Fransa krizinin anatomisi

HABER ANALİZ | HASAN CÜCÜK

Nur topu gibi bir karikatür krizimiz daha oldu. Karikatür krizi terimi literatürümüze 30 Eylül 2005’de Jyllands Posten gazetesinin kültür sayfasında Hz. Muhammed (sav) olduğu iddiasıyla yayınlanan 12 karikatürle girmişti. Mizahtan uzaktı. Sert bir söylemi vardı. Bizi (Müslümanlar) üzen bu çizimler içinde yaşadığımız toplum (Batı) için sıradandı. Gösterilen aşırı tepki, gazeteyi ve çizimleri dünya çapında bir üne kavuşturdu.

İkinci krizin adresi Fransa’ydı. 20 Eylül 2012’de bu kez sert hicviyle öne çıkan mizah dergisi Charlie Hebdo’nun, Hz. Muhammed’i (sav) tasvir ettiği iddiasıyla yayınladığı çizimleri tepki toplamıştı. Sonrasında derginin ofisine IŞİD’in üstlendiği bir terör eylemi oldu ve derginin önemli isimleri katledildi.

Bugün yaşanan kriz ise çok farklı. Düğmeleri doğru ilikleyip konuya başlayalım.

Öncelikle Batı için ifade ve fikir özgürlüğü, Doğu’nun (İslam dünyasının) idrak sınırlarının çok ötesinde. En ağır bedelin ödendiği özgürlük olarak görülüyor. Bir nevi kutsal. Hatta kutsalı pek olmayan Batı’nın tek kutsalı desek yanlış olmaz. Sansür ve baskı kelimeleri onlara Ortaçağları hatırlatıyor. Onlar için eleştirilmeyecek, hicvedilmeyecek kimse yok. Buna inanıyor olsalar bile kendi Tanrı ve peygamberleri de dahil. Önce bunu net anlamak lazım.

Dahası, hicivde sınır tanımıyorlar. Danimarka’dan örnek vereyim. Sanmayın ki, sadece Hz Muhammed’e (sav) hakaret içeren karikatürler çıkıyor. Danimarka’da kraliyet ülkenin sembolü olması hasebiyle saygı duyulan bir numaralı kurum konumunda. Herkesin saygı duyduğu Kraliçe Margrethe, karikatüristler için sıradan biri. 2008 yılında çizilen bir karikatür var ki, müstehcenliğini tasvir etmekten bile içtinap ederim. Bir müzede sergilenmek için çizilen bu karikatürün, buradaki karşılığı “sert söylem”.

Müze, çizimi duvarlarına asmayı reddedince, ülkede tartışma çıktı. Müze sansür ithamlarına aldırış etmedi ve çizimi sergilemedi ama internet ortamında hâlâ dolaşmaya devam ediyor. Ne Kraliçe ne de hükümet yetkilileri, bu müstehcen çizimi kınadı. Kraliçe örneğini özellikle verdim. Kraliçe’yi bu şekilde çizenlerin, diğer siyasilere yaklaşımını tahmin etmeyin bile!

Jyllands Posten ve Charlie Hebdo’nun sıradan çizimlerini maalesef Müslümanlar üne kavuşturdu. Jyllands Posten ve çizerler hedefe kondu, Danimarka ürünlerine boykot çağrısı yapıldı. Dönemin başbakanı Anders Fogh Rasmussen’den özür dilemesi istendi. Rasmussen doğal olarak basın ve ifade özgürlüğü safında yer alıp, derdinizi yargıya anlatın dedi.

Charlie Hebdo’da da benzer bir hikâye söz konusuydu. Fransa’nın en eski dergilerinden biriydi ve kapanmak üzereydi. Provokatif çizimleri, eskide kalmıştı bir nevi. Ancak Müslümanların gösterdiği tepki ve 7 Ocak 2015’te Said ve Şerif Kouachi kardeşlerin binayı basarak 8’i gazeteci 12 kişiyi öldürmesi karikatürleri uzunca bir süre gündemde tuttu.

Avrupa’nın göbeğinde kendi değerlerine (ifade ve fikir özgürlüğü) saldırının hiçbir gerekçesi olamazdı. Güya Efendimize (sav) hakareti sineye çekemeyip, 12 kişiyi öldüren Kouachi kardeşler, asıl darbeyi İslam ve Müslümanlara vurdu.

Bu saldırının 2 Eylül’de başlayan duruşmaları öncesinde derginin karikatürleri yeniden yayınlama kararı alması, unutulan gündemi tekrar ısıttı. Önce dergiye yakın yerde bir başka saldırı gerçekleşti ve saldırganlar dergiyi hedef almak istediklerini itiraf etti.

Ardından, Charlie Hebdo çizimlerini derste gösteren tarih öğretmeni Samuel Paty sokak ortasında kafası kesilerek vahşice katledildi. Katil kısa süre sonra polisle girdiği çatışmada öldürüldü. 18 yaşındaki Çeçen kökenli katilin 10 yıldır Fransa’da yaşadığı belirtildi. Ortada lanetlenmesi gereken bir canilik vardı. Doğal olarak Fransa tek yumruk oldu. IŞİD zihniyetinin Paris’te ortaya çıkmasının Fransa ve Avrupa toplumunda yol açtığı travmayı anlamak lazım.

Tarih öğretmeni Samuel Paty’nin canice katledilmesini Türkiye’de AKP’nin parti ajansına dönen Anadolu Ajansı abonelerine geçmedi. Sadece Fransa’da polisin bir kişiyi vurarak öldürdüğünü kısa haber olarak gördü. Macron’un bu saldırı sonrası İslam’ın bütün dünyada kriz yaşayan bir din olduğunu ileri sürerek, “İslamcı ayrılıkçılıkla” mücadele etmeleri gerektiğini açıklaması Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın topa girmesini sağladı.

Paty için taziye mesajı yayınlamayan ve olayı kınamayan Türkiye, Macron’u hedefe aldı. Erdoğan, Macron’u kastederek “Bu zatın İslam ile Müslümanlar ile derdi nedir? Macron’un zihinsel olarak tedaviye ihtiyacı var,” ifadelerini kullandı. Sonrasında karşılıklı havada uçuşan hakaretler birbirini takip etti.

Olayın merkezindeki Charlie Hebdo’nun, bu kez AKP’lilerin kutsalı Erdoğan’ı çizmesi hakaretlerin dozajını arttırdı. Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam, Erdoğan’ı hedef alan çizim sonrası Charlie Hebdo için Fransızca küfürlü bir paylaşım yaptı. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, Reis’ine dokunanlara sert çıkıp “Cumhurbaşkanımız ümmetin sesi, mazlumların nefesidir,” diyerek Charlie Hebdo’nun beceremediği mizahî performansı gösterdi.

Bu süreçte aklı selim tek açıklama, Fransa Müslüman Kült Konseyi (CFCM) Başkanı Muhammed Musavi’den geldi. Fransa’da Müslümanların özgürce ibadetlerini gerçekleştirebildiğini belirten Musavi, yasaların da bu tür karikatürlere izin vermesinden yola çıkarak, “Aynı yasa, hiç kimseyi onlardan hoşlanmaya zorlayamayacağı gibi kimsenin nefret etmesini de yasaklamıyor” sözlerini kullandı.

Peygamber Efendimizin kendisini çirkin anlamına gelen “Mudammam” diye çağırarak alay edenleri görmezden geldiğini belirten Konsey Başkanı Musavi, “Bu karikatürleri görmezden gelmek ve Peygamberimizle hiçbir ilişkisi olmadığını düşünmek, onun örneğine daha uygun değil mi?” dedi.

Yaşananlar kısaca bunlar. Tek yazıda konuyu bitirmek mümkün olmadı. Yarın batılı liderlerin, ülkelerinde Müslümanları inciten yayınlara yaklaşımındaki yanlışlarla, İslam dünyası liderlerinin nasıl dini ve Peygamber Efendimize (sav) olan sevgiyi istismar ettiğine değineceğim. Ayrıca Avrupa’da asıl İslam’a kimlerin daha çok zarar verdiğini yazacağım.

1 YORUM

  1. Bir kisinin katliamina (hakli olarak) ses cikaranlar, milyonlarin katliamina ses cikarmiyor. Iste 1 Avrupali = 1.000.000 Müslüman esitligi.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin