Erdoğan’ı kim yıkar?

YORUM | Doç. Dr. MAHMUT AKPINAR

Türk seçmeni büyük oranda muhafazakar eğilimlere sahip. Toplumunun yüzde 60-65’i kendisini sağın farklı tonlarında tanımlar. Ekonomik sebepler, lider profili, partilerin politikaları bu oranı bir miktar değiştirebiliyor. Ecevit gibi sol kökenli liderler bu dengeyi değiştirmeyi başarmışsa da oran hala geçerliliğini koruyor.

AKP’den önce İslamcılar daha marjinal ve sağın ucunda görülüyordu. İslamcı partiler tek başlarına iktidara aday olacak potansiyele ulaşamamıştı. Liberal söylemlerle yola çıkan, “AB”, “hukukun üstünlüğü” diye başlayan AKP, İslamcıları demokrasiye, hukukun üstünlüğüne inanan kitleye dönüştüremedi. Ama özellikle 2010’lardan sonra uyguladığı politikalarla merkez sağı İslamcılaştırdı.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Merkez sağ artık eskisinden daha İslamcı, daha milliyetçi. AKP ibadette, ahlakta, ilkelerde İslamileşme, dindarlaşma sağlayamadı; aksine var olanın içini boşalttı. Ama dini sembollerin kamusal alanda daha görünür olmasını, İslami söylemlerin daha yaygın, fakat müraice kullanılmasına zemin hazırladı. Dolayısıyla, merkez sağ seçmeni gerçekte değilse de görüntüde İslamileştirdi. Artık alkol alan, namaz kılmayan, dini hassasiyeti olmayan insanlar bile İslami kavramlar, İslami semboller kullanıyor. Eski Milli Görüşçülerin fetişleştirdiği “İslamileştirme” kavramı üzerinden gidersek, AKP toplumu İslamileştirmedi aslında. Usulsüzce dağıttığı kamu kaynakları, adaletsizce uyguladığı cezalandırma yöntemleriyle dini istismar eden mürai-münafık tipler üretti.

Erdoğan’ı CHP ve sol partiler yıkamaz. İmamoğlu örneğinde görüldüğü üzere muhalefetin elbirliğiyle çabası ve yapıcı siyaseti bazı şeyleri değiştirebilir. Ama Erdoğan ve çevresinin kibrine, israfına, ötekileştirici diline, başarısız politikalarına rağmen toplumun önemli kısmı kendisini muhafazakar-sağ olarak tanımlıyor. Rahatsız olanlar da AKP’ye etkili, güçlü bir alternatif göremiyor. CHP gerçek muhalefet yapsa, AKP’nin erime sürecini hızlandırabilir, toplumun uyanmasına katkısı olabilir. Ancak mevcut CHP muhalefet mi yapıyor, yoksa Erdoğan rejiminin ayakta kalması için meşrulaştırma aracı mı oluyor belli değil.

Erdoğan’ı merkez sağa hitap eden, bir miktar muhafazakar, dindar, milliyetçi tarafı olan, problemleri çözme konusunda ümit vaat eden liderler/partiler yıkabilir. Erdoğan’ı sol seçmen, CHP, Kemalistler yıkamaz. Onlar hala dindarı aşağılayarak, jakoben Kemalist rejim söylemleriyle sadece Erdoğan’ın seçmen kitlesini konsolide ediyorlar. Erdoğan rejiminin altını yine muhafazakar, sağ seçmen boşaltır. İstanbul Ekonomi Araştırma’nın kurucusu Can Selçuki’nin kavramlaştırması ile Erdoğan’ı “huzursuz muhafazakârlar” yıkar.

Son dönemde AKP’den ciddi bir kaçış var. Anketler kararlı şekilde AKP diyen seçmenin yüzde 30’ların altına düştüğünü gösteriyor. Yolsuzluk, yozlaşma, kayırmacılık, suistimaller, ekonominin bozulması, işsizliğin yükselmesi, yaygın adaletsizlik, münhasıran da otoriter uygulamalar nedeniyle AKP’den uzaklaşma var. Gelecek ve DEVA Partileri yok iken huzursuz muhafazakarlar kendilerini AKP’ye mahkum görüyordu. Dindar-muhafazakar kitlenin gidebileceği iktidar adayı, alternatif bir parti yoktu. Ama AKP’den kopan bu iki yeni oluşum giderek huzursuz muhafazakarlara adres ve ümit oluyor.

Huzursuz muhafazakarları bir kaç kategoride ele almak mümkün. Bir kısmı gerçekten dini/ahlaki ilkelere göre hareket ediyor. Erdoğan rejiminin dinle, vicdanla bağdaşmayan kirli düzeninin daha fazla parçası olmak istemiyorlar. AKP’nin dini ve değerleri yozlaştırdığını, insanları İslamdan soğuttuğunu ve buna çare bulmak gerektiğini düşünüyorlar. Bunlar ilkeli huzursuz muhafazakarlar. 

Bir de çıkarları nedeniyle huzursuz olan muhafazakarlar var. Bunların bir kısmı AKP nedeniyle işsiz kaldıkları, ticaretleri bozulduğu, enflasyondan etkilendikleri için, artık söylem karınlarını doyurmadığı için huzursuzlar. “Çalıyor, ama çalışıyor!”cu bu kesim mevcut hal ceplerine dokunduğu için en yakın seçimde AKP’yi cezalandıracağını söylüyor. 

AKP eliyle semirmiş, mal-mülk, itibar edinmiş kimselerde de tedirginlik var. “Bu düzenin artık sürdürülemeyeceğini, duvara toslayacağını” görüp, bir an önce trenden inmek isteyenler var. İtiraf ve ifade edemeseler bile bu kesim arasında çok sayıda üst düzey AKP’li delege, üye var. Bunlar yaklaşan büyük iflasa, kazaya karşı kendilerini garanti altına alma telaşındalar. AKP ve Reis etrafında konuşlanmış bu kesim söylemde “reis” “yerli ve milli olmak” derken, eylemde paralarını güvenli bir ülkeye çıkarmanın, yıkımda hasarlarını azaltmanın derdindeler.

Bu kesimlerin ötesinde muhafazakar sağ kare içinde menfaatleri için yer alan, gerçekte seküler yaşayan, ama konjonktürel olarak AKP’li görünenler var. Barlasgiller familyası buna mükemmel bir örnek. Bu tiplerin “sonraki tren hangisi olur? Ona nasıl binerim?” diye bütün hazırlıklarını tamamladıklarından emin olabilirsiniz.

Davutoğlu’nun ve Babacan’ın hareketleri zayıf görünüyor, yeterince umut vermiyor olabilir. Ama Erdoğan’ı ciddi düşündürüyorlar. Bazıları ise: “düne kadar beraber yürüdünüz! Kurulan düzenin parçasısınız!” diye tepkisel yaklaşıyorlar. Ancak bu iki hareket Erdoğan rejimini yıkmada ve AKP’yi aşındırmada kesinlikle çok etkili ve gerekliler. Siyaset duyguları kullansa da rasyonel yapılan bir iştir. Rasyonel olarak bakarsak bu hareketler:

  • Muhafazakar, dindar, sağ seçmen için alternatif oluşturuyor.
  • AKP ve Erdoğan aleyhinde söylediklerine CHP gibi bakılmıyor. Muhafazakar seçmen için söyledikleri daha inandırıcı ve ikna edici.
  • Alacakları oy AKP’den geleceği için, herbir yüzdelik Erdoğan için büyük endişe sebebi.
  • Muhafazakar insanlar AKP kibrinden ve kirliliğinden rahatsızlar ama tekrar Kemalistlerin kibrine, dindarı aşağılayan tavrına maruz kalmak istemiyorlar.
  • AKP’de siyaset yapanlar dahil, muhafazakar, İslamcı elit arasında tek adama dayalı AKP’den ciddi rahatsızlık var. Bu kesimlerle ancak aynı dokudaki insanlar temas kurabilir. Onları Erdoğan’ın ülkeyi felakete sürükleyen gemisinden inmeye ancak bu iki oluşumdaki eski arkadaşları ikna edebilir. Bunu ne Kemalistler, ne CHP’liler yapabilir.  

Herkes artık Erdoğan’ın milli bir felakete dönüştüğünün, ülkenin geçmiş onyılını heba etmekle kalmayıp, geleceğini rehin aldığının farkında. Ne var ki Erdoğan karizmasıyla, politik kurnazlığıyla, hitabetiyle hala büyük bir kitleyi arkasından sürüklüyor. Kendisini CHP’nin yıkamayacağını iyi biliyor. O nedenle DEVA ve Gelecek Partileri iyice palazlanmadan oyunun kurallarını değiştirip (seçim yasasındaki değişiklikler bir yıl sonra uygulanabiliyor) seçime gitmek istiyor. Şimdilerde AKP kurmayları kendilerine seçim kazandıracak değişiklikler, yenilikler üzerine harıl harıl çalışıyorlar.

Erdoğan ülkeyi rayından çıkardı, gücü şahsında toplayan rejim inşa etti. Tekrar demokrasiye dönmenin önündeki en büyük engel, ülkenin en ivedi problemi bizatihi Erdoğan. Ama ondan önce demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları üzerinde bir konsensusa ihtiyaç var. Aksi halde Erdoğan gider, yerine Kemalist bir Erdoğan veya İslamcı başka bir Erdoğan gelebilir.

2 YORUMLAR

  1. Sizin de çok iyi bildiğiniz gibi sorun bir şahıs değil ki, o yıkılsa ne olacak ? Esas o veya benzerlerini (veya benzemeyenlerini şeklen de olsa) besleyen sistem ve kaynaklar ıslah olmadıktan sonra.Allah memlekete ,millete merhamet etsin .Rüşde erdirsin ,bir an önce selamete çıkarsın.

  2. Peki cemaatin katkisi nedir bu cöküse. Cemaatin hic mi gücü yok bu hizlanmada. Devamli baskalarindan bekleme. Uyanin biraz hareketlenin biraz. Iki eyleminizi görmedi bu millet. Yazi yazmakla olmaz bu isler.
    En iyisi bu bizim kaderimiz degin bekleyin.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin