YORUM | ALPER ENDER FIRAT
Bütün dünya Gazze’deki hastanenin, İsrail tarafından bombalanmasından sonra ortaya çıkan görüntülerin dehşetiyle sarsılmıştı. Annesini, uzuvlarını ya da hayatını kaybetmiş çocuk görüntüleri, hastanedeki sivillerin katledilmiş enstantaneleri dünyayı dehşete düşürmüştü.
Zaten 7 Ekim’den bu yana İsrail Gazze’yi bombalıyor, biz de doğal olarak çocuk cesetlerini, sivil ölümlerini, Netanyahu hükümetinin insanlıktan çıkışını, Batı basınının ve hükümetlerinin bütün değerleri bir yana bırakıp yanlı tavırlarını konuşuyoruz. Kargaşa bize meselenin en başını yani İsrail’e bu bahaneleri Hamas’ın bilerek isteyerek ürettiği gerçeğini unutturuyor.
İşte İsrail’e bu bahaneleri üreten Hamas’ın siyasi büro şefi İsmail Haniye ile İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ve heyetinin görüşme görüntüleri düştü ajanslara. Bir kıyametin ortasında değil de sanki düğün evini ziyarete gelmiş gibiydiler. Nasıl da mutlular, nasıl da gözlerinin için gülüyor! Daha da utanmasalar kahkahalarla gülecekler. Hem İsmail Haniye hem İran Dışişleri Bakanı hem de heyettekilerin hepsi.
Bütün dünyanın kan ağladığı, orada yaşananlar yüzünden kendi çocuğuna sarılmaya utandığı bir zamanda otuz iki dişini göstererek gülen bir grup savaş baronu.
Bakın şu anlaşılabilir bir şey; bir siyasi grup başka bir seçenekleri olmadığını düşünerek şiddeti savunabilir, ölmeyi yaşamaktan daha çok kutsayabilir. Bu düşünceye şiddetle karşı olsak da bunun da kendince izah edilebilir bir tarafı vardır. Ancak kendileri, yakınları, çocukları, torunları, başka bir coğrafyada güven içinde yaşarken, başka çocukların hayatını pazarlık konusu yapmaları alçak bir savaş baronluğudur.
Gazze’de milyonlarca insan bombaların altında yaşam savaşı verirken bu baronlar ve çocukları neden güven içindedir? Ölümü kutsuyorsan, şehitliği önemli buluyorsan sen ya da çocukların neden şehit olmuyor?
Gazzeli bebeklerin kopuk kolları, cansız bedenleri, korku dolu gözleri üzerinden siyaset devşirmek en iyi ifadeyle şerefsizliktir.
Gazze can pazarıyken İsmail Haniye ve İran Dışişleri Bakanı keyifle İsrail’deki ölümcül saldırıyı konuşmuşlar ve hedefe ulaşmak için işbirliğini sürdürme konusunda anlaşmışlar.
Asıl soru bu hedefin ne olduğu sorusudur.
İsrail’de yayınlanan Hearetz Gazetesi önceki gün Netanyahu’nun Mart 2019’da Likud Partisinin Knesset(İsrail Parlementosu) üyelerine şöyle dediğini yazdı: “Filistin devletinin kurulmasını engellemek isteyen herkes Hamas’ın desteklenmesini ve Hamas’a para aktarılmasını desteklemek zorundadır, bu bizim stratejimizin bir parçasıdır.’’
Dünyanın herhangi bir yerinde yaşanan anlaşmazlıklarda, güçlü olanlarla zayıfların sürtüşmesinde, güçlü zayıfın fiziki eylemde bulunması için onu provake eder, sinirlerini tahrik eder. Zayıf olanın yapacağı şiddet içeren her eylem güçlünün, zayıf olanı ortadan kaldırması için sadece bir gerekçedir. Herkesin bildiği gibi Gazze ile İsrail arasında orantısız bir güç farkı var. Hamas’ın yaptığı tam da Netanyahu’nun söylediğini teyit eder mahiyette; İsrail’in Filistin’i adım adım yok etmesi için sadece gerekçe sunuyor.

Gülücük atan şavaş baronları derken basta abd ve avrupa olmak üzere israile gülücük atanlara, kucaklasanlara, hertürlü maddi destek verenlere neden degenmiyorsunuz sayin yazar? Bu sürec sizinde imtihaniniz, okadar umut bagladiginiz demokrasi insan haklari burada dediginiz batili ülkelerin iflas ettigi resmen insanlik sucu isledigi bu günlerde gözler sizde…
Şimdi burda uzun uzadıya bu sapik savaş baronlarınin neden birer tağut oldukları anlatilabilirdi, ama küfür ve imanın ne olduğunu anlamaktan uzak birileri üşüşüp tekfirci yaftalamalarina başlarlar. O yüzden kalsın. Herkes kendisi okuyup araştırıp öğrenebilir.
İsmail Haniye denen zat da tıpkı RTE gibi kendini İslam’a nispet eden diğer ülkelerin başındakiler gibi bir tağuttur. Rafiziler ise ezanı namazı bile değiştirmiş, Kur’an’ın eksik olduğu itikadina sahip küfür ehli insanlardir. Fatimiler zamanından beri Haçlı ordusunu İslam coğrafyasına çeken unsur olmuşlardır, halen de aynı fonksiyonu ifa etmektedirler. Kendini İslam’a nispet eden toplumlar bidatlerden arınıp dinin aslına ve özüne dönüp, eğip bükmeden tahrif etmeden değiştirmeye çalışmadan uygulanamaz görmeden tam bir baglilik ve teslimiyet ile Kur’an ve Sünnet’e ittiba etmedikleri sürece var olan problemlerin yaşanan acıların zulümlerin bitmesi mümkün görünmüyor.
İsrail hiç bir zaman Filistin ve Haması yok etmeyecek. Günümüz koyun Müslümanları olduğu sürece aşıdaki yarı baygın virüs gibi bu topluluğu canlı tutacak. Çünkü eğittiği ordusunun tatbikatını Filistin üzerinden gerçek olarak icra ediyorlar, dış politikasını buradan devam ettiriyor. Varlığını buradaki sanal tehdit üzerinden devam ettiriyor.
Hamasın bir kurşunluk terör saldırısı tıpkı 15 Temmuza çok benziyor. 15 Temmuzda da bir kurşunluk saldırı yapıldı sonra hedefteki herkes terörist ilan edildi. Bence Netanyahu Filistinlilere terörist gözüyle bakıyor ama itiraf etmiyor bunu. Aynı 15 Temmuz gibi toplumun bir kesimini terörist olarak görüyor. Şiddetin nedeni bu.
Türkiyede rejim değişikliği süresince yıllarca İsrail sessiz kaldı, hamas sessiz kaldı. Sanki böyle bir sorun yok gibiydi. Ne zaman yıllar sonra Türkiye İsrail ile BARIŞTI ondan sonra hamasın saldırısı geldi. Yani İsrailin 15 Temmuz saldırısı. Türkiye, İran, Hamas, İsrail güven vermiyorlar.