Hak ettiği değeri vermediğimiz muhteşem bir hazine: Hacet namazı

Yorum | Cemil Tokpınar | @CemilTokpinar

Sizi mutsuz eden büyük bir derdiniz mi var? Ulaşmak istediğiniz muhteşem bir idealin peşine mi düştünüz?

Huzursuzluk, ailenizin ayrılmaz bir parçası mı oldu? Birisi kalbinizi mi kırdı? Önemli bir sınava mı gireceksiniz? Günü gelmiş bir borcunuzu hâlâ ödeyemediniz mi? İşsiz misiniz? İşten mi atıldınız? İşinizde bir türlü arzuladığınız başarıyı yakalayamadınız mı? İyi bir evlilik mi istiyorsunuz? Çocuğunuz mu olmuyor?

Bunlardan çok daha önemli yüce gayeler uğruna çaba harcıyor, insanlığa İslâm’ı ve Kur’an’ı anlatmak için çırpınıyor, bir dizi plân ve program yapıyorsunuz. Ancak bir tarafta önünüze konan engeller, diğer tarafta gerçekleştirmeyi istediğiniz manevî projeler var. Bilhassa İslâm âleminin maruz kaldığı acılar, ızdıraplar, saldırılar, tuzaklar yüreğinizi yakıyor.

Kısaca maddî manevî, küçük büyük, dünyevî, uhrevî bütün dertleriniz veya arzularınız için kılacağınız muhteşem bir namaz var: Hacet namazı.

Elbette bir kul olarak sebeplere sarılacak, üzerinize düşeni yapacaksınız. Ama bazen olur ki, sebepler tükenir ya da etkisiz kalır, bütün yollar denenir, çareler biter, ne yapacağını bilememenin ızdırabıyla yapayalnız kalırsınız. Artık kalbiniz kederli, gözünüz yaşlı, hüzün denizinde yüzerken hacet namazı sizi sahile çıkaracak bir can simididir.

İşte bu muhteşem fırsatı değerlendirenlerden birisi olan Hz. Enes (r.a.) harika bir sonuç alır.

Bir yaz günü Hz. Enes’e bahçıvanı gelerek, yağmur yağmadığından ve bahçenin kuruduğundan yakındı.

Bu haber üzerine Hz. Enes, Resûlullah’ın (a.s.m.) “Herhangi bir ihtiyacı olan kimse iki rekât namaz kıldıktan sonra Allah’a dua etsin” şeklindeki “hacet namazı” tavsiyesini hatırladı.

Su isteyerek abdest aldı ve namaza durdu. Selâm verdikten sonra bahçıvanına:

“Gökyüzünde bir şey görebiliyor musun?” diye sordu. Bahçıvan:

“Göremiyorum” dedi. Hz. Enes, tekrar içeri girip namaz kılmaya devam etti.

Birkaç kez bahçıvana:

“Gökyüzünde bir şey görebiliyor musun?” diye sorunca adam:

“Kuş kanadı gibi bir bulut görüyorum” dedi.

Bunun üzerine Enes (r.a.) namazını ve duasını sürdürdü. Az sonra bahçıvan Hz. Enes’in yanına girdi ve:

“Gök bulutla kaplandı ve yağmur yağmaya başladı” dedi. Bunun üzerine Hz. Enes:

“Haydi, ata bin de yağmurun nerelere kadar yağdığına bak” dedi.

Bahçıvan etrafı dolaştığında, yağmurun sadece Hz. Enes’in büyük bahçesine yağdığını gördü. (İbn-i Sa’d, et-Tabakâtü’l Kübrâ, c.7: 21-22)

İşte tüm sıkıntılı zamanlarımızda uygulayabileceğimiz bir başka örnek:

Sahabelerden Ebû Mı’lâk (r.a.) isminde ticaretle uğraşan bir zat vardı. Bir defasında ticaret için yolculuk yapıyordu. O zamanlarda yol güvenliği yoktu. Bu yüzden karşısına silahlı bir eşkıya çıktı.

“Neyin varsa çıkar, seni öldüreceğim” dedi. Bu tehdit karşısında Ebu Mı’lâk:

“Maksadın mal almaksa al” dedi. Hırsız ise, malı almakla birlikte izini de kaybettirmek istiyordu:

“Ben sadece senin canını istiyorum” dedi. Ebu Mı’lâk:

“Öyleyse bana izin ver namaz kılayım” dedi. Hırsız:

“İstediğin kadar namaz kıl” deyince Ebu Mı’lâk namaz kıldı ve şöyle dua etti:

“Ey kalplerin sevgilisi! Ey yüce arşın sahibi! Ey her dilediğini yapan Allah’ım! Ulaşılmayan izzetin, kavuşulmayan saltanatın ve arşını kaplayan nurun hürmetine beni şu adamın şerrinden korumanı istiyorum! Ey imdada koşan Allah’ım, yetiş imdadıma!”

Ebu Mı’lâk, bu duayı üç defa tekrarladı. Duasını bitirir bitirmez, silahlı bir atlının hızla yaklaştığını gördü. Atlı, hırsızı bir mızrak saplayarak öldürdü. Sonra da Ebu Mı’lâk’a döndü.

Allah’ın lütfuyla kurtulan sahabe:

“Kimsin sen? Allah senin vasıtanla bana yardım etti” diye şaşkınlıkla sorunca atlı kişi şu cevabı verdi:

“Ben dördüncü kat gökteki meleklerdenim. İlk duanı yapınca gök kapılarının çatırdadığını işittim. İkinci defa dua edince, gök ehlinin senin kurtulman için feryat ettiğini işittim. Üçüncü defa dua edince, ‘Zorda kalan biri dua ediyor!’ denildi. Bunu duyunca Allah’tan, hırsızı öldürmek için beni görevlendirmesini istedim. Allah da kabul etti ve yardımına geldim. Şunu bil ki abdest alıp dört rekât namaz kılan ve bu duayı yapan kimsenin, zorda olsun veya olmasın duası kabul edilir. (İbn-i Hâcer, el-İsâbe, c.4: 182)

Hacet namazı kılarak bir derdinden kurtulan veya muradına kavuşan çok kimse vardır. Elbette bu örneklerin hepsi, yukarıdaki gibi harikulade olmayabilir. Çünkü hacet namazından alacağımız verimin derecesi ihlâs, huşû, ıztırar hâli, yakînimiz ile Allah’ın takdir ve hikmetine göre değişir.

HACET NAMAZI NASIL KILINIR?

Hacet namazı, yatsı namazından sonra iki, dört ya da on iki rekât olarak kılınır. Yatsı namazından sonra müsait olmayan başka vakitlerde, bilhassa teheccüd vaktinde kılabilir. Hz. Peygamber’den gelen bir rivayete göre hacet namazının ilk rekâtında Fâtiha’dan sonra üç defa Âyete’l-Kürsî, diğer rekâtlarda Fâtiha’dan sonra sırasıyla birer defa İhlâs, Felâk ve Nâs Sûreleri okunur. Bununla birlikte başka sureleri okumak da mümkündür.

Hacet namazı bitince Allah’a hamd ve sena, Resûlullaha salât ve selâmdan sonra bir hacet duası okunması sünnettir. Peygamber Efendimizden (s.a.v.) rivayet edilen çeşitli hacet duaları vardır. Bunlardan birisi şudur:

“Allahümme innî es’elüke tevfîka ehli’l-hüdâ ve a’mele ehli’l-yakîni ve münâsahete ehli’t-tevbeti ve azme ehli’s-sabri ve cidde ehli’l-haşyeti ve talebe ehli’r-rağbeti ve teabbüde ehli’lvera’i ve irfâne ehli’l-ilmi hattâ ehâfek. Allahümme innî es’elüke mehâfeten tahcizünî an ma’siyetike hatta a’mele bi-tâatike amelen estehikku bihî rızâke ve hattâ ünâsıhake bi’t-tevbeti havfen minke ve hattâ uhlisa leke’n-nasîhate hubben leke ve hattâ etevekkele aleyke fi’l-umûri husni zannin bike. Subhâne hâlikı’n-nûr.”

Bu duanın anlamı şu şekildedir:

“Allah’ım, Senden hidayet ehlinin başarısını, yakîn ehlinin amellerini, tevbe ehlinin öğütleşmesini, sabır ehlinin azmini, haşyet ehlinin ciddiyetini, rağbet ehlinin talebini, verâ ehlinin ibadetini, ilim ehlinin irfanını isterim ki, Senden gereği gibi korkayım. Allah’ım, Senden öyle bir korku isterim ki, o beni Sana isyandan menetsin. Tâ ki, Sana itaat ile öyle amel edeyim ki, onunla Senin rızana ereyim. Senden korkarak tevbeyle Sana döneyim. Sırf Senin sevgini kazanmak için hâlis nasihat edeyim. Her işte Sana güvenip Sana dayanayım. Sana güzel zan besleyeyim. Nurun yaratıcısı Allah’ı tesbih ederim.”

Peygamberimizden (sav) rivayet edilen başka hacet duaları da vardır. Onları da okumak mümkündür.

Hacet duasını okuduktan sonra Allah’tan ihtiyacımızın giderilmesi yolunda dilekte bulunmalıyız. Duaları okurken, çektiğimiz acının tesiriyle tamamen Allah’a yönelmeli, çok samimi bir şekilde yalvarmalı, hâlimizi düşünerek gözyaşı dökmeliyiz.

Hacet namazının ne zaman, nasıl kılınacağı ve ne okunacağı hususunda kendi hâlet-i ruhiyenize göre davranabilirsiniz. Bazı sıkıntılar ve istekler anlıktır. Mesela, bir haksızlığa uğradınız, bir eşyanız kayboldu, merak ettiğiniz bir kimseden haber alamadınız, acil yatırmanız gereken bir borcunuz var… Bu durumlarda hemen abdest alıp hacet namazı kılıp dua edebilirsiniz.

Eğer geniş zamana yayılan bir derdiniz veya arzunuz varsa, mesela üniversite sınavını kazanmak, çocuğunuzun veya eşinizin ıslahını istemek, iyi bir iş bulmak, çok ağır borçlardan kurtulmak, uzun süren bir hastalık için şifa istemek ve benzeri durumlarda yatsı veya teheccüd namazından sonra birkaç gün veya daha fazla kılabilirsiniz.

Bilhassa ülkemizin ve İslâm âleminin maruz kaldığı zulümler, badireler ve sıkıntılardan kurtulması, hak ve hakikatin dünyaya hâkim olması için kılınacak hacet namazlarının kırk gün veya daha fazla bir süreye yayılması gerekir. Hatta her gün hacet namazı kılarak yalvarmak, dertlerimizin devasını çabuklaştırabilir.

Hacet namazında etkili olan en mühim unsur kişinin hâlet-i ruhiyesi, namazının ve duasının kalitesidir. Size acı veren derdiniz yüreğinizi dağlarken, ulaşmak istediğiniz arzunuz her an aklınızdayken, çaresizliğinizi ve kimsesizliğinizi hissettiğiniz anda hacet namazıyla Allah’ın rahmet kapısını çalın. Çünkü O her şeyin sahibi, yaratıcısıdır. Bütün düğümler O’nun iradesiyle çözülür, bütün dertlerin dermanı O’ndadır, bütün işlerin dizgini O’nun kudretindedir. O merhametlilerin en merhametlisidir.

Hacet namazında ve tüm nafile namazlarda, rükûda, rükûdan kalkınca, secdede, iki secde arasında, oturuşlarda tesbih ve tahiyyatı okuduktan sonra Kur’an’daki dua ayetlerini okuyabilirsiniz. Özellikle Kur’an’da geçen peygamber duaları çok önemlidir. Mesela, başta Peygamber Efendimiz (s.a.v.) olmak üzere Hz. Âdem, Hz. Nuh, Hz. Eyyûb, Hz. Yunus, Hz. İbrahim, Hz. Zekeriya, Hz. Yakub, Hz. Yusuf (aleyhimüsselâm) gibi peygamberlerin dualarını okurken, onların hâllerini hatırlayarak, duaların manalarını düşünerek Rabbimizin şefkat ve merhametine sığınırsak duamız kabul olabilir. Yine Kur’an’da “Âmenerresûlü”de geçtiği gibi, “Rabbenâ” veya “Rabbî” ile başlayan ayetler dua ayetleri olduğu için bunların manasını düşünerek okuyabiliriz.

Çünkü Rabbimiz, “De ki: Duanız olmazsa Rabbim katında ne ehemmiyetiniz var?” (Furkan Sûresi, 25:77) buyuruyor. Yine “Dua edin, cevap vereyim.” (Mümin Sûresi, 40:60) diyor. Ayrıca şu ayet duanın namazla desteklenmesini ve birlikte yapılmasını emrediyor:

“Ey iman edenler! Allah’tan sabırla ve namazla yardım isteyin. Şüphesiz ki, Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara Sûresi, 2:153)

Demek ki, en başta beş vakit namaz kılarak dua etmek gerektiği gibi, özel durumlar ve olağanüstü sıkıntılarda da o duruma uygun namazlar kılmalıyız. Nitekim hacet, tesbih, yağmur, istihare namazları; dua ile namazı birleştiren muhteşem ibadetlerdir.

Biz müminler hacet namazı gibi benzersiz bir hazinemiz olmasına rağmen bu namazdan hakkıyla istifade edemiyoruz.

Maalesef kıymetinin de tam olarak bilincinde değiliz. Beş vakit namaz kılan birçok kimse hacet namazını ya hiç kılmamış ya da çok az kılmakta. Oysa hacet namazında çektiğimiz acıdan ve taşıdığımız arzudan kaynaklanan bir “acz, fakr ve yakîn” hâli vardır. İnsan bu durumlarda kendisini çok aciz, çok muhtaç, çaresiz ve kimsesiz hisseder. Tam bir huşû, dikkat ve iştiyakla Rabbine yönelir. Belki de musibet ve belaların, büyük hedef ve ideallerin mümine bakan en önemli kazancı, insanın bütün zerreleriyle ve duygularıyla Allah’a yalvarmasıdır.

Maalesef yaptığımız bir ankete katılan müminlerin yüzde 47’si “hacet namazını hayatında hiç kılmadığını” söylemiştir. Oysa bu insanlar, nice amansız derdi veya kavuşmak istediği bir hedefi için birçok kapıyı çalıyor, birçok sebebe başvuruyor, bir yığın masraf ediyor. Elbette kendine düşen vazifeyi yaparak Allah’a hacet namazıyla yönelmek, muhteşem bir hazineden istifade etmek demektir.

BAŞKASININ İHTİYACI İÇİN HACET NAMAZI KILINABİLİR

Kişi kendi adına hacet namazı kılıp dua edebildiği gibi, bir mümin kardeşinin hacetinin gerçekleşmesi için de namaz kılıp dua edebilir. Bu bir dua olduğu için kişi mümin kardeşinin derdini kendi derdi kabul edip onun için dua edebilir. Bunun dinen bir sakıncası olmadığı gibi bu davranış büyük sevap da kazandırır. Çünkü hadislerde buyrulduğu gibi, “Mümin kardeşine dua eden kişiye melekler dua eder” ve “Kim bir mümin kardeşinin ihtiyacını giderirse, Allah da onun ihtiyacını giderir.”

Eşiniz, kardeşiniz, anne-babanız veya arkadaşınız için hacet namazı kılıp dua edebilirsiniz.

Bilhassa ülkemizde ve dünyada meydana gelen birlerce acı ve zulümlerin sona ermesi için her gün hacet namazı kılıp dua etmeliyiz. Nefsimiz on dakika ayırıp hacet namazı kılmayı zahmet kabul ettiği dakikalarda binlerce insanın haksız yere hapse atıldığını, işkence ve zulüm gördüğünü, işlerine son verildiğini, her şeyini bırakıp hicret ettiğini düşünelim. İstemeyerek değil, aşkla şevkle her gün hacet namazı kılalım. Çünka dua cemaat hâlinde ve sürekli yapılırsa inşallah kabul edilir. Duanın hakkını vermezsek, vebal altında kalırız ve mesul oluruz.

1 YORUM

  1. Hocam Allah (c.c) sizden ebeden ve daimen razı olsun, ilminizi artırsın, maddi manevi cümle müşkilatlarınızdan feraha çıkarsın inşaAllah.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin