‘Karadelik’ metaforundan ‘Erdoğanlı sıfırlamalar çağı’nı anlamak

Konuk Yazar | Ramazan F. Güzel (Eski Diyarbakır Ağır Ceza Hakimi)

İleride Türkiye tarihini yazanlar,  2000’li yıllar sonrasından bugünlere gelen süreci tanımlarken çeşitli adlandırmalar yapacaklardır. Genel olarak ‘Erdoğan Dönemi’ denilip geçilecektir ama şahsi görüşüm, bu dönem; ‘Sıfırlamalar Çağı’ olarak anılacaktır.

Bir yıldız gibi parlatılan Recep Tayyip Erdoğan’ın zamanla bir karadeliğe dönüşmesi ile her şeyi yutmaya başlaması ile ortaya çıkan ‘sıfırlamalar’ hakkında çok sözler söylenecektir.

KÜÇÜK EVRENİ ANLAMAK İÇİN BÜYÜK EVREN ve KARADELİKLER

Fiziği, hele astrofiziği çok severim. İnsan ve evren, aynı sanatkarın elinden çıktığına, aralarında müthiş bir korelasyon var. Hatta, ‘İnsan küçük bir kâinat, kâinat büyük bir insandır’ da denilmektedir. Dolayısıyla da birisini anlayınca diğerini anlamak da kolay oluyor.

Karadeliklerin aslı, evveliyatı yıldızlardır.

Her yıldız ölür, her var edilen şey gibi.. Güneşten büyük kütleli yıldızlar ölünce karadeliğe dönüşür. Güneşten küçük olanlar ise süpernovaya ve ‘beyaz cüce’ye dönüşürler.

Yıldızın ölümü hadisesi de zaten yıldızların içindeki yakıt enerjisi (hidrojen, helyum ve en son karbon) ile dışarıdaki kütle çekimi arasındaki dengenin bozulmasıdır. İç enerjisi azalıp da dış çekimi baskın gelmeye başlarsa, işte o zaman çöküş ve karadelik halinde ölüm süreci başlamış olur.

Sonra kendi etrafında dönüş hızını arttırmaya ve süper novaya dönüşmeye başlar. Oluşturduğu büyük çekim kuvvetiyle birlikte içine doğru çöker ve ‘Kara Delik’ (Black Holes) dediğimiz gök cismine dönüşür.

Evrenin bu karanlık oluşumları, çılgınca artan çekimi ile çevresindeki her şeyi içine çekmeye başlar. Bu yutma iştihasından hiçbir şey kurtulamaz, saniyede 300 bin km kaçış hızı olan ışık bile!

Her cisim gökyüzünde bir yer kapladığı gibi, uzay düzlemini de kütlesi nispetinde çökertir. Einstein bunu, bowling toplarının, konuldukları çarşaf üzerinde ağırlıklıları oranında çökertme yapmasıyla örneklendirir.

Yine Einstein’ın Rölativite kanununa göre,  ışık dahi bu cisimlerin çekiminden etkilenir ve izlediği doğrusal yoldan sapar. Einstein’ın teorisi, geçen yüzyılın başında bir güneş tutulması sırasında test edilerek doğruluğu ispatlanmıştır.

Karadeliklerin korkunç kütle çekimlerine çevrelerindeki hiçbir şey karşı koyamayacağı gibi, kendisini oluşturan madde dahi bu içe doğru çöküşü durduramaz. Madde kısaca kendi ağırlığı altında ezilerek küçülür ve nihayetinde noktasal bir varlığa dönüşür. Bu noktadan sonra karadeliğin içine düşen herşey, gezegenler veya yıldızlar dahi bir atomaltı parçacıktan daha küçük bir hacme kadar sıkışır. Kısaca bu obur yutuş, kendi kütlesini tüketmekle başlayıp, etrafında ulaşabildiği herşeyi yutup yok eden ve hiç bir zaman tatmin olmayan bir varlığın özünü ifade etmektedir.

KARADELİK METAFORUYLA ERDOĞAN’I ANLAMAK

Tarih boyu insanoğlu,  insanlar ile yıldızlar arasında hep irtibat kurmuş ve bir illiyet olduğunu düşünmüştür. Yıldız gruplarına burç isimleri vermişler ve bu yıldızların konumlarına göre insanların fıtratların oluşacağını, hatta yıldız hareketlerinin insanların veya toplumların kaderlerini etkileyeceğine inanmışlardır.

Hatta insanların yıldızlarla temsil edildiğine ve her insan doğduğunda gökte bir yıldız doğduğuna ve kaderlerinin paralel ilerlediğine inanılmıştır. Evet, bazen insanlar da yıldızlar gibi parlar, yıldızları parlar. Işıldarlar ve sonra bir yol tutar giderler.

Erdoğan’ın yıldızı da, kısa hapis mağduriyeti (!) sonrasında hızla parlamış, 2002 seçimlerinde ise esen rüzgar ile ezici güçle iktidara gelmişti.  Hep güç devşiren Erdoğan, bir yandan da belediye başkanlığı döneminde başladığı (ihaleler, komisyonlarla) sürekli olarak paylar, paralar biriktirmeye başlamıştır. Bunu yaparken dini ve milli argümanları çok başarılı şekilde kullanarak kendisine bağlı, sadık bir seçmen kitlesi oluşturdu.

Göreve başlarken Yahudi Cesaret Madalyası ile ödüllendirilen Erdoğan, sonraki açıklamalarında uluslararası güçlerce bölge ülkeleri üzerinde GOP (Genişletilmiş Ortadoğu Projesi) Eşbaşkanı olduğunu deklere etmiştir.

Onun para istifleme ve güç devşirme tutkusunu, zaafını bilen ülkeler ise, gerektiğinde onun payını vererek işlerini yürütmeye başlamışlardır. Halkına karşı yüksek bir ikna kabiliyeti olan lider üzerinden işlerini tek elden yürütmeye başlamışlardır. Batı ülkeleri için olduğu kadar İran, Katar, S. Arabistan gibi doğu ülkeleri için de aynıydı.

Yeter ki onun payını, komisyonunu ver, istediğini yaptır. (İran’ın, ambargoyu delmek için ona ve adamlarına ödediği milyar dolarlık komisyonlar gibi..)

İstanbul’un Kasımpaşa bölgesinde çıkan, tahsil hayatına bile şüpheli, kariyeri ise amatör liglerde top koşturmaktan öteye gidemeyen ve siyasete başladığında –kendi ifadesiyle- ‘bir yüzükten başka varlığı olmayan’ birisi, şimdilerde hem parasal, hem de siyasi güç olarak akıl almaz bir boyutta. Her kriz zamanında oradan oraya taşıttığı 29 ton altınlarından bahsediliyor. 17/25 Aralık Yolsuzluk Operasyonlarında evinde zulasında bile 1 milyar Dolardan fazla parasının olduğu, bunları sıfırlamasının bile günler aldığı, en son elde kalan paranın bile 50 milyon Dolardan fazla olduğu konuşuldu, konuşma tapeleri ortaya saçıldı.

Dünya tarihinde eşine rastlanmamış bir 17/25 operasyonu bile onun hırsını, biriktirme güdüsünü frenleyememiş, aksine daha da katlamıştır. Çünkü artık o kadar büyük bir kütleye; mal ve güç olarak bir karadeliğe dönüşmüştür. Buna ne başkası, ne de kendisi engel olabilecektir artık..

SIFIRLAMALARIN ŞAHI

O, bir karadelik gibi çevresindeki bütün makamları, güçleri kendisine çekiyor, bünyesine ve kontrolüne alıyor ve yoluna devam ediyor. İlçe başkanlığı, Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı, Başkanlık.. Hedefe giden yolda her şeyi mubah görüyor, her şeyle ve herkesle ittifaklar kurabiliyor, herkesin ve her şeyin sinerjisini, maddi-manevi varlığını sömürebiliyor. Biriyle işi bitince de onu bir köşeye atıyor, yoluna devam ediyor, yeni hedeflere yöneliyor.

En güçlü silahı, en çok sömürdüğü argüman din olgusu. Onu hoyratça kullandı, içini boşalttı. Dini yozlaştırırken, dindarı da peşine takıp onları da içi boşalmış ham softalara çevirdi.

Osmanlıyı/ tarihi kullandı, onların saltanat sistemleri üzerinden kendi saltanatını pazarladı, sözde tarihi dizileri ile halkın bilinçaltına yükleme yaptı.

Büyük güçlerin kendisine karşı kullandığı ‘havuç-sopa’ motivasyonunu halka karşı kullandı. Yani kimini devletin imkanlarını kullanarak satın aldı, kimine ise sopa göstererek hizaya getirdi, biat ettirdi.

Ona uyanlar, onun kurduğu yalancı cennetlere, havuzuna dalanlar manen ve etik değer olarak biterken, ona uymayanlar ise –Gülen Cemaati’nde, Furkan Vakfı’nda ve Kürtlerde olduğu gibi- neredeyse ellerindeki bütün maddi varlıklarını, hatta canlarını bile kaybedebiliyorlar.

EN BÜYÜK ‘HAKİKAT BÜKÜCÜ’!

Einstein’ın rölativite kanunundaki gibi, yüksek çekim gücü ışığı dahi yolundan saptırır, dolayısıyla ışığı bize ulaşan cisim, olduğundan çok farklı konumda görünür. Kısaca uzay-zaman alanındaki bu eğilme, cisimlerin konumlarını doğru şekilde tesbit etmeyi imkansız hale getirir.

Erdoğan’da hakikati bükme, olduğundan farklı gösterme konusunda akıl almaz bir beceri bulunmakta… Bu sürece girmiş kimselerin doğal gelişimi sanki… Dolayısıyla da Erdoğan’a ileride değişik adlar, tanımlamalar getirilmeye çalışılacaktır belki ama en iyi tanımlayanı ‘Hakikat Bükücü’ olacaktır.  Her meseleyi, her hakikati kendi menfaatleri doğrultusunda çarpıtmasıyla tebarüz etmiş bir kişiliktir. İşine geldiğinde bir gün kara dediğine, ertesi gün çok rahat ak diyebilmektedir. Bu yönüyle de border line kişilik bozukluğu özelliği gösterebilmektedir.

Hakikati çarpıtması, kendisi hakkındaki algılarını da çarpıtmaktadır doğal olarak.. Benzer özellikler gösteren diğer diktatöryal karakterler gibi, kifayetsiz muhteris durumunda kalsa da, kendisini olduğundan çok yüce görme, kıyas kabul etmeme psikolojisi, kendisini doğru tanımlamanın ve gerçeği görmenin önünü tıkamaktadır. Böylece ‘kendisini seçilmiş, özel biri’ görme psikolojisine yol almaktadır. Şu an çevresindekilerin Erdoğan’a ‘seçilmiş, göklerden teyitli insan, mehdi, halife vb’ olduğunu söylemesi ve onun da inanmaya dünden razı olması, ortaya böyle çılgınlıklar çıkarmaktadır. Taraftarları harikuladeden özellikler atfedilirken, karşı tarafta da onun için ‘Ahirzaman Deccali, İslam Süfyanı’ gibi yakıştırmalar yapmaktadır. Bütün bunlar ezoterik tanımlamalar ve din bilimlerinin alanına girer. Ama şu gerçek ki, Erdoğan sıradan bir insan olmadığı, sonunun ve gidişatının da sıradan olmayacağı…

AMOK KOŞUCULARI

Evet, Erdoğan, çevresindeki her şeyi yutuyor, kendine benzetiyor, dönüştürüyor, içini boşaltıyor. Sonrasında o temas ettiği hiç bir şey eskisi gibi kalamıyor, olmayacak da.

Onun dönüştürmesinde nasibini alan devlet kurumları da (Askeriyesinden Adliyesine) hiç birisi artık eskisi gibi olmayacak. Bu çapta bir vakum, tarihte eşine az rastlanır. Kurduğu yapı ve rejim hep Hitler Almayası ile kıyaslanıyor. Yaptığı bazı açıklamalarda O da ‘Hitler Almanya’sındaki siyasi güçten istediğini’ ifade etmişti.

Hakikaten de şu an en yakın planda onunla kıyas edilebilir. Hitler de Almanya’da bütün bir halkının kaderine tesir etmiş, onların ve devletin bütün varlığının inisiyatifini ele almış ve sonunda herkesi büyük yıkıma götürmüştür. Onun yutan, yıkan hali sadece Yahudiler gibi hedef edindiği halkları değil, kendisi dahil bütün etki alanına tesir etmiştir yani…

Girdiği her seçimi kazanan, hedef edindiği her şeyi bir şekilde ele geçiren Erdoğan, ne zaman kaybedecek, ne zaman bu süreç bitecek, diye çok sorular soruluyor. O da bir karadelik gibi, o da tarihteki muadilleri gibi, en son kendi kendisini yok edecek. Onun doymak bilmeyen hırsı, sıfırlama becerisi, en son kendisini de sıfırlayacak. Hem de o gemlenemez hırsının son noktasında…

Erdoğan da, bir Amok koşucusu gibi, freni patlamış kamyon gibi bir yere toslayınca kadar koşusuna devam edecek… Benzer figürler, hep kazanarak yol almışlar ve en son öyle bir hata hata yapıyorlar ki, bütün kazanımlarını –kendileriyle birlikte- yok ediyorlar.

Zaman ayarlı bomba gibi.. Vaktini bekliyor. Ülke adına her şeyi ve herkesi yutan bu karadeliğin bir yerde dolmasını..

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin