Her nefeste bin sitem var, şikâyetim Yaradana [Tarık Toros]

Kadim tartışmadır:

Sanat sanat için midir, sanat halk için midir?

Çocukluktan beri meselenin “halk” tarafında oldum.

Görüşüm halen de değişmedi.

Önceki gün Saray sofrasındaki sanatçıları görünce bu duygum depreşti.

Dilimden “Sanat Saray içindir” lafı döküldü.

Gerçi iftara sporcular da davetliydi lakin benim alanım değil.

Hidayet’inden Rıdvan’ına, boğazına kadar siyasallaşmış ve dar bir zümrenin rantını paylaştığı, tribünlerin ise önüne arkasına bakmadan oynanan her oyunu alkışladığı bir müsamere, Türk sporu.

Egemenlerin, şike soruşturması ile ayar verdiği Türk futbolu can vereli çok oldu, rantı bitmedi bir türlü, bitmez de.

Dedim ya, çok alakam yok.

Hakan Şükür ve arkadaşlarının ihraç edildiği gün Galatasaray taraftarlığımı bitirdim. Daha da dönmeyeceğim. Hoş duygusal olarak 2-3 yıldır uzaktım. Galatasaray’ın şu anki başkanının adını bilmem, teknik direktörü kim, bilmem. Üç tane oyuncusunu say deseniz, onu da sayamam. O kadar yabancılaştım yani.

Kınamazsanız, milli takım için de düşüncem odur.

 

***

Geçelim, iftarın sanatçılarla ilgili asıl bölümüne.

Böyle davetlerde katılımcılara dikkat kesilirim.

Kalite ölçüsü yoktu.

Adının sanatçılıkla yan yana gelemeyeceği tiplerden, anlı şanlı şöhretlere kadar “gelirim” diyen herkes çağırılmış.

Araya adam sokanlar da olmuştur muhakkak.

Yukarıdan aşağı bakalım:

Ajda var da Sezen Aksu niye yoktu, Nilüfer mesela?

Hakan Peker’in bile davet edildiği yere, Tarkan çağrılmamış mıdır?

Özdemir Erdoğan koşa koşa gidiyor da… Erol Evgin, sanatçı değil mi..?

Ece Erken her sene kadraja girmeye çırpınırken Şebnem Ferah, Mazhar-Fuat-Özkan niye yoktur acaba?

Sibel Can hep oradadır da, Candan Erçetin daveti geri çevirdiği için işinden mi olmuştur?

Hakan Ural sanatçıdır da, Cem Yılmaz değil midir?

Serdar Gökhan karakter oyuncusudur da, Menderes Samancılar figüran mıdır?

Hülya Avşar’ın hatırlandığı bir davette, Kadir İnanır’ın unutulması mümkün müdür?

Seçkin Piriler gibi sanat namına ne mahareti olduğu bilinmeyen birileri oradayken, Nejat İşler kimsenin aklına mı gelmemiştir?

 

***

İftarın amacı maksadı açıktır:

Saray sakini, bu isimlerle yan yana fotoğraf verip kendi meşruiyetini sağlamlaştırma derdindedir.

Sanatçıların ise öyle bir derdi olmamalıdır.

Bilakis, hayranlarını cart diye ortadan ikiye bölmüş, AKP’li olmayanları üzmüşlerdir.

Hangi sanatçı böyle bir riski göze alır?

Alıyorlar işte.

Hoş, orada görünüp TV’de bir rol veya belediye festivallerinde sahne kapma derdinde olan hatırı sayılır “tip” vardır, fakat onlar “isim” değillerdir zaten.

 

***

Ülkede bunca zulüm olurken…

51 bin kişi suçsuz yere tutukluyken…

Yüz binler gece yarısı kararnameleri ile açlığa terk edilmişken…

Yeni doğuran kadınlar ameliyatlı halleriyle gözaltına alınırken…

Ülkede demokrasi-hukuk yerle bir haldeyken…

İşsizlik tüm zamanların rekorlarını kırarken…

Açlık sınırının altında on milyonlar inim inim inlerken…

Hemen her gün şehit tabutları kalkarken…

Zamanında, tüm bu çaresizlere ve çaresizliğe isyan halinde “batsın bu dünya” şarkısını yapan Orhan Gencebay niye oradadır?

12 Eylül sonrasında Aydınlar dilekçesine imza verdiği için TRT’de yasaklanan İbrahim Tatlıses, daha önce ağzı yandığı için mi ön saflardadır, yoksa Ankara ile işi mi vardır?

Neyse…

Gittiler ve zulüm iktidarını meşrulaştırma amaçlı bir gövde gösterisine daha tuğla oldular. Partili cumhurbaşkanını kutsadılar, AKP genel başkanına bağlılıklarını bildirdiler.

 

***

“Sadece bir davet. Büyütmeyin. Ne yapsaydık, reddetmek terbiyemizde yok” laflarına karnı tok milletin, bunları sıralayıp komik olmasınlar.

Emin olun, organizatörler sofrada Emel Sayın’ın yanına Türkan Şoray’ı da oturtmak için çırpınmışlardır, ama olmadı işte. Olmayabiliyormuş değil mi?

Ya geçen Aralık sonunda Cumhurbaşkanı’nın elinden kültür sanat büyük ödülü alan Şener Şen? Masada yeri hazır değil miydi sizce?

Belki onca tepkiden sonra o da mazeret bildirmiştir.

Hatırlayın, Partili Cumhurbaşkanı o törende protokolde değil, özellikle gelip Şener Şen’in yanına oturmuştu. Yan yana görüntü vermeye ne kadar ihtiyacı olduğunu varın siz hesap edin.

 

***

Dönelim başa.

Şu gün ülkedeki büyük zulüm, yükselen feryatlar uzak olmayan bir vadede bitecek ve zalimler adaletin önünde hesap verecek.

Masumlara bu ağır zulmü yapan, azmettiren, önünü açan, feryatları duymayan, duysa da önemsemeyen, seyreden, oh olsun diyen, sessiz kalan tüm yığınlar da payını alacak.

O sultan sofrasındaki sanatçı takımı da öyle.

Aman bize bir zarar gelmesin derken, belki olanı da yitirecekler.

Ne eski seyircileri kalacak, ne de dinleyicileri…

 

***

Sahi, Ebru Gündeş’i niye çağırmıyorlar bu davetlere.

Safiye ile Faik’ten neyi eksik?

 

***

Ne diyordu şair, onunla bitirelim:

“Her şey karanlık, nerde insanlık

Kula kulluk edene yazıklar olsun.

Batsın bu dünya, bitsin bu rüya

Ağlatıp da gülene, yazıklar olsun

Her nefeste, bin sitem var

Şikâyetim Yaradana.”

2 YORUMLAR

  1. Çok güzel ifade etmişsiniz Tarık Bey,

    Yapılan tek şey, sonradan çark edilen hamasi nutuklar ve birilerinin yanına ilişmenin fotoğrafları üzerinden algı oluşturarak oy ve güç devşirmek. Trump’ın el sıkması ve omuza dokunması üzerine saray medyasının yazdığı destanları görünce durumun vehametini daha iyi anlıyorsunuz. Meydanlarda Eyyy Amerikaaa!! Beyaz sarayda ise öğretmenin gözüne girmeye çalışan utangaç öğrenci pozları.

    Herşey koltukta daha fazla kalıp, celladına aşık yoksulları daha fazla sömürmek için. Koltuk feci halde batırıldığı için iradi olarak kalkma şansı da kalmamış.

  2. Tarık Bey şunu da ilave edeyim. Tüm yazılarınızı okuyorum ve periskop yayınlarınızı da takip ediyorum. Analizlerinizi çok beğeniyorum. Haklarını teslim etmek lazım,bu sitenin diğer yazaları da sizin gibi çok etkileyici yazılar yazıyorlar. Şartlar düzeldiğinde bu kadronun çıkaracağı gazetelerin milyonluk tirajları aşacağını düşünüyorum.

    İyi ki varsınız.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin