İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da tutuklu yargılandığı 402 sanıklı İBB davasında ikinci duruşma başladı. İmamoğlu ile hakim arasında ‘oturma düzeni’ tartışması yaşandı. Hakime, “Kimden talimat alıyorsunuz?” diye soran İmamoğlu, “Ben ayaktayım, siz de ayağa kalkın!” diyerek salondakileri ayağa kalkmaya davet etti. Oturma düzeni sorunu, İmamoğlu’nun talep ettiği şekilde çözüldükten sonra sanık yoklamasına geçildi. Ardından iddianamenin özeti okunmaya başladı. Özetin tamamlanması sonrası mahkeme, ara kararın nisanda verileceğini açıkladı.
İkinci gün öncesi, mübaşirin avukatlardan kimlik kartı istemesi üzerine CHP’li hukukçu milletvekilleri ve sanık avukatları ile mübaşir arasında tartışma çıktı. Saat 10.15 sıralarında avukatlar salona alındı. Soruşturma kapsamında tutuksuz sanık olan İmamoğlu’nun babası Hasan İmamoğlu ve oğlu Selim İmamoğlu duruşmaya geldi. Saat 10.40 civarında Ekrem İmamoğlu salona alındı. Bir kaç dakika sonra mahkeme heyeti salona giriş yaptı. Bu sırada salonda, “Ekrem Başkan” sloganları atılmaya başlandı.
Ekrem İmamoğlu ile mahkeme heyeti arasında bir tartışma çıktı. Salonda düzeni sağlayan jandarma, koridor kenarında oturan İmamoğlu’nun önüne ekstra bir sandalye koymak istedi. İmamoğlu bunu kabul etmedi ve tepki gösterdi. Ayağa kalkan İmamoğlu, hakimle tartıştı. İmamoğlu, önüne ekstra sandalye ve jandarma konmasına uzun süre itiraz etti… İmamoğlu ile hakim arasında şu diyaloğlar geçti:
Hakim: “Kanun çok açık. Ben böyle bir düzen belirledim. Bu duruşma salonunda her şey bana bağlı.”
İmamoğlu: “Yaptığınız Türk yargısı adına yüz karasıdır. Alnınıza yapıştı. Boşuna gerginlik yaratıyorsunuz. Buraya jandarma yığarak boşuna gerginlik yaratıyorsunuz. Kimden talimat aldınız?”
Hakim: “Kimseden talimat almadık.”
İmamoğlu: “Yüce Türk yargısını temsil edeceksiniz bizim de hakkımızı korumakla yükümlüsünüz. Benden korkmayın. Ben seni korumaya geldim.”
Hakim: “Bizim kimseden korktuğumuz yok. Korumanıza ihtiyacımız yok. Bizim yargılamaya niyetimiz var dünden beri sizin yüzünüzden yargılama yapamıyoruz.”
İmamoğlu: “Benim önüme neden sandalye koyuyorsunuz? Belki duruşma sırasında avukatlarımla görüşmem gerekecek.”
Hakim: “Duruşma salonunda istediğiniz gibi gezemezsiniz.”
İmamoğlu: “Ben Ergenekon’u, Balyoz’u ve F.TÖ davalarını izledim. Hepsinde olduğu gibi, sanıklar duruşma sırasında avukatlarıyla görüşebilir.”
Avukatlar da, “Görevinizi kötüye kullanıyorsunuz” diyerek hakime itiraz etti. İmamoğlu kürsüye gelip konuşmak istedi ancak çevresindeki jandarmalar önüne geçerek izin vermedi. Jandarmalar İmamoğlu’nun etrafında çember oluşturdu. Mahkeme Başkanı, jandarmalara yerine oturması talimatı verdi. Mahkeme Başkanı, “Bizim bir şeyden korktuğumuz yok. Bu kürsüye söz hakkı verdiğimiz kişi gelecek.” dedi.
ARA KARAR NİSANDA AÇIKLANACAK
İmamoğlu’nun önündeki sandalyelerin kaldırılmasının ardından duruşmada sanık yoklaması başladı. Yoklamaların ve iddianame özetinin okunmasının ardından kürsüye gelen İmamoğlu, iddia makamını, “Bana göre şaibelidir, suçludur. Bir gün yargılanacaklar!” sözleriyle eleştirdi. 1 saatlik aradan sonra tekrar başlayan duruşmada savunmalara geçildi. Mahkeme başkanı, arife gününe kadar savunmaların süreceğini, nisan ayının sonunda ara karar verileceğini söyledi.
İmamoğlu, söz allarak yaptığı konuşmasında, “Ben ilk seçimde bu iktidarı değiştirecek bir partinin cumhurbaşkanı adayıyım. Kararı siz vereceksiniz ama o karar sizinle gelecek zaten hep sizinle olacak. Ben sizin takdir yetkinizi elinizden zaten alamam. O karar nereye gitseniz sizinle olacak.” dedi.
Geçen ay Adalet Bakanı olarak atanan ancak öncesinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapan Akın Gürlek’i de eleştiren İmamoğlu, “Asrın yolsuzu dedi bize o siyasetçi görünümlü başsavcı. Böyle bir şey olabilir mi? Ne yaşıyoruz biz? Asrın arsızı bu, asrın arsızı!” ifadelerini kullandı.
İddianame değil, iftiraname!
“Bu iddianamenin adı iftiranamedir.” diyen İmamoğlu, şöyle devam etti:
- Bir iddia makamı var. Bana göre şaibelidir, bana göre suçludur. Bunlar bir gün yargılanacak. Toplumun yüzde 70’i bunun siyasi olduğunu düşünürken sizin ‘Ben sizi dinlemeyeceğim’ demeniz davanın meşruiyet sorununu yaratır. Sonuçta yine siz karar vereceksiniz. Benim sözümün dinlenmesi sizin heyetinizi rahatlatır. Uygun görürseniz ben buraya kadar hangi koşullarla süreç buraya geldi onu anlatayım. Ben caminin içinde miting yapanlar gibi değilim 3 bin yılla yargılanıyorum.
- 15 yıllık belediyeciliklerinde ne yapmışlarsa İmamoğlu’na mal etmişlerdir. Ben 8-9 duruşmaya geldim. Her zaman geldim konuştum. Dün söz hakkı vermediniz. Ben belediye başkanıyım. Ben bir dahaki seçimlerde cumhurbaşkanı adayıyım. Meselenin özü siyasidir. Başsavcı gibi görünen siyasinin ‘ahtapotun kolları’ diyerek Ankara’ya nasıl selam çaktığı ortadadır. Seçim iptal etmekle olmuyor, tutuklayarak olur demiş. Siyasi bir karardır bu. ‘Başarılı olursan bakan olursun’ denmiştir.
Mahkeme başkanı, İmamoğlu’nun konuşmasını böldü, “Talebi alalım!” dedi.
Bunun üzerine İmamoğlu, şunları söyledi:
Ara verdikten sonra bu asker arkadaşlarımızı bırakın. Burada saygın bir şekilde duralım. Ben askerimizin bu durumda olmasını kabul edemiyorum. Etrafımız ateş topu, yanıyoruz. Savaş tepemizde dönüyor. Bir ejderha var, dünyanın her tarafına ateş topları sallıyor. Bir bakıyorsun Güney Amerika’da, bir bakıyorsun Ortadoğu’da. Biz de onun kuyruğuna tutunuyoruz. Böyle liderlik anlayışı olmaz. Türkiye’nin tek liderlik anlayışı yurtta sulh cihanda sulh. Mahkemede de sulh.
El kol hareketiyle bana laf yetiştirmeye çalışan arkadaşı (duruşma savcısı) ben muhatap almam. Yassıada’da senli benli konuşmalar vardı. Burada da böyle olmasın. Benim de bir yanlışım varsa affola. Diyalog olmadan burası yönetilemez.
Bakın Ramazan ayındayız, bayram geliyor. Bu arkadaşlarımı evlerine yollayın. Bu sistemin derdi benimle. Ben burada sizinle bu süreci yönetmeye hazırım. Savunmamı yapmaya hazırım. Bu insanları tutuksuz yargılayın. Anneler, çocuklarıyla buluşsun. Çocuklar, evlerine gitsin. İnsanlar, hasta. Gitsin, tedavilerini yaptırsın, duruşmalara gelsinler. Benimle bu şekilde bir süreç yönetin. Bu yaptığınız liste yanlıştır, uygulama yanlıştır. Çoklu söz alma hakkımı sizin takdirinize sunuyorum.
