İktidar, taciz ve tecavüzcüye niye sahip çıkıyor? [Erman Yalaz]

Önce aşağıdaki haberleri okuyalım.

45 çocuğa tecavüz eden Ensar yöneticisi ve iktidar koruması

Karaman’da Ensar Vakfı ve Karaman Anadolu İmam Hatip Lisesi Mezunları Derneği’ne (KAİMDER) ait evlerde kalan 9-10 yaşlarında 45 çocuğa 2012-2015 yılları arasında tecavüz edildiği ortaya çıktı. Öğretmen Muharrem Büyüktürk’ün yaptıkları polis raporuyla belgelendi, yargılaması sürüyor. 10 çocuk rapor alarak mağduriyetini belgeledi. Ensar Vakfı zarar görmesin diye jet duruşmalarla sanığa 508 yıl 3 ay ceza verildi.

Adıyaman Gerger İmam Hatip’te 30 öğrenciye taciz ve tecavüz

Adıyaman’ın Gerger ilçesindeki İmam Hatip lisesinde öğrenim gören yaklaşık 30 öğrenciye cinsel istismar yapıldığı gerekçesiyle okul görevlisi 1 hademe tutuklandı, 3 idarecinin görev yeri değiştirildi. İstismarın 2 yıldır sürdüğü ortaya çıktı. İstismarın mesullerinden okul müdürü M.K., yurtdışındaki Türk okullarını kapatmak için kurulan Maarif Vakfı’nın Gürcistan’daki ilkokuluna müdür olarak atandı. Bazı kaynaklar istismara uğrayan öğrenci sayısının 75 olduğunu duyurdu.

Çorum Ensar başkanı 2 kız çocuğuna taciz ve istismardan tutuklandı

Çorum Ensar Vakfı eski Başkanı Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Zekai İşler, iki kız çocuğu öğrenciye cinsel istismarda bulunduğu gerekçesiyle 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Tecavüz olayı, 2008 yılı Ağustos ayında ortaya çıktı. Ensar Vakfı Çorum Şubesi’ne giden, burada Kuran kursu başta olmak üzere çeşitli kurslara katılan 16 yaşındaki E.Y. ile 15 yaşındaki E.G. vakfın o dönemki başkanı Zekai İ.’nin kendilerini ve bazı arkadaşlarını taciz ettiğini söyleyerek şikayet etmesiyle ortaya çıktı. Yargıtay tarafından cezası onanan Zekai İ. tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Öğretmeninin tecavüz ettiği bir genç kız intihar etti

Kayseri’de 18 yaşındaki lise öğrencisi C.B.K. Şubat 2016’da polis babasının tabancasıyla intihar etti. Genç kıza matematik öğretmeni B.Ö’nün tecavüz ettiği ileri sürüldü. Öğretmen 4 yıl hapis cezasını çarptırıldı, sonra tahliye oldu. Okul yönetiminin şikayeti bildiği halde dikkate almadığı ortaya çıktı.

Elazığ’da zihinsel engelli kadına tecavüz

Elazığ’da zihinsel engelli bir kadına tecavüz eden kişinin AKP’nin köy temsilcisi olduğu ortaya çıktı. Nisan 2016’da doğan bebeğin babasının aynı kişi olduğu hastane ve uzman raporuyla ispatlandı.  A.M. tutuklandı.

Liste uzayıp gidiyor. AKP’nin TBMM’ye getirdiği ve Cuma gününden beri büyük tepkilere yol açan tecavüzcüye ve cinsel istismar yapana af kanunu değişikliği bu ayıp karnelerini tekrar gündeme getirdi. Gazetelerin 3. sayfa haberlerinin belki de yarıya yakını taciz, tecavüz haberleriyle dolu. Ahlak çıtasının yerle bir olduğunu devletin istatistik kurumları bile teyit ediyor. Kaldı ki kayda girmeyen onbinlerce olay ve suistimal var.

BİR YILDA EN AZ 11 BİN ÇOCUK İSTİSMARA MARUZ KALMIŞ

Türkiye’de sadece 2014 yılında güvenlik birimine mağdur olarak 131 bin 172 çocuk getirilmiş. Bunların 11 bin 95’i cinsel suçlara maruz kalmış. Adalet Bakanlığı’nın son 10 yıllık verileri de, akıl almaz bir tablo ortaya çıkarıyor. Çocuk istismarında dava sayısı 3 kat artmış. Yine Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre ise , son 10 yılda 482 bin 908 kız çocuğu evlendirilmiş. 15-17 yaş arasında doğum yapan kız çocuğu sayısı 17 bin 789. 15 yaş altı 244. Dünya ortalaması yüzde 1 ile 3 arasında seyrederken, Türkiye’de oran yüzde 15.5.

Pedofili, cinsel istismar, tecavüz sadece Türkiye’nin değil, dünyanın da sorunu. Ancak Avrupa Konseyi’nin 47 üye ülkede bunu engellemek için kampanya üstüne kampanya, toplantı üstüne toplantı yaptığı tarihlerde, Türkiye’de tecavüzcüyü serbest bırakma düzenlemesi yapılması tam bir aymazlık. Temel eleştiri şu: AKP hükümeti, diğer adi suçlular gibi tecavüzlüleri de aklıyor.

Siyasi tarafgirlik gözlüklerini çıkarttığınızda içinde AKP’nin korumaya aldığı yakın isimlerin de yer aldığı on binlerce suiistimal olayından bahsediyoruz. Toplumdaki ahlakî çöküntünün bir göstergesi bu aynı zamanda. Hukukçular, bu yasanın ‘kişiye özel’ ya da ‘zaman kısıtlı’ olmasının fark etmeyeceğini, gerçekten ‘mağdurlar’ için bir çıkış olduğu kadar, ileride kötü niyetli kişilerin kullanımına açık bir boşluk oluşturacağı uyarılarını yapıyor. Ancak AKP, her muhalif sese olduğu gibi buradaki itirazlara da kör, sağır. Kimbilir belki de birileri elini ovuşturup, “İyi ki bu tartışma çıktı, yoksa şu Doların, Euro’nun rekor üstünü rekor kırdığını konuşacaktık” diyordur.

SORUMLU AKP DEĞİLSE NEDEN BU KİŞİLER KORUNUYOR?

Olayın can acıtan tarafı bu olaylar çıktığında alınan tavır. Örneğin 2012/2015 arasında 45 çocuğa tecavüz ettiği ortaya çıkan Ensar Vakfı yöneticisi, ilk zamanlar adeta koruma kalkanındaydı. Elbette bir kişinin yanlışı ve hatası bir topluluğa mal edilemez. Ancak devleti yöneten, nesillerin can, mal, namus güvenliği yükünü omuzlarında taşıyan devlet erkanının iş yaparken de konuşurken de kılı kırk yarması gerekiyor. Elbette sıralanan olayların mesulü tek başına bu  siyasi iradedir, denemez. Ancak siyasi iradenin bu tür toplumsal ve siyasi krizlerde yaptığına bakılır. Elimizdeki bu notlar AKP’nin korumacı davrandığını gösteriyor maalesef.

BİR KERE RASTLANMASINDAN BİR ŞEY OLMAZ ANLAYIŞI

Hatırlanacağı gibi, Karaman skandalı ortaya çıktığında eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu, Ensar Vakfı’ndaki tacizci öğretmeni ve vakfı savundu. Ramazanoğlu, “Buna bir kere rastlanmış olması hizmetleri ile ön plana çıkmış bir kurumumuzu karalamak için gerekçe olamaz. Biz Ensar Vakfı’nı da tanıyoruz, hizmetlerini de takdir ediyoruz” demişti. Bundan sonra özür dilense de olay soğumaya bırakılmıştı. Hatta Karaman skandalındaki tecavüzcü öğretmenin davası biran önce kapatılsın diye rekor cezayla rekor sürede karar alındı.  Ancak, daha geçen hafta Adıyaman Gerger İmam Hatip’teki olayların belki de baş sorumlusu denebilecek bir ismi yurtdışında Maarif Vakfı’nın okuluna müdür olarak tayin eden bir siyasi ‘akıl’ ile karşı karşıyayız.

Muhafazakarlık, dindarlık gibi kavramları siyaset arenasının harcı haline getiren siyasilerin şapkayı önüne koyup düşünmesi gerekiyor. Ne oldu bu topluma? Nereye gidiyoruz? Cinsel istismar çocukların fiziksel, zihinsel sağlığına çok uzun yıllar zarar veriyor. Türkiye’nin bu hususta rehabilitasyon altyapısı da, merkezleri de yok. Devlet yurtlarındaki sahipsizlik ve kimsesizlikten yüzlerce gencin tuzağa düştüğü gerçeği ise istatistiklere sığmayacak kadar can yakıcı.

Adalet Bakanı sıfatıyla Bekir Bozdağ, üç dört gündür skandal ötesi açıklamalar yapıyor. “Bunlar tecavüzcü değil. Bunlar cinsel istismar suçunu zorla işlemiş olan kişiler değil. Tamamen ailelerin ve küçüğün de rızasıyla yapılmış işler” diyecek kadar olayı hafife alıyor. İstismarı sıradan ve hayatın gerçeği deyip tartışacak seviyede bir tutarsızlıkla da karşı karşıyayız. Buradaki mantık çok basit: Diyelim ki gerçekten de ‘küçüğün rızası’ var, bu durumda devlet bu konuda ‘özendirici’ mi davranmalı yoksa ‘küçük gelinleri’ engelleme yoluna mı gitmeli?

AİLE VE TOPLUM ÇÖKMÜŞ, ÇÖZÜLMÜŞ ÇARE ARAYAN YOK!

Hürriyet’ten Melis Alphan, “Toplumun gerçeğini mi konuşuyoruz?” başlıklı yazısında şu soruları sıralamış dün: “Toplumun gerçeğini mi konuşuyoruz? Bunları da konuşalım o zaman. Bu ülkede istismarcıları cezaevinde olduğu için mağduriyet yaşayan çocuklar var, öyle mi? Ben size esas mağduriyetleri sayayım… Bu ülkede öz babasının, amcasının ve abisinin tecavüzüne uğrayan 13 yaşında kız çocuğu var. Bu ülkede iki abisinin birden tecavüzüne uğrayıp hamile kalan kız çocuğu var. Bu ülkede babasının 50 yaşındaki arkadaşının tecavüzüne uğrayan 14 yaşında kız çocuğu var. Bu ülkede uyuşturucu spreyle evinden kaçırılıp sokak ortasında tecavüze uğrayan 4 yaşında çocuk var. Bu ülkede okul müdürünün tecavüzüne uğrayan öğrenci var. Bu ülkede aynı sınıf öğretmeninin tecavüzüne uğrayan 10 çocuk var.”

Ve haklı olarak sormuş Alphan, “Şimdi bu yasa tasarısıyla diyorsunuz ki, küçük yaşta resmi olmadan evlendirilmiş kız çocuklarının istismarcılarını salalım gitsin. Erken evlilik çocuğun cinsel istismarı ve çocuğa karşı şiddettir. Bunu bilmez gibi haldır huldur yasa çıkarmak da nedir? Toplumsal yara haline gelmiş bir sorun böyle mi çözülür?”

DİNDARLARA BAKIP DİNDEN ÇIKANLAR

Evet, bu bir toplumsal sorun ise, çözümü bu mudur? Bugün haksız yere hapis yatan ilahiyatçı ve sosyolog Ali Bulaç, “İçi boşalmış dindarlara bakıp, dinden çıkanlar var” diyerek acı bir tespitte bulunmuştu. Muhafazakarlık, din, hatta siyasi İslam kavramlarını bile tartışamayacak derecede seviyesizlik yaşanıyor. Bir ülkede adalet ortadan kalktıkça, toplumsal yaralar, bereler de günyüzüne çıkıyor. Ve maalesef diğer iktidarlarda olmayan aymazlık ve yüzsüzlükle AKP iktidarı bu tartışmaları geçiştiriyor.

Toplumun içindeki acılar, istismarlar ise acı bir gerçek olarak tam karşımızda duruyor. Siyasi, psikolojik, sosyo-ekonomik, bireysel bir buhran çağından geçiyoruz. Ve maalesef daha önceki tecrübelerden biliyoruz ki AKP bu meselenin de üstünü örtüp geçecek. Kanayan yaraya deva aramak, zihinleri zonklatırcasına sosyal projeler üretmek, maddi-manevi topluma sahip  çıkmak adına hiçbir şey yapmayacak. Çünkü onlar tecavüzcüyü tanıyor! Affediyor, unutuyor, unutturuyor.

bekirbozdag-tecavüz

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin