İstifaya bile iradesi olmayan bakan!

YORUM | ERHAN BAŞYURT

Türkiye, hafta sonu ilan edilen sürpriz sokağa çıkma yasağının artçı depremlerini yaşadı. 

İki günlük sokağa çıkma yasağının, koronavirüsün yayılmasını engellemek için hiçbir faydası yok. 

Pazartesi-Cuma arası, sokağa çıkan, çalışmaya giden, toplu taşıma kullanan, sosyal mesafe kuralına uyulmayan mekanlarda bulunan insanların, hafta sonu eve tıkanması havanda su dövmek ile eşdeğer. 

Türkiye gibi virüsün yayıldığı ülkelerde, en az 3 ila 6 hafta sokağa çıkma yasağına ihtiyaç var. Testler ile tespit edilen vakalar, 14 günlük kuluçka dönemi atlatılarak hastalığın izole edilebilmesi ve kontrol altına alınması için…

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

İddia edildiği gibi, iki günlük sokağa çıkma yasağı ile insanların hafta sonu teması engellenmek istendiyse bile, panik oluşturarak daha da aksi bir sonuca neden olundu. 

Kararı, Bilim Kurulu ya da Sağlık Bakanı talep etmemiş, hatta onlardan habersiz hayata geçirilmiş. 

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, talimatı Erdoğan’ın verdiğini açıkladı. Yani, “sorumlusu Erdoğan” dedi.  

*** 

Ancak hem Saray’dan fırça yemiş, hem de kamuoyu baskısı ağır gelmiş olmalı ki, bir nevi “kendim için gereğini yaparım” diyerek iki hamle yaptı. 

İlk olarak, Hürriyet Gazetesi’ne “zamanlaması itibarıyla sorumluluk benim, eleştirileri kabul ediyorum” şeklinde Erdoğan’ı kurtarmaya yönelik bir röportaj verdi. 

İkinci olarak da, istifasını açıkladı. Bu hamlesi, Saray’ın duvarlarına çarptı. 

Soylu, istifasını açıklamadan önce Erdoğan ile görüşmüş ve helallik dilemiş olmasına rağmen, Erdoğan istifayı kabul etmedi. 

***

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı İbrahim Kalın, “bakanımız görevine devam edecektir, birlik ve beraberliğimize kimse balta vuramaz” dedi. 

“Balta vurmak” ifadesi, birilerinin Bakan’ı devirmek için çalıştığı ihtimalini akla getiriyor. 

En yakın ihtimal, Damat Berat Albayrak, Pelikan ve ak-trol ekibi… 

Uzun süredir Soylu ile ‘soğuk savaş’ yürüttükleri biliniyor. 

Hatta kameralar önünde omuzlaşmalar bile yaşandı. 

İlginç olan tüm medya imkanlarını kullanmasına karşın, Erdoğan sonrası AKP tabanında Soylu’ya destek neredeyse Damat’ın iki katı!

Erdoğan daha önce de bu ‘taht kavgası’na müdahale ederek, 2018’de Soylu’yu istifadan döndürmüştü.

Bu kez de, Soylu’nun kamuoyuna açıkladığı istifasını da kabul etmedi… 

***

Soylu’nun istifasının Saray’dan dönmesinin bir diğer nedeni üzerinde de durmakta fayda var. 

İstifa, sorumluluk duyularak yapılmışsa bir siyasi erdemdir.

Davutoğlu, Babacan, İdris Naim Şahin, İdris Bal… Birçok istifa, sonrasında bu cesareti gösterenleri Erdoğan’ın karşısına rakip çıkardı. 

Oysa Erdoğan’ın kendisinin görevden aldıkları, vurgun yemiş dalgıç gibi kolay kolay toparlanamıyor. 

Bakın iki hafta önce Ulaştırma Bakanı’nı görevden aldı, kimsenin ruhu bile duymadı. 

Soylu gibi yüksek perdeden konuşan Efgan Ela’yı hatırlayan, Yalçın Akdoğan’ı hatırlayan var mı? 

Soylu’yu uygun bir gerekçe ile Saray görevden alırsa, siyasi olarak da kontrol altına almış oluyor. 

Erdoğan Soylu’ya, ‘onurlu istifa’ imkanı vermemiş oldu… 

*** 

Gelelim Bakan Soylu’ya… 

Şayet istifa kararını halka ilan etmeden, Saray ile görüştükten sonra istifadan vazgeçse idi bunu anlamak mümkündü. 

Ancak Erdoğan ile görüştükten sonra, istifa kararını halka açıklayan bir bakan bundan dönüş yapmamalıydı.

İstifa, bireysel irade beyanıdır. Tek yanlı bir karardır. Kimsenin onayını gerektirmez. 

Bakan, kararını kamuoyuna açıkladıktan sonra, fiilen istifa etmiş sayılır. 

Soylu ise, 12 saat sonra istifa açıklamasını sosyal medya hesaplarından kaldırarak, geri adım attı.

Kendi iradesi ile istifa bile edemeyen bir Bakan’ın, siyasi sorumluluğunu bundan böyle özgür olarak yerine getirmesi imkansızdır. 

Soylu, artık Saray’ın ‘siyasi esiri’dir… 

Saray’ın kendisini ne zaman ve ‘siyasi onurunu yaralayacak’ hangi gerekçe ile azledeceğini bekleyen ‘topal ördek’ sürecine girmiştir… 

*** 

Süreçte dikkat çekici olan, MHP lideri Bahçeli’nin de İP lideri Perinçek’in de Soylu’ya destek çizgisinde aynı safta yer almalarıdır. 

Soylu’nun, iktidar içerisinde ‘ulusalcı’ ekibin adamı olduğu ve bir kez daha korunduğu söylenebilir. 

Soylu icraatları itibarıyla Türkiye tarihinin en hukuk dışı İçişleri bakanlarından birisidir. 

Kayyım atamaları, sistematik işkenceye geri dönülmesi ve hukuk dışı tutuklamalar ile en kötü sicile sahip bakanlardan birisidir…

Kendisine bu şekilde sahip çıkılması, üzerinde ayrıca durulması gereken bir ironidir.

Demek ki, bir kesimin beklentilerine fazlasıyla karşılamaktadır… 

Ancak Erdoğan açısından ve Pelikancılar için bu Soylu’yu daha da tehlikeli bir hedef haline getirecektir. 

*** 

Sonuçta ‘Kim kazandı?’ yaşayıp göreceğiz… 

Ancak ‘Kim kaybetti?’ o bugünden belli.

İki günlük gereksiz bir yasakla panik yaşatılan ve sokağa dökülen, daha fazla virüs riskine maruz bırakılan halk kaybetti. 

Siyaseten de sağlık olarak da… Halkımıza geçmiş olsun!

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin