IMF’yi Türkiye’ye kim davet etti?

YORUM | HAKAN TANER

Türkiye 2001 buhranından sonra bir kez daha Uluslararası Para Fonu (IMF) ile sıcak temasta.

Türkiye’de sistemin değişmesinin başlangıcı olan 2001 krizinden çıkış yolu olarak, IMF’nin ev ödevlerinin düzenli bir şekilde kontrolü ve uygulanması için Kemal Derviş önemli bir rol üstlenmişti.

En başta şu gerçeğin altını bir kez daha çizmekte fayda var. IMF hiçbir ülkeye çağrılmadan gitmez. IMF ekonomisi zora girmiş, batmakta olan ekonomiler için son durak ve mecburi bir istikamet olagelmiştir.

Türkiye IMF’in en kıdemli üyelerinden biridir.

1947 yılında icraata başlayan IMF ile Türkiye bugüne kadar 19 anlaşma yapmıştır.

20’nci anlaşma da yolda.

Aslında Türkiye, IMF’den hep uzak durmak istese de bu realitede pek mümkün olmamış, belli aralıklarla ekonominin nekâhet dönemlerinde bu ilişkiye ara verilmiştir.

2002’DE 24 MİLYAR DOLAR BORÇ ALINDI

2002 yılında Türkiye’nin IMF’den son aldığı para ile borç stoğu 24 milyar dolar civarındaydı. Bu borç stoğu 2005’te 10 milyar dolara, 2008’de 5 milyar dolara inmişti. 20013 yılında son taksit ödenerek stok sıfırlanmıştır.

Burada dikkat edilmesi gereken en önemli ayrıntı, eski Merkez Bankası başkanı Durmuş Yılmaz’ın da belirttiği gibi alınan bu paranın sadece 2,5 milyar dolarlık kısmı koalisyon hükümeti tarafından kullanılmış, tamamına yakını görevi devralan Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hükümeti tarafından kullanılmıştır.

IMF kimseye ekstra direktif vermez, sadece verdiği paranın en kolay bir şekilde nasıl tahsil edileceğinin yol haritasını belirler ve bu haritada gelinen noktaları denetler.

Sonuç olarak çok eski bir ifade ile dile getirmek gerekirse borç ve hediye alan beraberinde emir de alır.

2013 SONRASINDA KONTROLSÜZLÜK VE DİSİPLİNSİZLİK

Türkiye, IMF yol haritasını uygulamak zorunda olduğu dönemlerde belirlenen çerçeveye de uymak mecburiyetindeydi.

2013 sonrasından bugüne kadar gelen süreci irdelediğimizde olan bitenin kontrolsüzlük ve disiplinsizlik olduğunu çok net bir şekilde görüyoruz. Bunun neticesi de ekonomide hızlı bir bozulma, haksız hukuksuz zenginleşme ve beraberinde hukuktan arındırılmış bir düzen…

Kaçınılmaz son: Top yekûn her şeyin krize girmesi ve bununla beraber yaşanan çürüme…

DIŞARIDAN GELEN PARALARI TAŞA TOPRAĞA GÖMDÜK

Türkiye, IMF’den ayrı kaldığı dönemde başka kaynaklardan sağlanan paralarla hayatını sürdürdü. Kendisinin olmayan bu parayı savurganca betona, taşa, toprağa saçtı.Borç da 500 milyar dolara yaklaştı.

Bu borcun çevrilebilir olmaktan çıktığını artık 7 yaşındaki aklı başında çocuklar bile idrâk ediyor.

Türkiye para bulacağı bütün kaynakları kuruttu.

Son dönemde dünya ortalamasının çok üstünde yama paraları temin etti. Artık o kaynaklar bile kurudu.

Gelinen noktada meydanlarda “IMF’ye para verdiğimiz” söylense de böyle bir para verilmediği bizzat IMF kaynaklarınca teyit edildi.

Başka çare kalmayınca ekonomi yönetimi IMF’i gizlice Türkiye’ye davet etti.

Eylül ayı içerisinde IMF heyeti öncelikle hükümetle sonra da çeşitli kamu, özel sektör temsilcilerinin yanısıra sivil toplum örgütü kuruluşlarıyla temaslarda bulundu.

Türkiye’ye gelen IMF ekibi eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz ve CHP’li Öztrak’la da görüştü.

IMF ÇAPRAZ KONTROL YAPAR

Medyanın tekelleştiği ve algının, yalanın gerçek olarak pazarlandığı ortamlarda bu tür kurumlar doğruya ulaşabilmek için farklı sağlama yöntemleri uygular.

IMF de bu yöntemi uygulayarak eski merkez başkanı Durmuş Yılmaz ve yine önemli bir maliye bürokratı olan Faik Öztrak ile de görüş alışverişinde bulundu.

Buraya kadar herşey normal.

Normal olmayan hükümetin algı operasyon biriminin bu görüşmeyi gizli kapaklı bir toplantı gibi takdim ederek kendi vebalini her zaman olduğu gibi başkalarına yıkma ustalığıdır.

GİZLİ TOPLANTI DEĞİLDİ

Durmuş Yılmaz, “Bu gizli bir toplantı değildi. ‘Faiz indirimine rağmen TL neden bu kadar istikrarsız?’ sorusu yöneltildi ve bunun cevabı arandı.” diye açıklamada bulundu.

Faik Öztrak ‘da “İktidar partisi bu işe mal bulmuş mağribi gibi saldırmasın. Mahcup olurlar. “ diyerek cevap verdi.

Bütün bu olan bitenler ve gelinen noktaya odaklandığımızda Türkiye kaçınılmaz olarak bir erken seçim ve sonrasında IMF’li günlere uyanacak, ekonomik olarak daha çok acı çekecektir demektir.

1 YORUM

  1. Kim çağırdı ?90li 70li yillarin kalıntıları başka kimler olabilir taşa toprağa gomulmus diyenler hastanelerde rehin kalmaları isteyenler modern köleliği ellerinde tutmak isteyenler bu gün 80milyonluk turkiyemizde işsizlik parası verilebiliyorsa birileri rahatsız yinede taşa toprağa gomuldu diyenler 500milyar borcumuz var diyenler çağırmıştır İMFyi tarih tekerrür den ibaret

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin