İki Rumen, iki farklı karakter

HABER ANALİZ | HASAN CÜCÜK

Romanya, futbolda adından söz ettirdiği günler geride kalan ülkelerden biri. Hagi’nin de yer aldığı jenerasyondan sonra yerlerini dolduracak yeni isimler çıkaramadılar. Avrupa’da irtifa kaybeden Rumenler, Mircea Lucescu gibi bir marka teknik adam çıkardı. Her ne kadar kariyerinin son demlerinde Türk milli takımının başına geçip, kariyerine yakışmayan sonuçlar alsa da özellikle Shakthar Donetsk’i Avrupa futbolunda söz sahibi yapmayı başardı. Türkiye’ye gelen bir başka Rumen hoca daha var: Marius Sumudica. İki Romanya vatandaşı arasında ise dağlar kadar fark var. Lucescu ağır abi iken, Sumudica şovmen bir görüntü çiziyor.

GALATASARAY’DAN TERİM LOBİSİ AYIRDI

Mircea Lucescu’nun Türkiye günleri 2000 yılında başladı. Galatasaray’la tarihi başarılara imza atan Fatih Terim sonrası koltuğun yeni sahibi olduğunda kafalarda soru işaretleri vardı. Fatih Terim’i karizmatik bulanlar, Lucescu’nun görüntüsünden yola çıkıp ‘silik’ damgasını vurdu. Giyim tarzından, saç stiline kadar eleştirildi. Daha göreve başlamadan notu düşülmüştü. UEFA Süper Kupa’yı kazanıp, eleştirenlere okkalı bir cevap verdi. İlk sezonunda şampiyonluğu Fenerbahçe’ye kaptırdı ama ikinci sezonunda kupayı yeniden Galatasaray müzesine getirdi.

Rahmetli Özhan Canaydın’ın seçim vaadi “Takımı gönüllerdeki isme emanet etmek” olacaktı. Bu isim Fiorentina ve Milan’da hüsran yaşayan Fatih Terim’di. Nitekim şampiyonluğa rağmen, başkan seçilen Canaydın, Rumen hocayı gönderip Terim’i getirdi. Florya’dan Fulya’ya geçen Lucescu, Beşiktaş’ı 100. yılında şampiyonluğa taşıyıp, kendisini gönderenlere unutulmaz bir gol attı. Beşiktaş’ta ikinci sezonunda şampiyonluğa koşarken, Rizespor maçında 4 oyuncusunun kırmızı kartla oyundan atılmasıyla ritmi bozuldu. Daha doğrusu Rumen Hoca, bir elin Beşiktaş’ın şampiyonluğunu engellediğini söylüyordu. Haksız da sayılmazdı. Türk futbolundaki ayak oyunlarına daha fazla dayanamayıp 1 Mayıs 2004’te Türkiye defterini kapattı. 4 yılda Galatasaray ve Beşiktaş’la birer kez şampiyonluk yaşamıştı.

UKRAYNA LİGİNİN DENGELERİNİ DEĞİŞTİRDİ

Lucescu kalitesini gittiği Shakhtar Donetsk’te tüm Avrupa’ya gösterdi. Ukrayna ligindeki Dinamo Kiev hegemonyasını yıktı. Şampiyonluğun adresini Donetsk’e taşımakla kalmadı 2009 yılında hem de Türkiye’de UEFA Kupası’nı kazandı. Türkiye, Lucescu’nun değerini kaybettikten sonra anladı. Takımlarımız ne zaman teknik adam sıkıntısı yaşasa kapısı çalınan isim oldu. Ancak rahatını bozup Türkiye’ye gelmedi. 2016’da Shakthar’dan ayrılıp önce Zenit’e sonra A Milli Takım’ın başına geçti. Özellikle milli takım dönemi kariyerine yakışmayan sonuçlarla bitti. Geçen yılın temmuz ayında Ukrayna liginde bu kez rakip takımın, Dinamo Kiev’in başına geçti.

GAZİANTEP’TE OLAYLI BAŞARI

Sumudica’nın Türkiye günleri 2017’de Kayserispor’la başladı. Bir yıl sonra ayrılıp Suudi Arabistan’a gitti. İkinci kez geldiği Türkiye’de adresi bu kez Gaziantep FK oldu. İlk sezonunda ligin yeni ekibini 8’inci yaptı. Bunun verdiği özgüvenle bu sezona başladı. İlk haftada alınan 3-1’lik Galatasaray galibiyeti Rumen Hoca’nın ayaklarının yerden kesilmesine yetti. Haftalar ilerliyor, Gaziantep FK yenilgisiz yoluna devam ediyordu.

Sumudica saha kenarında Yılmaz Vural tarzı görüntüler vermeye başladı. Sarı ve kırmızı kart görmede oyuncularını geride bırakıyordu. 15 hafta geride kalırken, 8 galibiyet ve 7 beraberliği hanesine yazdırmıştı. Sık sık aldığı ücreti gündeme getirdi. Kontratı sezon sonu bitiyordu ama derenin ortasında ücret artışı istemeye devam etti. Maaşında artış olmayınca, Romanya’daki karısından kulübe bağış yapmasını istedi. Bu hareketi, bardağı taşıran damla oldu. Gaziantep FK yönetimi sözleşmesini sonlandırıp, valizini eline verdi.

RİZE’DE SADECE İKİ AY DAYANABİLDİ

Gaziantep’ten ayrıldıktan bir hafta sonra Rizespor’la 1,5 yıllık sözleşmeye imza attı. İmza töreninde “Uslu duracağına söz veren haylaz çocuk” gibi davrandı ama büyük laflar etmeyi de ihmal etmedi. Örneğin sözleşmesi bitene kadar Rizespor’da kalacağını ifade etti. Verdiği sözleri sahaya yansıtmayı başaramadı. Karadeniz ekibinin başında çıktığı 7 maçta galibiyet göremedi. Sahadan 4 maçta yenilgi, 3 maçtan ise beraberlikle ayrılınca bir kez daha bileti kesildi. Son 8 senede çalıştırdığı takımlarda bir seneden az görev yapmayan Sumudica’nın Rize dönemi sadece iki ay sürdü.

Sumudica şimdilik Türkiye defterini kapattı. Büyük ihtimal fazla bir süre geçmeden yeniden kendisini bir takımın başında görürüz. Lucescu’nun zıddı bir karakter olarak hafızalarda kalacak.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin