Kimdir münâfık? (İki yüzlü)

YORUM | Prof. Dr. MUHİTTİN AKGÜL

İnanç bakımından Kur’ân-ı Kerim, genel olarak insanları mü’min, kafir, müşrik ve münafık olarak tasnif eder. Pekçok sûresinde, bu grupların bir takım özelliklerini, olaylar karşısındaki tepkilerini, davranış şekillerini ve ruh hallerini bildirir. Kur’ân’ın bu gruplardan üzerinde en çok durduğu zümre ise şüphesiz ki münâfıklardır. En tehlikeli bir virüsten daha tehlikeli ve sinsi olduklarından, Kur’ân bunlara karşı insanları uyarmış ve ruh portrelerini çizmiştir. Hem müstakil olarak Münâfikûn Sûresi vardır; hem de pekçok sûrede detaylı olarak üzerlerinde durulmuştur. Böylelikle her dönemdeki insan, âdeta birer şer şebekesi gibi çalışan bu kimselerin ifsat ve bozgunculukları karşısında dikkatli olsun ve aldanmasın. İşte Kur’ân ışığında münafıkların en temel ruh halleri ve bunun dışa yansıması şöyledir:

İnanmadıkları halde, Allah’a ve peygambere inandıklarını söyleyerek, başkalarını aldatırlar. Ruhları hastadır. Sürekli yalan söyler, böylece izlerini kaybettirirler. “Ne diye kaos çıkartıyor, bozgunculuk yapıyorsunuz?” denilince de, kendilerinin asıl ıslahçı(!) olduklarını iddia ederler.

“Siz de şu normal insanlar gibi inansanız, onlar gibi hareket etseniz ya!” denilince de: “Biz nasıl onlarla beraber olabiliriz ki, öyle normal halk gibi inanamayız, onların seviyesine inemeyiz!” derler. İşlerine geldiği yerde konjonktürel olarak inandıklarını iddia ederler. Kendi adamlarıyla karşılaştıklarında ise, Müslümanlarla alay ettiklerini, aslında hiç inanmadıklarını söylerler. Doğruyu asla görmez, hakikati asla işitmez ve gerçeği asla söylemezler. Dış görünüşleri itibariyle oldukça anlı-şanlıdırlar. Ancak içleri bomboştur. Müminlerin işleri yolunda gidince, hınçlarından kendilerini yer, kötü gidince de bayram ederler.

Her defasında inandıklarını, yeminlerle iddia eder dururlar. Ancak asla inanmaya yanaşmazlar. İnanmayı, sıradanlık görür, câhil ve kültürsüz halkın yolu kabul ederler. Aslında oldukça korkaktırlar. Meydana gelen her olaydan ödleri patlar ve sonlarının geldiğini zannederler. Onun için de hep panik halindedirler ve isabetli karar veremezler. Veremediklerinden dolayı da hep yalpalar, yanlış yapar ve bir türlü doğruya ulaşamazlar.

En önde gelen özelliklerinden biri, sürekli inananlarla alay etmeleridir. Her vesilede inançla, Kur’ân’la, dinin kutsallarıyla alay edip dururlar. Sebebi sorulduğunda ise fikir hürriyeti(!) derler.

Yine en önde gelen temel özellikleri, yalandır. En mâsum şeyleri bile tersine çevirip, ortalığı karıştırırlar. Başkalarını karalamadan zevk alırlar. Komplolar kurar, kimsesiz ve savunmasız insanları karalar, bundan da sadistçe zevk alırlar. İş başına geldiklerinde bozgunculuk çıkartır, malı, nesli, kültür ve tarihi bozar, altını üstüne getirir ve insanlar arasındaki ilişkilerin zedelenmesi için ellerinden gelen her yolu mubah görürler.

Bozgunculuk faaliyetlerini kulislerle sürdürürler. Müslümanların dışındaki gruplarla beraber olur, onlara her yerde destek olacakları sözünde bulunurlar. Kendilerini iyice güvene almadan ortaya çıkmazlar. Mücadeleleri hep gizliden gizliyedir. Kendi aralarında bir birlik varmış gibi gözükse de aslında onlar, parça parçadır.

Münâfık, bir bukalemun gibi her renge girer ve her zemine kolaylıkla ayak uydurur. Konuşurken yalan söyler. Verdiği bir sözü ertesi gün hemen unutur, müminlerin güvenine hıyanetle karşılık verir. Kendisine emanet olarak bırakılan şeylere hıyanet eder. Kendi malı gibi harcar, tüketir, yok eder. En hâince duygularını, dostane tavırlar içinde yapar ve sergiler. Birisine düşmanlık yaptığında, kin ve öfkesi hiçbir zaman dinmez ve hayat boyu düşmanlığını kat kat arttırarak devam ettirir, kin güder. Hiçbir şeye inanmadığı halde, duruma göre “Benim Allah’a ve âhiret gününe inancım tamdır.” diyerek, kendine mü’min süsü verir ve her zaman insanları aldatmaya çalışır. Fakat aslında aldanan da, aldatan da bizzat kendisidir.

Yukarıda bazı temel özellikleri sayılan sebeplerden dolayı münâfık, müşrikten, dinsizden ve diğer bâtıl izmlerden daha tehlikelidir. Zira dostane yaklaştığından, sizin gibi düşünüyor göründüklerinden, yeri geldiğinde ağızlarından bal(!) gibi sözler döküldüğünden ve insanların yüzlerine karşı sürekli gülücükler dağıttıklarından, bu oldukça tehlikeli kimselerin farkına varılamaz. Farkına varılmayınca da fırsatını yakaladıklarında akrep gibi sokar, yılan gibi zehirlerini son damlasına katar akıtırlar.

Allah münafıklardan ve onların şerlerinden insanlığı muhafaza kılsın!

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin