Hazreti Fâtıma’nın son günü

YORUM | REŞİT HAYLAMAZ

Gurûbun üzerinden altı ay geçmişti. Ramazan ayının yirmi yedisi ve bir Çarşamba günüydü.

Henüz 28 yaşında ve yanında, birisi 6 diğeri ise 7 yaşında gül gibi iki oğlu, Zeyneb ve Ümmü Gülsüm adında iki de kızı vardı.

Üstelik, Hazreti Ali gibi birisiyle evliydi; “Ehl-i Beyt” olarak Allah ve Resûlü’nün hep nazara verip baş tâcı edilmelerini istediği üfül üfül huzur tüten bir ailenin merkezinde bulunuyordu.

Bu yaşlardaki genç ve huzur dolu bir kadının, kim bilir ne hayalleri olurdu? Ailesinin geleceği, hele çocuklarının mürüvveti adına nice hülyalara dalar, kim bilir ne hesaplar yapardı?

Ancak, Kur’ân’ın şekillendirdiği ve Resûlullah’ın da rahle-i tedrisinden geçen Sahâbe’nin hayallerine kimsenin hayalinin yetişemeyeceği de muhakkaktı!

Hele bu, O’nun (sallallahu aleyhi ve sellem), giderken gelişini kulağına fısıldadığı kızı Fâtıma ise, durum bambaşkaydı!

Güneş gurûba doğru kayarken, yanında bulunan iki kadından birisi Hazreti Selmâ’ya seslendi:

“Anneciğim” dedi. “Gusül abdesti alabilmem için bana su hazırlayabilir misin?”

Oturuşu-kalkışı, yürümesi ve konuşmasıyla babasını hatırlatan bir Hadîce emaneti, bunu talep eder de yerine getirilmez miydi!

Bir isteği daha vardı:

“Bir de, şu yeni elbisemi getirebilir misin?”

Çok geçmedi; abdestini almış ve yeni elbisesini giymiş olarak odaya girdi. Bu seferki muhatabı, Hazreti Câfer’in şehadetinden sonra Hazreti Ebû Bekir (radıyallahu anh) ile evlenen Esmâ Bint-i Umeys idi:

“Ey Esmâ!” dedi. “Öldükten sonra kadınlara yapılan işi doğrusu ben hoş bulmuyorum; üzerine bir örtü atılıyor ve bu örtü, kadının vücut hatlarını belirgin bir şekilde gün yüzüne çıkartıyor!”

Bu incelik ve nezakete karşılık, “Resûlullah’ın kızı!” diye mukabelede bulundu Hazreti Esmâ. “Ben sana, Habeşistan’da gördüğüm bir şeyi göstereyim mi?”

Gözlerinin içi gülmüştü:

“Tabii ki” dedi. “Hem de hemen!”

Hemen evin dışına koşan Hazreti Esmâ, bir müddet sonra yaş hurma dallarıyla içeri girdi. Sırasıyla elindeki her bir dalın iki ucunu toprağa batırdı. İki metreyi aşkın kafes gibi bir görüntü ortaya çıkmıştı. Ardından, üzerine bir örtü örttü. “Öldükten sonra kadının üzerine böyle bir sütre yapılırsa, hiçbir uzvu belli olmaz!” der gibiydi.

O kadar sevinmişti ki! Babasından ayrıldığı günden bu yana yüzünde ilk defa bir tebessüm belirmişti. Minnet dolu bakışlarla Hazreti Esmâ’ya döndü:

“Bu ne kadar güzel ve hoş oldu!” dedi. “Böylelikle ölünün, erkek veya kadın olduğu da anlaşılır!”

Bir isteği daha vardı:

“Ben öldüğümde, sakın ola ki sen ve Ali’den başkasının gözü benim bedenime değmesin; sakın ola ki yanıma da kimseyi almayasın! Ayrıca, beni, el-etek çekilince ve gecenin karanlığında gömün!”

Ortalık buz kesmişti. Az önce gelinlik kız gibi hazırlık yapan Hazreti Fâtıma (radıyallahu anhâ), ciddi ciddi ölümden bahsediyordu!

Arkası da geldi. Ebû Râfi Hazretleri’nin hanımı Hazreti Selmâ’ya baktı ve yine “Anneciğim!” dedi. “Bir el atsan da şu sediri odanın ortasına çekiversen!”

Bu talebi de yerine getirilmişti.

Yavaşça sedirin üzerine uzandı! Yüzünü kıbleye çevirmiş, elini de yanağının altına koymuştu. Son bir isteği daha vardı:

“Şu an itibariyle ben, ruhumu teslim etmek üzereyim! Gördüğün gibi, gusül abdestimi de almış bulunuyorum; sakın ola ki öldükten sonra, abdest aldırmak üzere benim üzerimi kimse açmasın!”

Duyulanlar karşısında yaşanan şaşkınlık, bir anda yerini telaşa bırakmıştı. Zira nahif bedeninden aziz ruhu ayrılmış, yokluğuna ancak altı ay dayanabildiği babasının yanına uçuvermişti!

Biricik eşinin istekleri kendisine nakledildiğinde Hazreti Ali (radıyallahu anh), “Yapılacak bir şey yok!” dedi. “O, böyle istedi ise vallahi de kolunu bile kimse açmayacaktır!”

Vasiyeti gereği, gecenin bir vakti Cennetü’l-Bakî’ye getirildi ve buraya sessizce emanet edildi.

İşte, Peygamber kızı Hazreti Fâtıma’nın (radıyallahu anhâ) son günü böylesine duru, hem de dupduruydu!

Görüldüğü gibi suyun başı ne kadar duru. Bu durumda bizim vazifemiz, zamanla bulandırılmak istenen çer-çöpten değil, işin kaynağından beslenmek olmalı.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin