Hayat eve nasıl sığar?

YORUM | HAKAN TANER

“Hayat eve sığar” elbette. Çalışan herkesin hayalidir, evinde ayaklarını uzatıp istediği saatte kalkmak ve yatmak.

Her işi algı ve oy hesabı üzerinden yürüten iktidar, Korona salgınında da çok bilinen yöntemini sahaya sürdü.

Virüs salgını henüz Asya’dan Avrupa’ya ulaşmamış ve test yapılmadığı zamanlarda bu durumdan cesaret bulan iktidar PR’cıları ve sosyal medya trolleri, Pelikan uşakları işi bir hayli azıtarak bu virüsün Türk genine etki etmeyeceğine varıncaya kadar saçmaladılar.

Tıpkı her hadisede yaptıkları gibi.

Test yapılmadan önce insanlar çoktan ölmeye başlamıştı, fakat bu ölümler genellikle bronşit, zatürre vb. olarak adlandırılıyordu. Bir kısmı hâlâ öyle.

Kamuoyu şeffaflık beklerken, ilerleyen her gün, bugüne kadar bu tür işlerin tamamını eline yüzüne bulaştıran iktidarın beceriksizliğini tekrar açığa çıkarmaya yetti.

İktidar bu ölüm-kalım işini de kendi ölüm kalım mücadelesi haline dönüştürünce, seçim kampanyası esintileri içeren lakin pek de gerçeklik içermeyen kampanyalar peş peşe gelmeye devam etti.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Kamuoyu İtalya, Almanya ve Fransa örneklerinden yola çıkarak sokağa çıkmanın devlet kontrolünde olmasını talep etti.

Hükümet biz de size evde kalmanız söylüyoruz zaten “evde kalın” dedi.

Toplum, “Tamam evde kalalım da bu evi döndüren, çekip çeviren bir gelir gider hesabı var. Ona da bir çözüm bul” dediğinde iktidar ilginç bir cevap verdi.

İktidar cevaben “Herkes kendi olağanüstü hâlini ilan etsin” diye bir çözüm paketini her birinin malikânede, hizmetçi, bahçıvan ve bakıcılarıyla birlikte ultra lüx bir hayat sürdürdüğü, örneğin TRT’de dizi başına 300 bin TL alan, İstikbal mobilyadan kendisine reklam karşılığı olarak tam 5 milyon TL takdim edilen Mazhar Alanson ile süsleyip “Hayat eve sığar” deyip kestirip attı.

HAYAT EVE NASIL SIĞAR?

Devlet tarih boyunca milletten hep alan oldu. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) zamanında almanın ötesine geçildi, özel mülkiyet hakları ihlal edildi, verginin vergisinin vergisi icat edildi.

Olağanüstü durumlarda devlet aldıklarının bir kısmını milletine aktarmakla mükelleftir.

Evet iktidar bir paketten söz ediyor 100 milyar TL tutarında bir paket.

Paketi açtığınızda kendisine seçim kazandıracak bir eylem planı içerisinde kendine yakın kişilere dağıtılacak bir bohça hazırladığını anlıyorsunuz.

Kamuoyu devletten en azından şunu bekliyor.

“İşimi kaybetmek istemiyorum. Ödemelerimi yapamıyorum. Evde kalırsam hiç yapamayacağım. Kredi ve borçlarımı zaten ödeyemiyordum. Bir de hacizlerle boğuşmak istemiyorum.

Gıda, doğalgaz, iletişim, internet, elektrik su gibi temel ihtiyaçlarımın bedellerini ödeyemiyorum. Evet, evde kalmalıyım, fakat tüm modern ve çağdaş ülkelerin yaptığı ve aldığı tedbirleri sen de al ve beni koru.”

Devlet bu taleplere, evde kalmaları kendileri için bir lütuf olan kişilere çevirttiği ve insanların her gördüğünde küfür ettiği bir reklam filmi ile “Hayat eve sığar” diyerek cevap verince halk da “Evet hayat eve sığıyor da gerçekler uyutmuyor, faturalar da hiçbir yere sığmıyor” diye cevap veriyor.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin