Kendimi engelletmem

[BESTWEET] | GÜLŞAH ÇAVUŞOĞLU

Duyar duymaz inanır mısın? Yoksa hayret içinde dinler ve de şüpheli mi yaklaşırsın? Sizin için, söyleneni kimin söylediği ne kadar önemli?

Bahsetmek istediğim… Önden gördüklerimizin arkasını, sağdan gördüklerimizin solunu, dıştan gördüklerimizin içini görebiliyor muyuz? Hiç önceden bakmadığınız tarafından baktınız mı dünyaya, hadiselere, insanlara, ağızdan çıkanlara?

Eleştiri, tenkit kelimeleri Twitter aleminde olanca hızıyla kullanılırken ben de atalarımızın yüksek müsadeleriyle iki atasözünün aydınlıkta değil de karanlıkta nasıl göründüğünü göstermek istiyorum. Atasözü denilince bile zihninizi bir el okşayıp “İyi dinle yavrum bak atasözü bu; doğru der” gibi hissediyorum. Ancak kazın ayağı öyle değil.

“Erken kalkan yol alır” derler. Başarılı olmak, yol almak, öne geçmek erken kalkmaya; herkesten önce uyanmaya, güne başlamaya bağlı kılınmış. Ben de derim ki; “Erken de kalksan, geç de uyansan yol almak yola çıkmaya bağlıdır.” Ne bir gün önce ne de bir gün sonra aslında. Bir düşünün… Sırf yola erken çıkılmadı diye hiç mi başka diyarlara gidilmeseydi? Yaş kırk olmuş diye yeni bir dil öğrenemez miyiz? Geçiniz efendim, geçiniz…

Yol boyunca elini tuttuğun kişi, yanına aldığın azık sana yol aldırır. Yola doğru zamanda, doğru motivasyonla çıkmak elzemdir.  Unutma, motivasyonun senin bineğindir. İyi bir motivasyon bırak seni uçurmayı, ışınlar bile.

Önemli olan erken kalkmak değildir yol almak için, mutlu uyanmaktır. Bedenin uyanması değil, ruhun ayılmasıdır aslolan. Ruhsuz ruhsuz yürünmüş yollar, yürüme bandında ilerlemeden yorulmanın ötesine geçemez. Keşke insanın erken kalkma telaşı olmasa da gözlerini açıp, esnemeden kalksa sıcak yatağından. Ya da hayatta aşkla yaptığı işleri olsa insanın ve alarma gerek kalmadan, yola erken çıkmalıyım demeden yollara düşse.

Bir de erken kalkan yol alır denmiş ama erken kalkınca birinci olursun, yol kolaylaşır, yolda yalnız kalmazsın, canın sıkılmaz denmemiş. Keyifli gitmeli yolculuk. Ulaşamasa da hedefe zevk almalı her adımından insan yolculuğun. Eğer insan erken yollara düşmedik diye hayıflanırsa, ayağında bir çivi ile yürüyor gibi hisseder. Birinci olmak için, erken kalkmak ya da yola düşmek değil, doğru motivasyon gerekir. Yol kolaylaşsın diye doğru bir harita ve yolda yalnız kalmamak için tüm ruhunla yolda olmak gerekir. O zaman yalnız kalmaz, hayallerinle yürürsün.

“Ayağını yorganına göre uzat.” Bu sözün nasıl da insanı boğan, risk almasını, yeni şeyler denemesini engelleyen, kabiliyetlerini keşfetmesinin önüne geçen bir söz olduğunu düşündünüz mü? İnsan boyuna posuna ve kendi gerçeklerine göre bir yorgan yapmalı kendine. Verilenle yetinmemeli. Kendi yorganını kendi dikmeli. Uçarım diyorsa kanat şeklinde, yüzerim diyorsa yüzgeç şeklinde olmalı yorganı.

Hatta kim demiş yorganı olmalı diye. Belki üstü açık yatmalı. Belki tenine değmeli gün ışığı, yeri gelince üşümemeyi öğrenmeli. Bazı çiçekler soğukta filizlenir, unutmamalı. Soğuğu da sıcağı da sevda bilip üstüne örtmeli.

Örtüsünü ve ayağını yorganının boyuna göre uzatmak zorunda kalmış olanlara, bir şeylere mecbur hissedenlere vermeli yorganını. Yoo öyle de olmamalı. Yorganı onların da üzerinden çekip almalı. Parolamız “Kendimi engelletmem” olmalı. Yorganın kısalığı değil, ona mecbur hissetmek bir engeldir. Düşünsenize herkes ayağını yorganına göre uzatsa, kolları olmadan ağzıyla fırça tutup resim yapanlar olur muydu hiç? İnsanın inkişafı cevap aramaya, koşmaya, terlemeye, acıkmaya, susamaya bağlıdır çoğu zaman. Yetinmek insanı çoğaltmaz, artırmaz, köpürtmez.

Herkesin gönlü hoş olsun diye tabii ki “Erken kalkan yol alır”, tabii ki “Ayağını yorganına göre uzat” diyebilirim. Ama bugün farklı şeyler söylemek lazım derim ben. Biraz da dokunarak görmek, duyarak tatmak gerek. Yola çıkarken saate değil de kalp ibresine bakmak, limitleri zorlayıp üstü açık uyumak lazım. “Gülşah zamanı mıydı böyle bir yazının?” diyebilirsiniz. Eee erken kalkar yol alır… “Gülşah, sen kimsin de atasözü eleştiriyorsun?” da diyebilirsiniz. Ben de Ahmet Kaya gibi derim ki “Siz benim yorganımın uzunluğunu nerden bileceksiniz?”

4 YORUMLAR

  1. Farklı bakışlara farklı olumlu bir bakış olmuş sonsuzluk için yaratılmış insana bukadar sınır niye ki değil mi? Melekleri ardında bırakan peygamberin Sav ümmeti, denizlerin üstünde yürüyen mekan tanımayan üstadın talebesi, eşyaya bizim gibi tek bir gözle bakmayan kalp gözü ile gören hocamızın talebesi isek bukadar sınır niye.. Çok güzel olmuş..

  2. Atasözleri diye verilen ne kadar çok hatalı söz olduğunu bilirdim ama bilmezdim ya da hiç düşünmemiştim yorgan ve ayak ; yol ve erken arasındaki bağı farklı bakış açısıyla yani sizin bakış açınızla.Çok güzel bir sunum olmuş önümüze sözler farklı renkleriyle sunulmuş.Hani öğrenilmiş çaresizlik,deriz ya işte onlara atıf olmuş.İşte öyle bir şey…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin