Kimse dindar ve aydın kadın istemiyor

YORUM | MAHMUT AKPINAR

İnsanlık tarihi büyük kısmıyla kadınların itilip kakıldığı “değersiz” kabul edildiği dönemlerle geçti. Ortaçağda “İçine şeytan kaçtı” deyip kadınlara cadı avları düzenlendi, yakıldılar. Kadınlar son dönemlerde kısmen demokratik dünyada rahatlar. Onun dışında hem hayatın yükünü çektiler, hem şiddete maruz kaldılar, hem de eğitimsiz, imkansız bırakıldılar. Rahmetli validem yetim diye 13 yaşında evlendirilmiş, bazıları tarlada 13 çocuk doğurmuş, 9’unu kaybetmiş, sağlığını yitirmiş. İlkokul dahil eğitim almamış. Ömrü  boyunca çalıştı, didindi, yemek yaptı, çocuk büyüttü. Anamın yaşadıkları aşağı yukarı kırsalda yetişen Anadolu kadınlarının kaderiydi. Sadece bizde değil, Batı’da da 1950’lere kadar kadının kadri bilinmemiş.

Dört kız babasıyım. Doğal olarak biraz feministim 🙂 . İstenen oranda olmasam da kadın hakları konusunda duyarlı sayılırım. Kızlarıma en iyi eğitimi aldırmaya çalıştım, ufukları  açık, kendi ayakları üzerinde durabilen bireyler olmaları için uğraşıyorum. Onlar da onur duyacağım başarılar elde ettiler, ediyorlar. Eşim kimya öğretmeniydi. Dört çocukla birlikte yoğun çalışırken, ilahiyat da okumak istedi, şimdi iki fakülte mezunu. Buraya gelmeden önce Master derslerini bitirdi, tezini de yazdı. Ama biz yurt dışına çıktık, üniversite kapatıldı. Diplomayı almak başka bahara kaldı. 

Elbette annelik görevi kutsal. Nasıl babalık görevi eğitim almaya, okumaya, araştırmaya mani görülmüyorsa annelik görevi de mani olmamalı. Annelere pozitif ayrımcılık yapılmalı, bebekleri ve kendileri için özel imkanlar hazırlanmalı. Ama bunu yapamadık. Müslümanlar nedense kadınların eğitimine, önde olmasına hep uzak durdular. Yeri gelince Hz. Ayşe’nin hadis ulemasının müracaat ettiği bir alim olduğunu anlattık, Hz. Peygamberin eşlerine, kızlarına verdiği değeri hikaye ettik, Hudeybiye’de kriz çıkınca eşinin tavsiyesini uygulamasını örnek verdik. Lakin gerçek hayatta kadınlara evde kalmayı, bulaşık, çamaşır işlerini, çocuk bakımını münasip gördük. Okuma, araştırma, meslek sahibi olmayı, erkeklerle eşit şartlarda olmayı onlara yakıştıramadık.

Asırlar boyunca Müslüman coğrafyalarda kadınlar geri planda kaldı, ezildi. İslamcıların iktidarda olduğu ülkelerde de durum değişmedi. İslamcı söylemleri kullanan, dini argümanlarla siyaset yapan AKP döneminde kadın cinayetleri ve kadına şiddet zirve yaptı. Kadın öldüren katiller kelepçesiz tutuklanıp bir süre sonra salınırken, hayatını kız çocuklarına adayan dindar ve eğitimli binlerce kadın zindanlarda çürütülüyor. Tecavüzcüler, tacizciler mahkemenin arka kapısından salınırken başörtülü lohusa öğretmenler yatağa kelepçeleniyor, bebeğiyle hapse konuyor.

Bizde toplumun büyük kısmı eğitimli, aydın, kendi ayakları üzerinde durabilen kadından, münhasıran dindar ve aydın kadından hazzetmez. Her kesim için bunun sübjektif gerekçeleri vardır:  

Kemalistler için “aydın kadın” seküler, modern, başı açıktır. Mümkünse pozitivisttir. İnanca dair değerler taşıdıkça, dini semboller kullandıkça kadın değerini kaybeder. Bu tür kadınlar sadece ev hanımı, temizlikçi olarak kabullenilir. Eğitimi, niteliği ne olursa olsun o kadın “yobaz”dır, kalıba sokulmalıdır. Yıllarca kız çocuklarının eğitimi için kampanyalar düzenlediler, propaganda yaptılar, ama onlar için başörtülü, dindar ve eğitimli kadınlar hep zararlıydı, öcüydü. Onlar Müslüman kız çocuklarının dinden uzaklaştırılmış, kendileri namına devşirilmiş olanını sevdiler.

Siyasal İslamcılar kadının mağduriyetini kullanmayı, başörtüsünü siyasi malzeme yapmayı sevdi. Ama muhalif diye on binlerce eğitimli, dindar kadına tarihte görülmemiş zulmü yaptılar. Onlar, Özlem Zengin gibi zulmü, çıplak aramayı meşrulaştıran, kadın düşmanı kadınları sevdiler. Kendilerine borazan olan, erkeklerin arasına serpiştirip arada bir vitrine çıkardıkları etkisiz kadınları sevdiler. Erdoğan dahil evlatlarını emanet etmek için yıllarca yarıştıkları, ilim, edep, irfan öğreten kadınları ise şeytanlaştırmaktan çekinmediler. Dindar ve eğitimli de olsa kadınlara bariyerler koydular.

Cemaatlerin, tarikatların çoğu kadının modern eğitim almasına karşıdır. Yıllarca ilkokuldan sonra kızları okutmadılar. Şu sıralar Doğu Perinçek’e selam çakan zatın tarikat öncüsünden bizzat işittim. Geldiği düğünde mühendislik okuyan damada, “Üniversite filan boş iş, hanımını da al, gel medresede oku!” demişti. Pek çok cemaat, tarikat hala kız çocuklarının okumasını günah, fitne olarak görüyor. Biraz çağı okuyabilen dindarlar ise kadının cahil kalmayacak kadar okumasına ikna olur. Ama kadından bilim insanı, filozof, mütefekkir, toplum öncüsü çıkmasını tasavvur edemez. Çoğu dini gruba göre çok zeki, kabiliyetli olsa ve biraz okusa da kadınlar evinin hanımı, kocasının karısı olmalıdır.

Kürt Siyasal Hareketi de Kemalistlerden farklı davranmadı. Onlar da kız çocuklarının okuyup feodal baskıdan kurtulmasını, “dinden arınma”sını, ama kendilerine militan Kürtçüler olmasını sevdiler. Can güvenliğinin olmadığı dönemde Güneydoğu’ya okullar, yurtlar açan, kız çocuklarını eğiten insanları ideolojilerine militan olmasını umdukları “çocukları devşiren kimseler” gördü, itibarsızlaştırdılar. Kürtçü olma dışında gençlere alan bırakmak istemediler. Bölgede Kürt çocuklara eğitim hizmeti verirken örgüt tarafından şehit edilen çok öğretmen oldu. Çok anlaşamasalar da onlar da laikçi-ulusalcılar gibi inhisarcı, şekillendirici, toplum mühendisliği özentisi içindeydi. Şimdilerde HDP’nin topluma, olaylara daha kuşatıcı yaklaştığı görülüyor.

Bizim coğrafyada dindar ve aydın kadınları en başta kadınlar sevmez. Pek çok kadının kafasında “aydın kadın” denince modern giyimli, başı açık, inanç, ibadetten uzak bir profil vardır. Bu nedenle Oxford, Harvard mezunu da olsa, birkaç yabancı dil de bilse, bilim olimpiyatlarında uluslararası madalyalar da alsa dindar kadına burun kıvrılır. O aydın, entelektüel olamaz. Daha niteliksiz erkek kadına tercih edilir. Kadınlar için kadınlar arasında bile cam tavanlar vardır. Bir kadın dahi olsa kafasını o bariyerlere çarpar. Dindar ise defalarca çarpar. Genellikle dindar kadınlar da eğitimli, aydın ama dindar kadını sevmez. Kodlarında “her şeyin en iyisini erkekler yapar!” anlayışı hakimdir.

Bizde pek çok erkek kendinden başarılı kadını sevmez. Daha nitelikli hanımla evlenmek istemez, bundan korkar. Dindar erkeklerde bu fobi daha ileridir. Eşinin önüne geçmesine rıza gösterecek, bu konuda hanımını cesaretlendirecek pek azdır. Kadının hizmet edeni, evcimen olanı, söz dinleyeni makbuldür. Güzel olsa bile niteliği arttıkça bu kadınların eş bulma ihtimali de azalır.

Müslüman ülkelerde aileler, anne baba dahi kız çocuklarının “fazla” okumasından rahatsız olur. Normal her anne baba çocuğunun başarısına sevinir. Ne var ki münhasıran muhafazakar ailelerde kız çocuğunun eğitimde çok da ileri gitmesi istenmez. Pek çok dindar ebeveyn öz kızından aydın, entelektüel kadın rolünü esirger.

Eleştirilecek çok yönü olabilir. Sevmeyebilirsiniz, düşünceleriniz örtüşmeyebilir. Ama Hizmet Hareketi Türkiye’de kadınların eğitimi için devrim niteliğinde işler yaptı. Yüzlerce kız lisesi açtı, dindarların kız çocuğu okutma oranını nitelik ve nicelik olarak zıplattı. Dindar kadını eğitimli ve nitelikli alanlara taşıdı, “başörtülü, temizlikçi kadın” algısını yıktı. Afganistan’dan Irak’a, Somali’ye kadar her yerde gelişmiş laboratuvarları olan modern kız okulları açtı. Onlara bilim, felsefe, dil öğretti. Dünya standartlarında başarılar elde etmesine katkı verdi. Bu okullardan yüzbinlerce dindar ama eğitimli hanım mezun oldu ve dünyanın en iyi üniversitelerine girdiler. Kendi adına galaksi bulup bilim literatürüne geçenler oldu. Hareket Müslüman coğrafyalarda kadın eğitiminde bariyerleri yıktı. Öte yandan binlerce okulda, yıllarca eğitim verildi ama bir tek taciz/tecavüz vuku bulmadı.

Hataları, günahları, kusurları bir yana hiçbir şey yapmamış olsaydı, Hizmet Hareketi sadece kadınlara yaptığı eğitim hizmetleriyle Nobel’i hak ediyordu. Ama bu devrimi gerçekleştiren kahraman öğretmenlerin okulları kapatıldı, kendileri hapislere doldurularak ödüllendirildiler. Bebeğiyle hapse atılan Ayşe öğretmeni sembolleştiren kadın hakları savunucuları maalesef mahalle ayrımı nedeniyle on binlerce öğretmeni, kadını görmüyor. Çünkü onlar dindar ve aydın!

(Yarın, “Hizmet’te kadının değeri” konusunu ele alacağız…)

1 YORUM

  1. Ya Mahmut bey
    Hiç bu konulara girmeseniz.
    Benim de dahil olduğum çok kişiye hakikatli cevap hakkı doğacak.
    Ama TR724 tabii ki yayınlamayacak.
    İlla gündem takip edip yazı yazmak zorundamısınız.
    O kahraman kadın öğretmenlerin o okullar da çalışır iken neler yaşadıklarını ve sineye çektiklerini biliyormusunuz.
    Bir durun Allah aşkına.
    Yazı yazmanız farzmı vacip mi?

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin