Erdoğan: İfade hürriyetinin daha güçlü temele sahip olmasını sağladık!

Saray’da düzenlenen 2020-2021 Adli Yılı açılış töreninde konuşan AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘‘İfade hürriyetinin bir parçası olan eleştiri ve haber verme hakkının mevzuatımızda daha güçlü bir temele sahip olmasını sağladık.” dedi.

Doğu Akdeniz’de yaşanan gerginlikle ilgili Yunanistan’a ağır sözler sarf eden Erdoğan, “Kendine bile hayrı olmayan bir devleti, Türkiye gibi bölgesel ve küresel bir gücün önüne atıp yem etmeye çalışmak, artık komik kaçmaya başladı.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

‘Adalet mülkün temelidir’ sözü, Devletin ordu ile para ile değil, petrolle doğalgazla değil, adaletle yaşadığını belirtiyor.

Adaleti tam manasıyla tesis ettiğinizde diğer her şey zaten kendiliğinden gelişecek, yaşayacak, ülkeyi ve toplumu kuşatacaktır.

İsimleri tarihe altın harflerle kazanan devlet büyüklerine baktığınızda, hepsinin de en başta gelen vasfının adalet konusundaki hassasiyet olduğunu görüyoruz.

Bu ağır yükü başarıyla omuzlayan sizlerin her birine ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum.

Adalet insanlığın varlığı ve geleceği bu kadar önemliyken, günümüzde dünyanın dört bir yanında inleyen mağdurların feryatlarının yükseliyor olması ayrı bir tenakuzdur.

Kendilerini büyük, güçlü, yenilmez olarak gören kimi devletlerin, diğerlerine karşı sergiledikleri zalimlikleri örtmeye artık siyasi ve diplomatik laf cambazlıkları da yetmiyor.

Demokrasiye güvenliğe ve refaha sadece dünyanın belli toplumlarının sahip bulunduğu diğerlerinin onlara hizmet dışında önem taşımadığı çarpık anlayış artık ifşa olmuştur.

YUNANİSTAN KENDİNE HAYRI OLMAYAN BİR DEVLET

Türkiye insanlığın ortak özleminin sözcüsü olarak, her platformda hak ve adalet talebini dile getiriyor.

Doğu Akdeniz ve Ege’deki faaliyetlerimizin özünde hak ve adalet arayışı var.

Türkiye’yi 780 bin kilometrelik devasa büyüklüğüne bakmadan, 10 kilometrekarelik ada üzerinden kıyılarına hapsetme girişimi haksızlık ve adaletsizliktir.

Türkiye’nin her başarısının, kalbini ve gözünü bize yöneltmiş tüm dostları ve kardeşleri için de yeni bir ümit ışığı yaktığını biliyoruz.

Çevresindeki her ülkenin hakkı olan Akdeniz’in zenginliklerinin üzerine adeta çökme çabası tam bir modern sömürgecilik örneğidir.

Biz artık bu gölge oyunundan bıktık.

Kendine bile hayrı olmayan bir devleti, Türkiye gibi bölgesel ve küresel bir gücün önüne atıp yem etmeye çalışmak, artık komik kaçmaya başladı.

Husumet cepheleri ne kadar birleşirse birleşsin, bu yükselişi durduramayacaklar. İstiklal Marşı ‘korkma’ diye başlayan ve ‘Hakkıdır Hakka tapan milletimindir istiklal’ diye biten bir milleti yolundan döndürecek hiçbir güç tanımıyoruz.

Bölgemizde güven ve huzur arayan herkese kapımız açık.

Yeter ki biz kendi içimizde sağlam duralım.

Vesayetin ağır baskısı, demokrasiden sanayiye kadar her alandaki atılımlarımızın önünü keserek, enerjimizi ve vaktimizi heba etti.

Devletle millet arasındaki değer, anlayış, uygulama farkı milli iradenin üstünlüğü ilkesinin tam anlamıyla hayata geçirilmesine engel oluyor.

Darbe dönemlerinde çok büyük tartışmalara yol açan görüntülerin ve uygulamaların tarihe karıştığı yeni bir döneme girdik.

İFADE HÜRRİYETİNİN GÜÇLÜ TEMELLERE SAHİP OLMASINI SAĞLADIK

Amacımız, güven veren erişebilir bir adalet sistemini, tüm kurum ve kurallarıyla tesis etmektir.

İfade hürriyetinin bir parçası olan eleştiri ve haber verme hakkının mevzuatımızda daha güçlü bir temele sahip olmasını sağladık.

İSTANBUL BAROSUNU ELEŞTİRDİ 

Avukatlarımız ve barolarla ilgili bir rahatsızlığımı da ifade etmek istiyorum.

Şehit Savcımız Mehmet Selim Kiraz’ı şehit eden terör örgütü mensuplarına destek için açlık grevine giden avukatları bu kararlarından vazgeçirmek için devlet üzerine düşeni yapmıştır.

Buna rağmen ıslarla açlık grevini sürdüren bir avukatın ölümü üzerine İstanbul Barosu binasına asılan pankartın şehidimizin kemiklerini sızlatmanın ötesinde anlamları olduğunu düşünüyoruz.

 

 

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin