Gün Dönümü

YORUM | REŞİT HAYLAMAZ   

Günler eşit yaratılmamış; geceler de!

Gün döndü artık; bundan böyle geceler uzayacak.

Nil nehrine kurduğu sahte saltanat üzerinden ilahlık taslayan Firavun da öldü, Hazreti İbrâhîm’i ateşe atıp gelecek devşirmek isteyen Nemrut’un mumu da söndü!

Bu dünya, ebediyet devşirme yarışıyla Bedir’e koşanlara kalmadığı gibi Yezid’in soyu da kesildi, zalim Haccâc’ın emelleri de akim kaldı!

Hakikat, sular durulduğunda anlaşılır.

Sokağa hakim olan eşkıya, “hain” muamelesi yapsa da Osman, Hazreti Osman’dır!

Hem de hutbelerde, 57 yıl lanet okunan Ali’nin, Hazreti Ali olması da öyle!

Bugün herkesin “Huccetü’l-İslâm” kabul ettiği İmam Gazali, Alamut Kalesi’nin ayyâşları nazarında tekfir listesinin ilk ismiydi!

İnsanlar, Celaleddin Rûmî’yi “Mevlana” olarak üç asır sonra tanıdı.

İmam Azam, İmam Şafiî, Ahmed İbn-i Hanbel, İmam Buhari, İmam Rabbânî gibi, bir kısım halifelerin mihnetine muhatap olan İslam’ın yıldızları da öyle!

Öyle zulmettiler ki zulümle anılan isimlerini de kirlettiler!

Sahi, Amnofis, Nemrut, Yezid veya Haccâc adında birisine rastlayanınız var mı?

Mihnet yudumlayanlar mı? Musa u Harun, Osman u Ali, Hasan u Hüseyin; binler, yüz binler onların adını taşıyor!

Tarih tekerrür ediyor; öyle isimler var ki bugünkü kütüklerden de düşecek!

Bugünün mağdurlarına kapılarını açan dünyanın, isimlerini de nakşedeceğine şahit olacağız kütüklere!

E, bunun bir bedeli var!

Âdetullah böyle; yanındakilerle beraber peygamberler bile, “Allah’ın yardımı ne zaman?” manasında “Metâ nasrullah?” demişler.

“Öncekilerin başına gelenler…” şeklindeki Kur’ânî beyanlar kulaklarımızda küpe!

Neredeyse beşte birisi, öncekilerin yaşadıklarını resmediyor, İlâhî Beyân’ın!

Hazreti Habbâb’ın şahsında hepimize söylenilen Nebevî beyanı duymayanımız yoktur: “Acele ediyorsunuz!”

“Vallahi de o günleri ben gördüm!” diyen Sahâbî’nin dediği gibi sonuç öyle olmadı mı?

Elbette, Allah’ın yardımı yakındır; Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurduğu gibi ne var ki acele eden bizleriz!

Evet, Uhud’daki geçici sarsıntıyı kalıcı hezimete çevirmek isteyen veya Hendek’e dayanan Ahzâb ordusunu nazara vererek “Aleyhinize dünya birleşti; yarınınız yok!” nârâları atanlar bugün de sahne alabilir.

Ne var ki en çetin zamanlarda ve aşılmaz gibi duran her akabede ufuktaki ışığı gösteren bir Peygamber’in ümmetiyiz!

İşler sarpa sarınca Uhud’dan dönenlerin kim olduğu belli; önemli olan, Bedir kapıya geldiğinde Sa’d İbn-i Muâz gibi arslan kesilmektir!

Yarınlarda şaşkınlıkla seyre dalınacak nice lütuflar, böylesi gecelerin ardında saklı!

Zaman değişse de değişmeyen bir hakikat: her gecenin dölyatağı, yeni bir gündüze dâyelik yapıyor ve ne kadar uzarsa uzasın, hiçbir gece gündüze direnemez!

Günler döndüğü gibi bin yıl devam edeceği iddia edilen geceler de dönecek!

Zulüm devam etse de yelkenini dalgalandıran rüzgar fersiz.

Değil mi ki ufukta bahar var; “Evet, sabah yakındır!”

4 YORUMLAR

  1. Allah razi olsun. Sorun kaderi tenkit etmek degildir belki, sorun herbirimizin vakti zaman uygunken dünyalik şeyler peylemedir kanimca. Bu dünyalik peyleme şahsi dünyaliklar olmayabilir belki de…

    Vakti merhumede belki de kör olmaktir…
    Hadiseleri kritik ederken hep geçmişin aynisinin cevabini yarin gelecekmiş gibi yasamaktir….

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin