İflah Olmaz Bir Darbeci: Talat Aydemir [Dr. Serdar Efeoğlu, yazdı]

Türkiye, 15 Temmuz’da hala aydınlatılamayan ve Almanya ve İngiltere istihbaratlarının açıklamalarından sonra daha da karmaşık hale gelen başarısız bir darbe girişimi yaşadı. Bundan yaklaşık elli beş yıl önce de bu şekilde iki başarısız darbe girişimi olmuş, cuntacılar emellerine bu yolla ulaşmak istemişlerdi.

Cumhuriyet döneminin ilk askeri darbesi olan 27 Mayıs’ın başarılı olması, ordu içindeki şahin kanadı kısa bir süre sonra harekete geçirdi. 27 Mayısçılar ise orduda büyük bir tasfiyeye girişerek “Demokrat Parti’ye yakınlık” bahanesiyle 275’i General olmak üzere 5.000 civarında subay ve astsubayı emekliye sevk ederek Generallerin yüzde 90’ını, Albayların yüzde 55’ini, Yarbayların yüzde 40’ını tasfiye ettiler.

TALAT AYDEMİR VE ALBAYLAR CUNTASI

Bu sırada “Albaylar Cuntası”, Harp Okulu Komutanı Talat Aydemir’in liderliğinde örgütlenmişti. Cuntacılara göre seçimler istikrar getirmeyecek ve reformlar yapılamayacaktı. Aydemir’in düşünceleri üst düzey birçok komutan tarafından benimsenerek bir protokol kabul edilmişti. 21 Ekim Protokolü’ne göre TBMM toplanmadan TSK yönetime el koyacak ve MBK dağıtılacaktı. Bunun üzerine Çankaya Köşkü’nde Cemal Gürsel liderliğinde toplanan kuvvet komutanları ve parti liderleri, partilerin cumhurbaşkanlığı için aday göstermemesini, Gürsel’in cumhurbaşkanı seçilmesini, Yassıada mahkûmları için af çıkarılmamasını kararlaştırdılar.

Mutabakata varılan bir husus da İsmet İnönü’nün Başbakan olmasıydı. Burada cuntanın gücünün zirvesindeki MBK’ya tesir edebilmesi ilginçtir. Böylece normal bir devlet işleyişinde olmayan bir ilişkiler ağı ortaya çıkmıştır.

TBMM’nin Cemal Gürsel’i Cumhurbaşkanı seçmesi ve 16 Kasım 1961’de İnönü’nün başbakanlığında CHP-AP koalisyon hükümetinin kurulması ortamı yumuşatsa da bu durum uzun sürmedi. Bazı milletvekilleri Yassıada mahkûmları için af teklifi verince, darbe söylentileri yeniden ortaya çıktı. 19 Ocak 1962’de Aydemir ve grubu, Genişletilmiş Komutanlar Toplantısı’nda emir komuta zinciri içinde yeni bir darbeden yana tavır koydu.

Bu sırada darbe söylentileri tepkilere neden oluyor, bazı politikacıların ordu ve subay aileleri aleyhinde sözler sarf etmesi gerginliği artırıyordu. Başbakan İnönü; askeri birlik, Harp Okulu ve Harp Akademileri’ni ziyaret ederek tansiyonu düşürmeye çalıştı ise de başarılı olamadı. Ziyaretlerden sonra darbeciler 28 Şubat’tan önce emir komuta zinciri içinde yönetime el koymayı kararlaştırdılar.

Genelkurmay Başkanı Cevdet Sunay, İnönü ile görüşerek tedbir alınmasını istedi. İnönü de cuntacıların cezalandırılması gerektiği düşüncesindeydi. Darbeye karşı olan üst komuta kademesi ise darbeci albayları tayinle Ankara’dan uzaklaştırmaya karar verdi. Cüneyt Arcayürek’e göre bu sırada Amerikan Dışişleri Bakan Yardımcısı Talbott, Aydemir’le görüşerek ABD ile ilgili görüşlerini öğrenmeye çalışmıştı. Eğer bu bilgi doğru ise Aydemir cuntasının ABD tarafından bile dikkate alındığı anlaşılmaktadır.

Aydemir darbe yapma nedenlerini, 27 Mayıs’ın amacına ulaşamaması, MBK’nın kendi içinde bölünmesi, ordu ile halkın karşı karşıya gelmesi ve reformların yapılmayışı ile açıklıyordu. Cuntacıların 20-21 Şubat gecesi harekete geçeceği duyumları alınmış ve bazı komutanlar birlikleri için alarm vermişti.

Aydemir’in bu girişimden haberi olmadığı anlaşılınca alarm durumu kaldırıldı. 21 Şubat gecesi Genelkurmay’da yapılan toplantıda tayinlerin mutlaka yapılması kararlaştırıldı. Aydemir bu subayların tayinlerinin durdurulmasını da içeren bir muhtıra verse de istekleri kabul edilmedi. Burada ilginç olan Genelkurmay’ın darbeci subaylarla pazarlık yapmaya devam etmesiydi.

Aydemir’in tepkisi, Harp Okulu’nu alarma geçirmek oldu. Hükümet tarafından Çubuk ve Polatlı’dan getirilen birliklerin komutanları da Aydemir’in emrine girdi. Birliklerin Meclisin kapısına kadar gelmesi birçok milletvekilinin Ankara’yı terk etmesine neden oldu. Aydemir bu güvenle; tayin edilen subayların görevlerine iade edilmesini, 200 milletvekilinin milletvekilliğinin düşürülmesini ya da Meclisin feshedilmesini ve Anayasada bazı değişikliklerin yapılmasını istedi.

Darbecilerden Binbaşı Fethi Gürcan, olaylar üzerine Çankaya’da toplanan Başbakan, bakanlar ve siyasi parti liderlerini enterne etmeyi teklif etti ise de Aydemir bunu reddetti. İnönü bu gelişme karşısında “İşte şimdi kaybettiler” diyordu. Talat Aydemir ve üç arkadaşı gözaltına alınarak darbe teşebbüsü boşa çıkarıldı. Bu aşamada darbecilerin yargılanması gerekirken İnönü; Aydemir ve arkadaşlarını affetmiş, Aydemir dâhil olmak üzere 69 subay ve astsubay emekli edilmiştir.

22 Şubat olaylarından sonra AP, YTP ve CKMP, darbeciler af edilecekse Kayseri Cezaevi’ndeki Demokrat Partililerin de affını istediler. Bu durum koalisyonun bozulmasına neden oldu ve İsmet Paşa AP dışındaki partilerle yeni bir Hükümet kurdu.

talat aydemir spot

İKİNCİ DARBE TEŞEBBÜSÜ VE DARBECİLERİN SONU

Tutuklanmaktan kurtulan darbeciler, yeni darbe tarihi olarak 20 Mart-20 Nisan arasına karar verdiler. Ancak bu tarihin öğrenilmesi üzerine darbeyi ertelediler. Genel kanaat, yeni bir darbe teşebbüsü olmayacağı şeklinde olsa da, cuntacılar emellerinden vazgeçmediler. İnönü ise milletvekillerini yeni bir darbeye karşı uyardı. Cuntacılar 21 Mayıs 1963’de ikinci kez harekete geçtiler. Darbeyi öğrenen Alpaslan Türkeş’in İnönü’ye haber vermesinden üç buçuk saat sonra darbe başlamıştı.

Harp Okulu öğrencileri darbede aktif bir şekilde yer alarak birçok üst rütbeli subayı tutukladılar. Darbeciler, radyoevini ele geçirerek darbe anonsu bile yaptılar. Hükümet yanlısı güçler radyoevini ele geçirse de darbeciler burayı tekrar geri aldı. Ancak elektriğin kesilmesiyle radyo devre dışı kaldı. 15 Temmuz darbesinde aktif bir rol oynayan Akıncı Üssü’nden (1995’ten önceki adı olan Mürted Üssü, 15 Temmuz’dan sonra yeniden verildi) kalkan iki jet Harp Okulu yollarını bombaladı. Havacıların Hükümetin yanında yer alması, darbenin başarısızlığında önemli bir faktör oldu.

Bundan sonra darbeciler kısa zamanda dağıldı. Aydemir bir eve saklanırken, Gürcan Batı Almanya Büyükelçiliği’ne sığındı. Gürcan’ın sığınma talebi reddedilerek diğer darbeci subaylar ve Aydemir yakalandı. Bir kısmı Harp Okulu öğrencisi olmak üzere 1,500 kişi tutuklandı. 21 Mayıs olaylarında toplam 8 kişi öldü ve 26 kişi yaralandı.

Bu olaydan sonra 200 subay ve 1,459 Harbiye öğrencisi tasfiye edildi. Tasfiyelerden sonra ordudaki general sayısı yirmiye kadar düştüğü gibi Harp Okulu iki dönem mezun vermedi. Darbecilerin yargılanmasına Haziran ayında başlandı. Aydemir savunmasında, amacına ulaşmayan her ihtilalin yeni ihtilaller doğuracağını söylüyordu. Yargılamalar sonunda Talat Aydemir ve Fethi Gürcan için idam kararı verilerek 26 Haziran 1964’de Gürcan, bir hafta sonra da Aydemir idam edildi.

Aydemir olayı değerlendirildiğinde darbeye inanan subayların amaçlarından kolay kolay vazgeçmediği görülmektedir. Özellikle 27 Mayıs’ın emir komuta zinciri içinde yapılmamasına rağmen başarılı olması, birçok subayı motive etmiştir. Darbecilerin ortak özelliği, kötü gidişatı askerî yönetim vasıtasıyla düzelteceklerine inanmalarıdır.

Bu teşebbüslerde MBK, Genelkurmay Başkanlığı ve başında İnönü’nün bulunduğu Hükümetlerin büyük bir zaafı görülmektedir. Sivil bir Hükümete rağmen askerin ağırlığının devam etmesi, cuntacıları cesaretlendirmiştir. İsmet Paşa’nın Aydemir’e karşı affedici bir yaklaşım benimsemesi, 22 Şubat’tan sonra yeni bir teşebbüsün ortaya çıkmasında etkili olmuştur.

Cuntacılarla ilgili bazı bilgiler alınsa da, istihbarat zaafının da olduğu anlaşılmaktadır. Özellikle ilk teşebbüs sonrasında ikinci bir darbeye nasıl kalkışılabildiğinin sorgulanması gerekir. Ayrıca Demokrat Parti’ye yakınlık bahanesiyle binlerce subay ordudan atılırken asıl darbecilerin ordu içinde varlığını sürdürerek iki defa darbe teşebbüsünde bulunmaları dikkat çekicidir.

15 Temmuz darbesi gibi Aydemir’in darbe teşebbüsleriyle ilgili olarak da birçok karanlık nokta vardır. Cuntacıların düşünceleri bilinmesine rağmen iki teşebbüse de engel olunamaması akıllarda birçok soru işareti bırakmakta, özellikle İsmet Paşa Hükümeti’nin orduyu yeniden şekillendirme düşüncesi akla gelmektedir. Bu olaylarda en büyük mağduriyetlerden birisini de komutanlarının emriyle hareket eden Harp Okulu öğrencilerinin yaşaması da üzücü bir durumdur.

Kaynaklar: T. Börklüoğlu, 27 Mayıs Müdahalesi Sonrası Türkiye’de Asker Siyaset İlişkileri, ÇÖMÜ SBE Yüksek Lisans Tezi, 2010; Y. Demir, “Albay Talat Aydemir’in Darbe Girişimleri”, ÇTTAD, 2006; D. Çakmak, “Türkiye’de Asker-Hükümet İlişkisi: Albay Talat Aydemir Örneği, Akademik Bakış, S. 2, 2008.

2 YORUMLAR

  1. Darbeciler hiç değişmemiş. Hep aynı refleksle hareket ediyor. Ama bir de onlara yol verenler ve göz yumanlar var. Asıl bunların incelenmesi ve ortaya çıkarılması gerekiyor. Aydemir’i bir de böyle okumak gerekiyor.

  2. Zora gelemeyen, kolay yoldan sonuç almak isteyenlerin seçtikleri yöntemler…
    Zorbalık, eyyamcılık, bencillik, hazımsızlık, hasetlik, basiretsizlik…
    En temel insani problemler.
    “İnsan” düzelinceye kadar benzer sorunlar hep devam edecek gibi…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin