Faili meçhul kördüğüm ve Erdoğan…

YORUM | ERHAN BAŞYURT

 

Türkiye’de sular bir türlü durulmuyor.

İnsan hakları ihlalleri ve hukuk eliyle intikam operasyonları artık rutin hale geldi.

Kim yapıyor? Kim yaptırıyor? Kimsenin gerçeği bildiği ya da söylemeye cesareti yok!

***

Son dönemin en kitlesel mağduru Cemaat’e göre, Erdoğan ve ‘derin devlet’ yapıyor. 

Bir diğer kitlesel mağdur Kürtler’e göre de, Erdoğan ve ‘derin devlet’ yapıyor… 

***

Kemalist ve sol kesimlerin okuması ise çok başka…

Onlara göre, ‘kripto fetöcüler’ yapıyor.

Birinci Silivri operasyonlarını da onlar yapmıştı!

Dilleri bir türlü ‘Erdoğan’ demeye varmıyor.

***

Son dalgada tutuklanan OdaTV’nin avukatları ise, yeni bir menfez açtı.

Onlara göre, “yeni nesil fetöcüler ters manyel yapıyor”

Yine fail için ‘Erdoğan’ demeye dilleri varmıyor.

***

Bir başka yorum ise, son dönem insan hakları kıyımlarının arkasında ‘Pelikan’ın olduğu şeklinde.

‘Pelikan’, Ahmet Davutoğlu’nun başbakanlıktan istifasına neden olan bildiriyi yazdıkları kabul edilen, Erdoğan tarafından açıktan desteklenen, Boğaz’da kendilerine tahsis edilmiş bir yalıda ‘psikolojik harp’ yapan ‘vekil kontra-gerilla’  giyebileceğimiz bir genç ve sivil bir ekip… 

***

Bu yorumların maalesef her olayı ‘üst akla’, Soros’a, CIA’ye, Evangelistler’e, Siyonistler’e, ABD’ye, AB’ye, İsrail’e bağlayan yandaşlardan bir farkı yok gibi…

Peki kim yapıyor? Kimin eli kimin cebinde?

Bin tilki dolanıyor ama hiçbirinin kuyruğu birbirine dolanmıyor mu?… Bu nasıl mümkün oluyor?

***

İşin gerçeği şu…

Ergenekon, Balyoz ve KCK operasyonları yapılırken de, bugün Cemaat’e, Kürtler’e, sol ve Kemalistler’e operasyonlar yapılıyorken de tek yetkili isim Erdoğan… 

Erdoğan, Ergenekon, Balyoz ve KCK operasyonlarına tek tek izin veriyor, talimatını dinlemeyen savcıları da görevden alıyordu… 

O gün iddia edildiği gibi ‘Cemaat’ mensuplarını kullanmış olması, o operasyonların karar mekanizmasının Erdoğan olduğu gerçeğini değiştirmez. 

Bugün de, diğer dini gruplara (hassaten İskender Paşa ve Menzil grubu), ülkücülere ve ‘derin yapılar’a yakın isimleri, Cemaat, Kürtler, sol ve Kemalist muhaliflerine karşı kullanıyor olması, failin Erdoğan olduğu gerçeğinin üzerine örtemez. 

Tüm bu dönemler boyunca, Erdoğan Emniyet istihbarat ve MİT’i kullandı. 

Her ikisi de, kendisine bağlı ve atadığı isimler… 

Tüm bu dönemler boyunca Erdoğan, HSK ve yargıyı kullandı. 

Her ikisine de hakim ve tek söz sahibi… 

***

Kimleri kullandığı veya kimlerin kendisini direksiyonda sandığı önemli değil.

Tek karar verici ve rota belirliyici olan Erdoğan… 

Yaptığı en usta iş, zamana ve zemine göre ‘gayrı resmi koalisyon ortakları’nı değiştirmek. 

Suyu geçince ‘at değiştirmek’ gibi… 

Kazanan her zaman Erdoğan… Kaybeden de hep ‘gayrı resmi koalisyon ortakları’ oldu.

Dün Cemaat olduğu gibi, bugün de ‘derin yapılar’ olacak gibi…

***

Cemaat o gün, kendisini yok etmeye çalışan bir yapının elinden kurtulmak ve demokrasiyi inşa etmek için tuzağa düştü.

Bugün de ‘derin yapılar’, kendilerini aklamak, Cemaat’ten intikam almak, Kürt sorununa barışçıl çözümü önlemek ve Erdoğan’ı devirmek için aynı tuzağa çekilmiş durumda.

***

Milletvekili Ahmet Şık’ın ısrarla kullandığı ‘PETÖ’ yani ‘Pelikan terör örgütü’ denen şey de, bizatihi Erdoğan’ın ekibi.

Erdoğan ve yandaşları, “fetönün siyasi ayağı ortaya çıkarılsın” hamlesini, kendilerini yok etme hamlesi olarak gördüler. 

Gayrı resmi koaliyon ortaklarına, tazminat davaları açıp, onlara yakın olduğunu düşündükleri medya organları ve mensuplarına operasyon yaptılar. 

“Güç bizde” ve “yagı da bizde” diyerek gövde gösterisinde bulunuyorlar.

***

Sonuçta, dün de bugün de yaşanan insan hakları kıyımları ve yargı eliyle intikam operasyonlarının tek yetkilisi Erdoğan’dır.

Ağacın kökü de gövdesi de dalları da Erdoğan ve yandaşlarıdır.

Fetö, petö, derin yapılar, sadece geçici amaçlar için istismar ya da istimal edilen ‘araçlardır’, ağacın dalları bile değiller…

Tüm bu süreçler boyunca, hedefine şaşmadan ilerleyen tek güç Erdoğan ve yandaşlarıdır.

***

Tüm bu yapılanlara farklı sorumlular aramak, başkalarını suçlamak, Erdoğan’ı suçlama cesareti gösterememekten değilse, Erdoğan’ı güçlendiren ve tüm bu kıyımların sorumlusunu faili meçhul bırakan bir gaflettir. 

Basit ve yalın bir gerçeği, kördüğüme dönüştürmekten başka bir işe de yaramıyor.

Kördüğümün tek çözümü, amili ve faili somutlaştırıp ifşa etmek, mağdurları da ortak evrensel değerler paydasında birleştirmektir. 

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin