Kazandığın şeye değdi mi?

YORUM | ALPER ENDER FIRAT

AKP üyeleri içinde acıyarak baktığım bir isimdir Numan Kurtulmuş. Öfke, nefret, kızgınlık, kırgınlık gibi duygulardan çok, ne zaman yüzüne baksam bir acıma hissi kaplar içimi. Çok zaman geçirdiğiniz, çok iyi hatıralar biriktirdiğiniz eski bir yakın arkadaşınızın kötü yola düştüğünü, bir haramiye dönüştüğünü, ruhen ser sefil oluşunu gördüğünüzde içinizi nasıl bir duygu kaplarsa öyle bir duygu kaplar içimi. 

Hak ve adalet için siyasete atılıp, hakkın sesi olma iddiasıyla yola çıkmış bir adamın ahir ömründe zalime baston değneği oluşunun ibretlik hikayesidir Numan Kurtulmuş. Bu acıklı hikayeyi ayrıntılı biçimde Bülent Korucu’nun metamorfoz portrelerinde okuyabilirsiniz. (http://tr724.wpengine.com/metamorfoz-portreler-numan-kurtulmus/ )

O’nun bahtına 15 Temmuz sonrası hükümetin en alçak, en zalim, en hayasız uygulamalarını savunmak, onları cansiperane bir şekilde kamuoyunda anlatmak düştü. Reza’ya verdiği ödülün karşılığını zalime ve zulme sözcülük yaparak aldı. 20 Temmuz darbesinin bütün insanlık dışı kararlarında onun da payı ve müdafaası vardı. 

Gelecek zamanda yani AKP’nin Naziler gibi anıldığı tarihlerde, bugünleri anlatanlar zulmün sesi olarak Numan Kurtulmuş’un da sesini çokça anacak. Şüphesiz yüzbinlerce masumun, anasız babasız kalmış çocuğun, işsiz kalmış, zindanlara atılmış mazlumların ahı onun yakasını da iki cihanda hiç bırakmayacak. 

Bir gün bir yerde Numan Kurtulmuş’la yüz yüze gelsem sadece tek bir soru sormak isterim ‘Buna değecek ne kazandın?’

Harun’un yanından durduğunu söylerken kalkıp Karun’a tetikçi olmak için ne kazanmış olabilirsin, doğrusu bunu herkes çok merak ediyor. 

Dün sosyal medyada Gülşen Altınova isimli bir öğretmenin Oxford’da karşısına çıkıp söylediklerini okuyunca Numan Kurtulmuş’la ilgili düşüncelerimi yeniden hatırladım. Gülşen Hoca, Numan Kurtulmuş’a 11 yaşındaki kızının “anne ne olur gitme yanlarına, sana bir şey yaparlar” dediğini ve az ileride kendisini tereddütle beklediğini anlatıyor. 

İnsan olana bundan daha ağır bir cümle söylenir mi? Anlayana o endişeli gözlerden daha büyük bir ceza olabilir mi? 11 yaşında bir kız çocuğunun bu maskesiz, filtresiz, saf tedirginliğini düşünüp biraz irkilmiş midir? 

Ve bu çocukların sayısının yüz binleri bulduğunun farkında mıdır? Annesiyle Meriç’ten geçerken buz gibi sularda hayata veda eden çocuğun ahının üzerinde ve o masumların kanının ellerinde olduğunu hatırlıyor mudur? Yerle bir edilen Sur’un kanla karışık tozunu o pahalı elbiselerinin bile kamufle edemeyeceğini düşünüyor mudur? Er ya da geç bir gün çevirdikleri bütün tezgahların ortaya çıkma ihtimali onu ne kadar tedirgin ediyordur?

Harun edebiyatıyla ün yapıp Karun’a kapılananlar siz de biliyorsunuz ki iktidarınız bitecek, sahtekarlıklar üzerine kurduğunuz yalan dünyanız tam ortasından çökecek ve bütün tezgahlarınız tek tek ortaya çıkacak. Oxford’da annesine bir şey yapabilecek endişesi taşıyan o kız çocuğu var ya size en masum bakan çocuklar onlar olacak. Ya annesini hapsettiğiniz binlerce çocuk, babasını işkenceyle ya da terörle öldürdüğünüz bebeler?

İşte onlar büyüyecek. Sokağa her çıktığınızda çocukluğunu kabusa çevirdiğiniz bir delikanlı ile göz göze geleceksiniz. Bugün zulüm ile abat olduğunuz yönetiminiz yarın kabusunuz olacak. Üstelik uğruna zalim olduğunuz hiçbir Karun da sizi korumayacak, yardıma gelmeyecek. 

Kazandığın şey değdi mi Numan Kurtulmuş, bu aşağılık yönetimin payandası olmaya değdi mi?

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin