Mutlaka sandığa gidin!  

YORUM | ERHAN BAŞYURT

İstanbul’da hukuksuz gerekçe ile tekrar edilen belediye başkanlığı seçimi pazar günü gerçekleşecek.

Çok farklı dedikodular ve mantık yürütmeler, ciddi kafa karıştırıyor.

Ekrem İmamoğlu’nun koltuğu gasp edilince, kişisel kanaatimi burada yazdım; iktidar, demokrasiye dönene kadar seçim boykot edilmeliydi.

Milli iradeyi gasp eden eden bir karara uymak, demokrasi dışı bir adıma meşruiyet kazandırmaktır.

Neticede karar siyasi partilerin ve her şeye rağmen seçime girmeye karar verdiler.

Seçmene bu aşamada düşen, sandığa gidip iradesini aksettirmektir…

***

Mili irade bir kez daha çalınırsa, zaten bundan sonra sandığa gitmenin siyasi partiler otoriter rejime baston bile olsalar artık anlamsız olacaktır…

Ancak bu seçim, sandığa gitmek halen bir umut.

İktidarın paniği, yapabilecekleri hilenin sınırlı olmasından ve bir kez daha kaybedecekleri korkusundan kaynaklanıyor.

‘Millet İttifakı’nı, PKK ile Kandil’de talimat alan HDP ile ‘gizli’ ittifak yapmakla suçlayan AKP iktidarı o kadar alçaldı ki, İmralı’ya sığındı.

Öcalan’ın hangi şartlarda söylediği hatta söyleyip söylemediği meçhul ifadelerle, HDP tabanını sandığa gitmemeye iknaya çalışıyorlar.

Binali Yıldırım da, Diyarbakır’a giderek ‘PeKeKe’ ve ‘Kürdistan’ diyerek destek istemişti.

AKP fazlaca sıkışmış durumda. Seçimi iptal ettirerek, kendilerini ‘’iki ucu pis değneği’’ bir ucundan tutmak zorunda bıraktılar…

Seçimi hile ile kazansalar sandığa saygısı olmayan otoriter rejimlerine dönecekler.

Seçimi ikinci kez kaybetseler karizmaları büsbütün yıkılacak.

***

Seçimin kaybedeni artık Binali Yıldırım değil AKP Genel Başkanı da olan Cumhurbaşkanı Erdoğan olacaktır.

Erdoğan, sadece kampanyayı yürütmemiş, seçimin iptali için talimatı açıktan vermiş ve İmamoğlu’na yönelik birebir polemiklere girmiştir.

Erdoğan’ın, ‘’İmamoğlu seçilse de o makama gelemez’’ demesi ve buna kendi Belediye Başkanlığı’nın elinden alınmasını örnek göstermesi, kampanyasının dip yapmasıdır.

Erdoğan, ya kendisinin başkanlığının elinden alınmasının iddia edildiğinin aksine hukuki olduğunu söylemiş ya da kendisini hukuksuz şekilde engellemeye çalışan muktedirlerin artık yerini kendilerinin aldığını itiraf etmiştir.

Hangisi olursa olsun bu bir rezalet ve yersiz güç gösterisidir. Halkın iradesinin önünü sandıkta kesmenin bedeli ağırdır ve dünya bu şekilde yıkılıp giden otoriter ‘tek adam’ rejimleri örnekleriyle doludur.

***

İstanbul Belediye Başkanlığı seçimi garip şekilde ülkenin geleceğinin seçimi olma hüviyeti kazanmıştır.

İmamoğlu ikinci kez kazanırsa, sadece muhalefetin kendisine güven duyması ve toparlanması değil, AKP içinde kırılmalar ihtimali de yüksektir.

AKP içindeki ‘buzdağı’ gibi muhalefet, Gül/Babacan ve/veya Davutoğlu liderliğinde yeni partilerin kurulması, bu hezimet ile güç kazanacaktır.

‘’AKP’nin kurdu’’ gibi çalışan ve iktidarı içten içe kemiren MHP ile ortaklığın, menfaat ilişkisi zarar göreceği için son bulması ihtimali güçlenecektir.

Türkiye’de bir normalleşme sürecinin başlaması ihtimali, bu seçimde Millet İttifakı’nın kazanması ile mümkün gibi durmaktadır.

AKP, yaptığı hukuksuzluklar ve hataların fazlasıyla farkında. Bir türlü cesaret edemedikleri, bir yılı aşkın süredir askıda tuttukları yargı reformunu ve yargıda kısmi hukuka dönüşü gerçekleştirmek zorunda kalacaktır.

İmamoğlu ile ortak TV yayınına çıkmak için Binali Yıldırım’ın çırpınması, Öcalan’a 8 yıllık tecridi kaldırmaları gibi…

Türkiye’yi normalleşme sürecine dönüşü iktidarın ‘’ne yapsam halkım destekliyor, daha fazlasını yapmaya devam’’ güç sarhoşluğundan, ‘’halkı rahatlatmam lazım, demokrasiye dönmeliyim’’ kırılmasını yaşamasıyla mümkün, o da ancak ‘şiddetli bir tokat’ gibi yaşayacakları siyasi hezimet ile mümkün.

***

Sonuç olarak 23 Haziran günü…

‘’İmamoğlu 9 puan önde’’ rahatlatmasına aldanmadan tüm CHP ve İYİ Partililer…

‘’Öcalan’dan mesaj var…’’ aldatmasına inanmadan tüm HDP’liler…

‘’İktidarı seviyoruz ama çok hata yapıyor, demokrasiye dönmeleri lazım…’’ diyen kalbi kırık tüm AKP’liler…

Saadet Partili, Demokrat Partili, TKP’li… İktidarın icraatlarına muhalif tüm seçmenler mutlaka sandığa gitmeli ve iktidarın tarihi hatasını tarihi fırsata dönüştürmeliler…

KHK’lılar, Cemaat’a yönelik hukuksuz operasyonlarla mağdur ve mazlum konuma düşen herkes, demokrasi ve insan hakları mağdurları, çığlıklarını sandığa taşımalılar…

***

İstanbul’da tekrarlanan seçim artık sadece İstanbul’un değil Türkiye’nin de siyasi geleceğini belirleyecek bir dönüm noktasıdır.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin