İsveç’in huzurunu bozan sniper’lar 

Mijailo Mijailoviç

ÖZEL HABER | HASAN CÜCÜK 

Olof Palme ve Anna Lindh, İsveç yakın tarihinin en önemli politik figürlerindendi. Sosyal Demokrat Parti’li olan bu ikilinin bir başka ortak özelliği de cinayete kurban gitmeleriydi. Palme, başbakanlık yaparken 28 Şubat 1986’da sinema çıkışında öldürülmüştü. Aradan geçen 34 yıla rağmen katil bir türlü bulunamadı. Dışişleri bakanlığı koltuğunda oturan Anna Lindh ise 11 Eylül 2003’te bir alış-veriş merkezinde uğradığı bıçaklı saldırı sonrası yaşamını yitirmişti. Geleceğin başbakanı gözüyle bakılan Lindh’in katili Mijailo Mijailoviç kısa sürede yakalanıp ömür boyu hapis cezasına çarptırılmıştı.

İsveç yakın geçmişinde sadece siyasilerini cinayete kurban vermedi. 1990’lı yılların başında ülkenin huzurunu kaçıran isim ise ‘Lazer Adam’ olarak tanımlanan John Wolfgang Alexander Ausonius, barış, demokrasi ve insan haklarının merkezi İsveç’in huzurunu bozmuştu. 2009’da ise ortaya çıkan bir başka ‘gizemli sniper’ Peter Wangs huzuru bozan ikinci isim olmuştu. İşte İsveç’in huzurunu bozan iki sniperin hikayesi.

Alman bir anne ve Alman asıllı İsviçreli bir babanın çocuğu olarak 1953’te doğan Ausonius, Stockholm’ün işçilerin çoğunlukta yaşadığı banliyölerinde büyüdü. Göz ve ten renginden dolayı okulda sürekli alay konusu olan Ausonius, gençlik döneminde önce Alman soyadını değiştirip John Alexander Wolfgang Stannerman adını aldı. Bununla da yetinmeyip lens takarak göz rengini değiştirdi, saçlarını sarıya boyatıp İsveçlilere benzemeye çalıştı. Eğitim hayatı parlak geçmeyen Ausonius, çeşitli hırsızlık ve gasp olaylarına karıştı. 28 Şubat 1986’da öldürülen eski İsveç Başbakanı Olof Palme’nin zanlıları arasında ilk sırada gösterilen Ausonius, cinayet sırasında hapiste olduğunu ispatladı.

John Alexander Wolfgang Stannerman

Hapishanede tanıştığı Sırp Miro Berasiç’ten etkilenen Ausonius, dışarı çıktığında komünistlerden, sosyalistlerden ve yabancılardan nefret ediyordu. Hapis hayatı sonrası ticarete atılan Ausonius, borsadan büyük paralar kazandı. Kısa sürede zengin olan Ausonius’un çöküşü de hızlı oldu. 1990’ların başında iflas edip beş parasız kalınca tekrar eski hayatına dönmek için banka soydu, tam 18 kez hırsızlık yaptı. 1979’da İsveç vatandaşlığına geçen Ausonius, nefret ettiği yabancıları korkutup ülkeden gitmesini sağlamanın yolunun onları birer birer öldürmekten geçtiğine karar verdi. 3 Ağustos 1991’de Afrikalı bir göçmeni vuran Ausonius, lazerli tüfek kullanmasından dolayı, ‘Lazer Adam’ olarak tanımlandı. Peş peşe göçmenleri hedef alan ve işini bitirdikten sonra ortadan kaybolan Ausonius, 1991 ve 1992’de 11 kişiyi vurup birini öldürdü.

İsveç polisi, Olof Palme cinayetinden sonra en kapsamlı soruşturmayı başlattı. Stockholm’ü yabancılar için güvensiz kılan Lazer Adam, yakayı bir banka soygununda ele verdi. 12 Haziran 1992’de banka soyarken yakalanan Ausonius, 1994’te ömür boyu hapse mahkum edildi. Polis, göçmenleri vuran ismin Ausonius olduğunu, şahsın, işlediği suçları 2000 yılında hapiste itiraf etmesiyle öğrendi.

Lazer Adam

İsveç, Lazer Adam’ın hapse atılmasıyla rahat bir nefes alırken Ekim 2009’da huzuru bozan yeni bir sniper ortaya çıktı. Bu kez adres ülkenin üçüncü büyük kenti Malmö idi. 10 Ekim 2009’da 22 yaşında bir erkek ve 20 yaşında bir kadın arabanın içinde oturuyordu. Nereden geldiği belli olmayan bir kurşun sessizliği bozuyordu. Kadın hayatını kaybederken, erkek ağır yaralanıyordu. Hedef alınan şahısların özelliği, yabancı kökenli olmalarıydı. Polis, olaya önce ‘adi bir cinayet’ olarak yaklaştı. Ancak benzer olaylar devam edince, İsveç polisi yeni bir ‘Lazer Adam’la karşı karşıya olduğuna karar verdi.

10 Ekim’de ilk vukuatını işleyen ‘gizemli’ sniper, 23 Ekim’de tekrar sahneye çıktı. Yabancıların yoğun olarak yaşadığı Hyacint Caddesi’ndeki sessizliği silah sesleri bozdu. Peş peşe çıkan kurşunların insanları hedef almaması sevindirici gelişmeydi. Ama artık yabancılarda korku hakimdi. Saldırgan, 2009’un son gününde cuma namazını kıldıran bir imamı hedef aldı. Kurşunlar isabet etmedi ancak kırılan cam parçaları imamın ensesine saplandı.

Malmö polisi, peş peşe gelen saldırılar karşısında çaresiz kalıyordu. Gizemli sniper, 10 Ekim 2009-24 Ekim 2010 arasında tam 18 saldırı düzenlemişti. Kurbanların tamamı yabancı kökenli olurken, saldırılarda bir kişi hayatı kaybetmiş, yaralı sayısı çiftli rakamlara ulaşmıştı. Aslında kullandığı yöntem hep aynıydı. Akşam ve gece sessizliğinde otobüs duraklarında yalnız başına olan yabancılar hedefteki ilk isimler oluyordu. Kurbanını vurduktan sonra sırra kadem basan sniper, geride hiçbir iz bırakmıyordu. Ortaya atılan tüm teorilere rağmen şahsın kimliği hakkında en küçük bir ipucu bulunamıyordu.

Malmö polisi, yeni bir ‘Lazer Adam’la karşı karşıyaydı. Saldırganın bulunması bir ‘onur’ meselesi olmuştu artık. Oluşturulan özel ekip tüm ayrıntıları mercek altına aldı. 1992’de Ausonius’u yakalayan Eiler Augustsson ekibe dahil edildi. Augustsson’un teorisi ilginçti. Ona göre, sniper kurbanlarla aynı bölgede yaşıyor, hedefini etkisiz hale getirdikten sonra olay yerinden kaçarken paniğe kapılmıyor, araba ile kaçma yerine daha hızlı hareket etmek ve dikkat çekmemek için bisiklet kullanıyordu. “İnsanlar güvende olduğunu hissettikleri yerlerde daha kolay suç işlerler.” diyen Augustsson, en küçük delilin bile kendileri için çok önemli olduğunu söylüyordu.

İsveç polisi nihayet ‘gizemli saldırganın’ kimliğini tespit etti. Bu isim Peter Mangs’tı. İzine ulaşılan saldırgan Mangs, 9 Kasım 2010’da gözaltına alındığında, 2003 yılında bir cinayeti daha işlediği ortaya çıkıyordu. Bir yılda 18 saldırı düzenleyen Peter Mangs, yaptıklarının hesabını mahkemede verirken, tıpkı 1990’lı yılların Lazer Adam’ı gibi ömür boyu hapse mahkum edildi.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin