Erdoğan niçin grup toplantısı yapmadı?

HABER-YORUM | M. AHMET KARABAY

Cumhurbaşkanı ve aynı zamanda AK Parti Genel Başkanı olan Recep Tayyip Erdoğan, dün partisinin grup toplantısına katılıp konuşma yapmadı. Görünürde farklı bilgiler de paylaşılsa aslında altında iki tali, bir de ana sebep var.

Yazıya önce dünkü yazımın son cümlesi ile başlayacağım: Kimse akşamdan sabaha büyük bir değişim beklemesin. Büyük yapılarda dönüşümler, doğadaki gibi gerçekleşir. Gecenin gündüze, kışın yaşa, kuru odunun yemyeşil ağaca dönüşmesi gibi.”

Her şey farklı gelişmeye başladı. İktidar partisi gündemi yönetemez/yönlendiremez oldu. Havuz medyasına baktığınızda ülkede her şey güllük gülistanlık gibi sunulmasına bakmayın siz. İçeride çok farklı şeyler konuşuluyor. 

Muhaliflerin birçoğu havuz medyasında çalışanların hepsinin Ahmet Hakan hayatı yaşadığını sanıyor. Evet merkez medyadan havuzun ortasına düşen Hürriyet Gazetesi’nde üst düzey yaşayan 70-100 arasında kişi var. Ama bu pespaye haliyle bile hâlâ bu gazetede 1000’in üzerinde çalışan var.

2020 raporunu görmedim, Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.’den Kamuoyu Aydınlatma Platformu’na 2019’da gönderilen faaliyet raporuna göre bin 135 kişi çalışıyor. Gerçi bir önceki yıla göre çalışan sayısı 386 kişi azalmış ama esas itibariyle hâlâ büyük bir çalışan kitlesi var.

Bu ayrıntıyı paylaşmamın sebebi şu. Havuz medyası denilen yayın organlarında çalışanların hepsi hayattan kopuk, sırça köşklerde yaşayan insanlar değil. Dörtte üçü “varoş” diye adlandırılan yerlerde yaşıyor. Üstelik toplumun çektiği sıkıntıların tamamına yakınını çekip sıradan hayat sürüyor.

Bu sıradan havuz medyası çalışanları, günlük hayatta karşılaşılan sıkıntıların çoğunu çalıştıkları kurumlarda birbirleri ile paylaşıyorlar. Dahası toplumun yaşadıkları olması gerektiği gibi yapılmasa da yazı işleri masalarında dile getiriliyor. Toplumun burnundan soluduğu bilgisi gitmesi gereken bütün organlara kadar ulaşıyor. Bedende ulaşmayan organ sayısının ne kadar az olduğunu orta yerde konuşanlara bakıldığında çok rahatça görülebiliyor.

ZİHİNLERİ MATKAP GİBİ DELEN SORULAR

Sanılanın aksine AK Parti bugünkü hali ile bile toplumun nabzını en iyi tutan yapı konumunda. Bunda şüpheniz olmasın. Yukarıda medya üzerinden anlattığım hayat akışının benzeri siyasi partiler için de geçerli olduğu gibi AK Parti için de geçerli.

AK Parti’nin danışma toplantıları çok yakın zamana kadar büyük bir ciddiyet içerisinde yapılırdı. Konular en ince ayrıntısına kadar ele alınırdı. Yazılmamak kaydıyla paylaşılanlar konuşulurken, konuların nasıl farklı yönlerle ortaya konulduğu anlaşılırdı. 

Gel gelelim şu sıralar partide garip şeyler oluyor. Kimse kimseyi dinlemek istemiyor gibi. Herkesin birbirine olan güveni bir garip şekilde sarsılmış durumda. Parti içinde kimin yukarıdaki hangi isme yakın olduğunu herkes bilir. Bu eskiden bu yana böyle idi. Lakin bugün kimin kiminle hangi ilişkileri sürdürdüğü, daha önemlisi onun aleyhinde neler bildiği sorusu zihinleri matkap gibi deliyor. 

Bu yaklaşım, parti içinde insanların konuşma tarzlarını değiştirdi. Öyle üst düzeylerden söz etmiyorum. Orta seviyedeki insanlar bunlar. “Her şey üst düzeyde bitiyor” derseniz sözünüzü yanlışlamam. Ama bu orta tabaka partinin iskeleti hükmünde olduğu gerçeğini akıldan çıkarmamak gerektiğini hatırlatırım.

ERDOĞAN’IN GRUP TOPLANTISINDA KONUŞMAMA SEBEBİ

Yazının başlığı farklı, yazıda anlatılanlar farklı. Bu ne iş diyenleri daha fazla merakta bırakmayayım. 

Dün Çarşamba günü idi. Normalde AK Parti grubu toplanır ve Erdoğan, gündemle ilgili partililere, onların üzerinden de iç kamuoyuna seslenirdi. AK Parti Genel Başkanı yurt dışında değilse ya da çok önemli acil bir gündem maddesi ortaya çıkmamış ise bu değişmezdi. Saray’ın programı da AK Parti grup toplantısına göre şekillenirdi.

Garip bir şey yaşandı ve Erdoğan toplantıya katılmadı. Katılmayacağı bilgisi de alışılmışın dışında bir zamanlama ile medyaya duyuruldu. Partililer ve medya mensupları arasında bir dedikodu aldı yürüdü. Önce en çok ortaya atılan sebep dillendirildi. Erdoğan’ın hastalandığı iddia edildi. Bunu doğrulayacak bir emare öne sürülemedi. 

İlerleyen saatlerde doğru olmadığı da ortaya çıktı zaten. Gerçek şu idi. Milletvekillerinin motivasyonu çok düşük. Pandemi dolayısıyla zaten gruplara dışarıdan kimse kolay kolay alınmıyor. Erdoğan, karşısında coşkulu kitle olmayınca kolay havaya giremiyor. 

Bu ilk sebep değil. Ama arka plandakilerden biri. Erdoğan’ın vermek istediği bir başka mesaj ise bütün gücün Saray’da olduğuna ilişkin. “Meclis benim için ikinci planda, ben bütün işleri Saray’dan yürütüyorum” diyor.

Asıl nedeni en sona bırakmak istedim. Gündem iktidar partisinin rezillikleri ile dolu. Rüşvet ve yolsuzluk çarklarının nasıl işlediğine ilişkin her gün yeni ayrıntılar orta yere saçılıyor. Kirli ilişkiler yumağının ucunun nereye varacağına ilişkin sorular her yerde sorulur olmuş. 

Gündemi farklı konularla değiştirme girişimi de eskisi gibi pek sonuç vermiyor. Büyük heyecan dalgası uyandıracağına kesin gözüyle bakılan Kanal İstanbul bile, bırakın gündem değiştirmeyi, gündemin ön planına bile fazla duramaz hale geldi.

İşte Erdoğan böyle bir gündemin olduğu ortamda milletvekillerinin karşısına çıkmak istemedi. Gündemin ilk sırasından inmeyen rezilliklere değinse olmayacak. Rezilliklere girmese başka türlü anlaşılacak. 

İki ucu pis değnek denilen bir durum var.

Erdoğan, önemli konuların olduğu ve henüz ortamın netleşmediği zamanlarda sessizliğe bürünür. Partisinin grup toplantısına katılmama yolunu seçti. 

Süreç olması gerektiği gibi işliyor.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin