En sevilen günah 

YORUM | M. NEDİM HAZAR

A’raf Suresi’nde Şeytan’ın ruh topografyasını çıkarırken, Allah’a karşı duruşunun altındaki en önemli sebebi söyler: Kibir. Öyle bir hastalık ki, yaradan karşısında bile –hâşâ- kendine duyduğu müthiş bir özgüven ile ‘bana mühlet ver, gör bak’ gibisinden diklenir. Ve sonrası malum, insanın aldanması…  

Şeytan’ı cennetten kovduran şey küfrü değil kibriydi. İş bu nedenle kibir ve böbürlenme İblis’in en bariz karakteristiğidir.  

Bilim her ne kadar meseleyi sebepler dairesine hapsedip, “Para, makam ve gücün getirdiği davranış bozukluğu’ olarak tarif etse de, mesele daha derin ve insanlığın temel problematiklerinden biridir. Belki de bu nedenle Hazreti Mevlana, “Kibir, kendinden habersizliktir” der.  

Aslında sahip olunmayan ve belki de hiç olunamayacak olanı varmış gibi gösterme çabası… Elde edilen güç ile bunun desteklenmesi ve üstünlük taşlanması… Belki kısa süreli bir çalım satma, hava atma, hatta bir takım kazanımlar edinilmesi mümkündür ama şunu söylemek mümkündür ki, kibir en fazla zararı sahibine veren insan omuzunun taşımayacağı cam kırığı dolu bir çuvaldır. Ruha yapışan böylesi bir manevi virüs sahibini perişan eder. Kibir öfkeyi, nefreti kısa sürede bulunduğu yere toplar ve manevi bir rende gibi ruhu kemirir durur.  

Ego muazzam bir cüretle şişirir kendini ve insan sahip olduğu ile olduğunu zannettiği arasındaki o derin çukurda debelenip durur. Öyle farklı aynalara öyle farklı kostümlerde yansır ki, tevazuu bile bu hastalığa alet edebilir. Kibrin sunduğu yalancı tevazuun ömrü çok kısa sürer bu yüzden. Kibir sahibi o kadar kısa sürede ruhunu şeytana teslim eder ki, kendisi bile inanmaz. İlk cinayetin altında da bu vardır. Kabil, hırsına ve kibrine teslim olur elini kardeşkanına bularken.  

Nietzsche, “Kibir ruhu kaplayan deridir” derken tevazu göstermiş bence. İçi çivili bir zırh gibi olsa gerek kibir. Kalın ama delik deşik eden! 

Mütemadiyen “Ben” diye sayıklar kibirli kişi, “biz” iğreti durur onun ağzında. Çalım, afra tafra standart donanımdır kibir için. Her meseleyi bir şekilde kendine çevirir ve her olumlu şeyi kendi hissesine atar. “herkes yahşi” değildir onun için, hatta herkes samandır, buğday olan bir tek odur.  

Ciddi ve sinsi bir ikiyüzlülüğü de vardır bunlara rağmen. Başka ve daha büyük kibirler karşısında çıkarı için iki büklüm olmaya bile tenezzül eder. Eğilir ve iltifat eder eder hatta! Beklenti, kibrini kısa süreli gizler ve çıkar uğruna yapmadık şebeklik bırakmaz.  

Paylaşmaya asla gönlü razı olmaz kibirlinin. Çıkar dışında alçak gönüllülük semtine bile uğramazken, her olumlu tabloya önce kafasını sokmaya çabalar. Resimde bulunmak kibrinin bir parçasıdır. Sonra her şeyi kendine ait kılmak ister. Aksi en ufak bir bakışa bile tahammülü yoktur, velev ki ana-babası bile olsa! 

Ne muazzam bir kelimedir “Mütekebbir”! 

İnsafı, iz’anı, vasatı yoktur. Merhamet semtinden bile geçmez. Her şeyin ‘En’i kendisidir, başka hayal giremez onun dünyasına, başkası olamaz kibriyet sahasında.  

Çıkarıyla çatıştığınız an, rengi değişir. Akla-hayale gelmedik sefilliklere girer; yerinde el-etek öper, yerinde zulmeder, can yakar, hanümanlar yıkar, dahası bütün bu çılgınlıklarını ‘ahvâl-i âdiye’den hadiselermiş gibi görür. Mütekebbirler arasında Karun gibi servetle büyüklük taslayıp “Bu imkânlara ben ilmim ve irfanım sayesinde kavuştum.” (Kasas, 78) diyen, sonra da yerin dibine batırılanlar olduğu gibi, İblis edasıyla, “Ben ondan hayırlıyım..” (A’raf, 12) diyenler, daha da küstahlaşıp “Ben de öldürür ve diriltirim.” (Bakara,258) şeklinde mırıldananlar, büsbütün şirazeden çıkarak, “Ben sizin yüce Rabbinizim.” (Nâziat,24) hezeyanına girenler de olmuştur.  

Allah hepimizi bu hastalıktan korusun.  

1 YORUM

  1. Edebi laf cambazlığı / cerbeze yeteneğinden faydalanılarak kullanılmaktan, kendini kullandırmaktan, talimat/rica/gaz ile kalem oynattırılmaktan da muhafaza etsin Rabbim hepimizi.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin