Eminağaoğlu: Adalet Bakanlığı’ndan giden yazılar, yargıçların dizlerini titretiyor

Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) eski Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, 15 Temmuz’dan sonra KHK ile meslekten ihraç edilen 3 bin 926 savcı ve hâkimin yerine genç, deneyimsiz AKP’li ve MHP’li yargıç ve savcılarının yerleştirildiğini söyledi.

EMİNAĞAOĞLU: YARGIDA HERKES İÇİN YEDEKTE BİR DOSYA TUTULUYOR

Yargıda da Cumhur İttifakı olduğunu kaydeden Eminağaoğlu, Gezi davasından beraat eden ancak hakkında 15 Temmuz darbe girişimi suçlamasıyla yeniden tutuklanan Osman Kavala’nın durumunu değerlendirdi. Eminağaoğlu, bu durumun yargıda herkes için yedekte bir dosya tutulduğunun göstergesi yorumunu yaptı.

Gazete Duvar’dan İrfan Aktan’a konuşan Eminağaoğlu, ‘‘Adalet Bakanlığı’ndan giden yazılar, yargıç ve savcıların dizlerini titretiyor” yorumunu yapan Eminağaoğlu, “2010 öncesinde Adalet Bakanlığı ile Fethullahçı yapının nerede, nasıl birlikte hareket ettiği daha çok deşifre olacak. Tabii siyasi iktidarın o dönem kadro yetersizliği olduğu için bu açığı Fethullahçılar üzerinden kapatıyordu.” yorumunu yaptı.

EMİNAĞAOĞLU: YARGIDA DA CUMHUR İTTİFAKI VAR

15 Temmuz’dan sonra boşaltılan kadrolara AKP’lilerin ve MHP’lilerin yerleştirildiğini kaydeden Eminağaoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “AKP bu süreçte kendi kadrolarını yetiştirdi. Aynı zamanda milliyetçilerle yaptığı ittifak üzerinden de Fethullahçılardan boşalan kadrolara bunlar yerleştiriliyor. Sonuçta yargı yine bağımsız bırakılmayıp iktidar eliyle dizayn ediliyor. Yani yargıda da Cumhur İttifakı var. HSK yapısı da bu şekilde belirleniyor. 2008 yılında, 8 bin civarında yargıç-savcı vardı. Bugün sayı 20 binlere çıkmış durumda. 4 bine yakın kişi ihraç edildi, emekliye ayrılanlar, benim gibi istifa edenler var. Bu şekilde AKP iktidarı döneminde yargının dörtte üçü değişti ve yerine kendi kadrolarını yerleştirdi.

İktidardan bağımsız hareket edemeyen, nitelik anlamında yetersiz yargıç ve savcılardan söz ediyoruz. Yargıç ve savcıların yüzde 50’den fazlasının iki-üç yıldan fazla mesleki deneyimi olmadığını kendileri de itiraf ediyor. Bir- iki yıllık bir yargıç-savcıyı, hiçbir mesleki deneyimi olmadığı halde getirip Ankara, İstanbul, İzmir gibi illere oturtur, siyasi iktidarla doğrudan bağlantılı dosyaları da önlerine koyarsanız, o yargıç nasıl bir hukuk uygulayabilir? Meslekte devam edebilmesi için siyasi iktidarı ürkütmeyecek kararlar alması gerektiğini bildiği zaman, nasıl bağımsız hareket edecek? Kaldı ki, geldiği yer itibariyle zaten ideolojik olarak da meseleye yaklaşabilir.”

EMİNAĞAOĞLU: DURUŞMA KAYITLARI SARAY’A GÖTÜRÜLÜYOR

Her duruşma zabıtlarının avukatlar tarafından köşke (Saray’a) götürüldüğünü kaydeden Eminağaoğlu, “Bakın, Anayasayı ihlal, yasama-yürütmeye karşı darbe teşebbüsü ve cumhurbaşkanına hakaret gibi suçlarda bir cumhurbaşkanının, bir yasama veya yürütme organının “katılan” sıfatı almaması gerekir. Geçmişte böyleydi. Ama şu an davalara gittiğimizde cumhurbaşkanının, TBMM’nin avukatları taraf olarak oturuyor. Bu da yetmiyor, her seferinde Adalet Bakanlığı’ndan “duruşmada ne oldu, sonucunu bana bildirin” yazıları geliyor. Bakanlıktan gelen bu yazılar, yargıç ve savcıların dizlerini titretiyor. Her duruşma zabıtları avukatlar tarafından köşke (Saray’a) götürülüyor.” İfadelerini kullandı.

EMİNAĞAOĞLU: YARGILAMALARIN TEMELİ, ADİL YARGILAMADAN UZAK

Eminağaoğlu konuşmasını şöyle sürdürdü: “Hiç taraf olmaması gereken bir kişi taraf haline geliyor ve taraf talimat veriyor! Sanık açısından silahların eşitliği söz konusu değil ki! Bakın, Hrant Dink davasında birçok cephe, “burada Türklüğe hakaret var, biz de Türk’üz ve herkes bu davaya müdahil olabilir” diyerek dava kararını temyiz etmişlerdi. İyi de davaya bakan yargıç da Türk ise, bu davada nasıl görev alabilir, nasıl tarafsız olabilir diyerek, savcı olarak görüş yazmıştım. Bu davada kimsenin “katılan” sıfatıyla yer alamayacağını, “katılan” adı altında verilen kararın hukuki sonuç doğuramayacağını söyleyerek, başvuruların reddine karar verilmesini istemiştim. Yargıtay da bir tek benim o görüşümü kabul etmişti. Aynı şey, Cumhurbaşkanına hakaret için de geçerli. Cumhurbaşkanı, cumhurbaşkanına hakaret davalarında taraf olamamalı. Taraf olduğu zaman, adil yargılama ortamı kendiliğinden ortadan kalkıyor. Genel olarak yargılamaların temeli, adil yargılamadan uzak.”

 

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin