İllüzyonu bozmak tehlikeli ve yasaktır

A Hidden Life

YORUM | ALPER ENDER FIRAT

Ülkemize ne oldu böyle, ne oldu sevdiğimiz topraklara? İnsanlar neyin doğru olduğunu göremiyor mu? Hepsine alıştık artık suça, utanmazlığa… Masum insanları öldürüyoruz, ülkeleri yağmalıyor, acizleri avlıyoruz, rahipler bile onları yapan askerlere kahraman, hatta aziz diyor, belki de asıl kahraman olanlar, diğerleridir. Evlerini işgalcilerden korumaya çalışanlar.’

Histeriyi, coşkun bir aşkla yaşayan toplum içinde söylenecek sözler mi bunlar? Koroya katılmak, çılgın bir coşkuyu yaşamak varken anlamsız vicdan sızlanışlarının ne gereği var? 

Hem bilmez mi ki en büyük tehlike ‘toplumsal illüzyonun’ bozulmasıdır, buna asla müsaade edilemez. Paradigmadan farklı cümle kuran, farklı sözler söyleyen, ona muhalif davrananlar engellenmezse büyüyü bozabilirler. Bırakın farklı davranmayı bu illüzyona kalbinin derinliklerinde tam iman etmeyenler bile bulunup gereği yapılmalıdır. Bu faşizmin amentüsüdür. 

Bunlara hiçbir şey yapılmazsa bile hapsedilmelidir. Ancak hapsetmek elbette yetmez, toplumdan da dışlanmalıdır. Böyle bir adamla akraba olduğu için ailesi, çocukları da dışlanmalı, onların kendini bir sığıntı gibi hissetmesi sağlanmalıdır.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Büyüye saldıranın, en yakın arkadaşları, yolda görse yolunu değiştirmelidir. O hain(!) artık, selam verilmez, yardım edilmez, ölse bir tas su içirilmezdir. Malları yağma malıdır artık. 

İllüzyonu bozmaya yeltenmek, her diktatörlükte en büyük suçtur ve ibret-i alem olsun diye cezalandırılmalıdır. Tıpkı Türkiye’deki 15 Temmuz ve cemaat illüzyonu gibi. Her şey konuşulur ama bu mesele mıncıklanamaz. Konuşmaya kalkan herkes hem hapse girer, hem fetöcü ilan edilir ve başına ne geleceğini kimse kestiremez. 

Avusturya’nın Redegund köyünde doğan Franz Jagerstatter de işte böyle bir adamdır ve en ihtişamlı zamanlarında Nazizmi yaşadığı köyde sorgulamaya kalkmıştır. 

Nazileri anlatan bir film izlediğimde ya da onlarla ilgili her hangi bir yazı okuduğumda, o dönemde Almanlar içinde vicdanı sızlayan, bu duruma itiraz eden birileri hiç mi olmadı diye sorarım kendime. Bir toplum nasıl böyle bir histeriye tutulur ve aklı başından gider, inanılır gibi değildir çünkü. 

İşte bu yüzden Franz Jagerstatter’in gerçek hikayesini anlatan ‘A Hidden Life’, oldukça sarsıcı bir filmdir. Almanlar içinde Nazilere itiraz eden ve bu uğurda ölümü göze alan Franz’ın hikayesini izlemek insanı derinden etkiliyor. Bir yandan da en zor zamanda hakkın yanında duranların varlığı cesaret veriyor.  

Franz; kendisini tutuklayıp hapse atanlara soruyor ‘Hitlere sadakat yemini etmem gerekecek mi?’ Onlar cevap veriyorlar ‘Evet, ama bu önemsiz bir konu. Ben bu kağıtları bırakayım imzalayın özgürlüğünüze kavuşun. Hapiste olan Franz’ın cevabı sadece Nazilere değil, kendine aydın diyen bütün güç yalayıcılarının yüzüne atılmış bir tokat gibidir. ‘Ben zaten özgür bir adamım’… 

Ve sadakat yeminini etmez. 

Yine Franz’ın, konjonktür aydınlarına verdiği çok önemli bir mesajı vardır. ‘Bir insan her şey yolundayken nasıl düşündüğünü hiç unutmamalı.’                 

Film Nazi döneminde geçiyor ama Yahudiler, toplama kampları, soykırım yok. Kötülük toplumunda acı çeken bir Alman’ın hikayesi var. Franz, ‘Nazi kötülük toplumunun’ başındaki Hitler’e, bağlılık yemini etmeyi reddettiği ve yapılanları sorguladığı için idam edilir. Bütün telkinler, ısrarlar, canına mal olacak tavrını değiştirmeye yetmez ve idam edilir. 

‘A Hidden Life’ filmini izlemenizi tavsiye ederim, izledikçe kendinizi görecek, yaşadıklarınızın nasıl benzeştiğine hayret edeceksiniz

1 YORUM

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin