kaydediyor. Mamafih İHA ve Sabah bu kadar müşahhas bilgiyi görmezden geldiği gibi mahkemede geçen ve hakikatte hiçbir karşılığı olmayan bir cümleyi başlığa çekip yalan haberlerine bir yenisini daha ilave etti.

MİT’İN NE İLK NE DE SON SKANDALI

Kaldı ki Mehmet Fatih S. Almanya’da MİT adına casusluk yapıldığı iddiasının ne ilk ne de son misali. 2016’nın Aralık ayında Alman medyasında Federal Anayasayı Muhafaza Teşkilatı’na ait bir belgeye atıf yapılarak MİT’in Almanya’da yanlış bilgi yayarak kamuoyunu manipüle etmesinden endişe edildiğine dair haberler yayınlanmıştı.

Welt am Sonntag adlı gazete de adının açıklanmasını istemeyen bir kaynağın verdiği bilgilere göre, MİT’e bağlı 6 bin kadar ajanın Almanya’daki Türk toplumu hakkında teşkilatı bilgilendirdiğini yazmıştı. MİT’in Almanya’da ikamet eden ve Hizmet Hareketi ile gönül bağı olan 400’den fazla kişinin bilgilerini Alman makamlarına vermesi ‘skandal’ olarak nitelendirilmiş, MİT’in bu tavrı için ‘merd-i kıpti şecaat arzederken sirkatin söyler’ teşbihinde bulunulmuştu.

MERKEL’İ ÇİLEDEN ÇIKARAN FİŞLEME LİSTESİ

‘Serin kanlı siyasetçi’ diye tavsif edilen Federal Almanya Başbakanı Angela Merkel’i bile çileden çıkaran en son skandal 24 Eylül seçimlerinin esas mevzularından biri haline geldi. Neydi o skandal? Türkiye’nin 680 Alman şirketini terörle iltisaklı diye fişleyip listeyi Interpol’e bildirmesine Alman hükûmeti ‘Bu kadarı da fazla, artık sabrımız taştı’ ifadeleriyle karşılık vermişti.

Türkiye lehine yeniden tanzim edilmesi maksadıyla Gümrük Birliği’nin müzakere edilmeyeceğine, 4 milyar Euro’yu bulan malî yardımların kesileceğine ve üyelik müzakerelerinin askıya alınacağına dair kararlar bahse konu fişleme skandalından sonra alındı. Berlin’in 55 Alman vatandaşının keyfî gerekçelerle Türkiye’de hapse atılmasının tuzu biberi olan fişleme skandalının peşini bırakmayacağı konuşuluyor. Ankara’ya silah satışına getirilen tahdit de bu siyasetin bir parçası.

ERDOĞAN’IN MÜŞAVİRİ ALMANYA’DA CASUSLUK YAPARKEN YAKALANMIŞTI

Bilvesile yalan ve iftirayla haberi birbirine karıştıran İHA ve Sabah’a bizzat Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) isminin geçtiği bir başka skandalı hatırlatayım: AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan’ın müşavirlerinden biri olan Muhammed Taha Gergerlioğlu ile Ahmet Duran Y. ve Göksel G. hakkında Türkiye için istihbarat toplamak suçlamasıyla dava açıldığın ne çabuk unuttunuz?

İHA ve Sabah, 18 Aralık 2014’te tevkif edilen Gergerlioğlu’nun 11 ay sonra hapisten nasıl kurtulduğunu teferruatı ile yayımlasa da herkes Türkiye Cumhuriyeti devletinin şahsî pazarlıklara nasıl alet edildiğini ayan beyan öğrense.

AKP, CAMİ İMAMLARINDAN CASUS DEVŞİRDİ

Bir başka devletin hudutları içinde suç olduğunu bile bile casusluk faaliyetinde bulunan, bunu yaparken de yakayı ele verecek kadar acemi kimselerin devletin menfaatlerini hizmet ettiğine kim, niye inansın? Almanya’da bunu yapıyorsanız yarın Alman istihbaratçılarının Türkiye’de Alman vatandaşlarını aynı şekilde istihdam etmesine rıza gösterecek misiniz?

Bütün işler halloldu da cami imamlarından diplomatik misyonu olan memurlara dernek başkanlarından işadamlarına kadar her kişiyi ajanlık faaliyetleri için devşirmek mi eksik kaldı? Türkiye’de vak’a-i adi sayılan hukuk tanımazlığı bir başka devlet ya da millet niye sinesine çeksin?

Ezcümle İHA ve Sabah, Der Spiegel’in haberini çarpıtmak için harcadığı vaktin onda birini casusluk yaparken suç üstü yakalanan Gergerlioğlu’nun WhatsApp’tan yolladığı mesajları yayımlamak için harcasaydı bir nebze mesleğin hakkını vermiş olurdu. Tabii hâlâ böyle bir dertleri kalmışsa.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin