Futbolun idam fermanı

YORUM | ALPER ENDER FIRAT

Endüstriyel futbol, onu gerçek hayattan koparıp, bir bilgisayar oyununa dönüştürüyor. Yani sahada oynanan futbol bir PES oyununa dönüşüyor. Zaten son yıllarda Avrupa’nın belli şehirlerinde oynanan ve dünyanın geri kalanının da televizyondan izlediği bir simülasyon haline gelmeye başlamıştı. Avrupa Süper Ligi girişiminden sonra bu süreç daha da hızlanacak. UEFA bu ligin kurulmasını engellese bile söz konusu kulüplere akıtacağı payı bir hayli arttırmak zorunda kalarak bu dönüşümün ekmeğine ballı kaymak sürecek.

Oysa yakın zamana kadar futbol bir tarafgirlik, bir aidiyet, sosyolojinin sahalara yansımasıydı. Futbol asla sadece futbol değil, bir kimlikti.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Avrupa’nın içindeki sosyolojik ve ekonomik kavga İkinci Dünya Savaşından sonra futbol sahalarında devam etti. İkinci Dünya Savaşının her yeri kül etmesi insanları savaşmak yerine kavgayı futbol sahalarında, futbol kulüpleriyle sürdürmesine neden olmuş, kimlik savaşını sahalara indirmişti.

Mesela Hollanda da, milliyetçi-muhafazakarlar ile özgürlükçüler ve Yahudiler, kavgaya Feyenord ve Ajax olarak sahalarda devam ettiler. Bu daha az yıkıcı ve daha az yok ediciydi. Bir kulübü tutmak, ona taraftar olmak, onu sahada desteklemek bir topun üç direk arasından geçmesinden çok daha ileri anlamlar ifade etmeye başladı.

Diktatör Franko’nun takımı Real Madrid’e karşı sosyalistlerin Atletico Madrid’i vardı. Paranın cazibesine kapılmazdan önce Atletico Madrid, Franko diktatörlüğüne ve faşizmine karşı isyanın sahalardaki yansımasıydı İspanya’da Katalanlar Barcelona ile bağımsızlık kavgası verirken, İspanya devleti boş durmuyor, Katalanya’da Espanyol diye bir takımı ona rakip diye destekliyordu, Espanyol demek rejim demekti. Atletic Bilbao, Bask aidiyetini temsil ediyordu. Öyle ki Bask milliyetinden olmayan hiç kimse bu takımda oynayamıyordu. Çok paranız da olsa Basklı olmayan bir futbolcuyu Atletic Bilbao’da hala oynatamıyorsunuz. 

Liverpool kentinin seçkinlerinin, dünyanın en kariyerli takımlarından birisi olmasına rağmen liman işçilerinin takımı diye küçük gördükleri Liverpool FC’yi değil de Everton’u tutmasının altında böyle bir sosyolojik sebep yatar.  İskoçya’da Kelt ve Katoliklerin takımı Celtic ile Protestanların takımı Glasgow Rangers arasında oynanan maçlar sadece 11 kişilik iki takımın bir topu üç direk arasından geçirmesinden çok daha büyük anlamlara geliyordu.

Napoli’nin ezilenlerin, yoksulların kulübü olarak, kuzeye diklenmesi, Marsilya’nın Paris’e kafa tutması gibiydi.

Üstelik yakın geçmişe kadar, bu farklı sosyolojik gerçekler üzerinde yükselen kulüplerin, başarı hikayeleri olurdu. Romanya’nın Steau Bükreş’i Şampiyon Kulüpler Kupasında final oynar Kızılyıldız Avrupa’nın en büyük kupasını müzesine götürebilirdi.

Bugün bu hikayeleri görmek artık mümkün değil. Artık şampiyonlar Ligi üç beş takım arasında gidip gelen, onun haricinde bir sürprize asla müsaade etmeyen bir sisteme döndü. Ekonominin patronları sosyolojiyi satın alıp sürprizi ortadan kaldırdılar.

Bu yapıyla futbol sektörü göreceli olarak daha çok paranın döndüğü bir yer haline geldi ancak, söylenenlerin aksine kitleselliğini yitirdi. Futbol artık çok daha az şehrin hayatına dokunuyor. Bükreş’in bu yapıyla bir daha final heyecanını yaşaması, Malmö’nün, Göteborg’un, Belgrad’ın, İstanbul’un hatta Amsterdam’ın yeni bir hikaye yazması mümkün görünmüyor. Avrupa’nın birkaç şehri haricinde her yer seyircisini ve heyecanını yitiriyor. 

Aidiyet hissetmediğin ya da çok az hissettiğin bir takımın makine gibi tak tak tak top dolaştırdığı bir oyunun cazibesini devam ettirmesi mümkün değil. Futbolu cazip ve heyecanlı hale getiren şey aidiyet duygusudur. Kötü oynasa da tarafgir olduğun vasat bir maçı seyretmek, bir taraf tutmadığın takır takır oynanan bir maçtan çok daha heyecan verici olduğunu kendimden biliyorum. 

Futbolu bir endüstri haline getirince, kulüpler çok daha fazla para kazanınca ne olacak? Neymar 5 milyon değil de 50 milyon kazanacak. Yani kulüpler daha çok para kazanıp daha çok para harcayacak, bu durumdan futbolun geneli değil, yıldızları kazançlı çıkacak.

Son yıllarda çok belirgin hale gelen futboldaki kast sisteminin üzerine yeni bir kast sistemi daha getirmeye çalışıyorlar. Avrupa Süper Ligi adı verilen bir avuç ayrıcalıklı kulübün kendilerini daha da ayrıcalıklı yapacakları yeni bir sisteme dönüştürme çabası futbolun idam fermanından başka bir şey değil. Aslında UEFA daha önce bu fermanı imzalamıştı bu girişim infazı hızlandıracak.

Futbolun içindeki sosyolojiyi parayla satın alırsanız tamamen bir bilgisayar oyununa dönüşür. Şimdi olan da tam bu.

2 YORUMLAR

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin