El Kaide’nin kaderi ve İran

HABER ANALİZ | YÜKSEL DURGUT

Yıllardır tartışılan El Kaide’nin İran’la bağları hakkında soru işaretlerini daha da arttıran önemli bir olay yaşandı. Tahran’da Ebu Muhammed el-Masri sokak ortasında öldürüldü. FBI’ın en çok arananlar listesinde bulunan el-Masri, El Kaide’nin üst düzey kurucu üyelerinden biri. 1998’de Kenya ve Tanzanya’da 200’den fazla kişinin ölümüne yol açan ABD Büyükelçiliği bombalamalarından sorumlu tutuluyordu. Masri, Abdullah Ahmed Abdullah olarak da biliniyor. 1998’den bu yana FBI’ın hedef tahtasında siyah beyaz bıyıklı bir resmi asılı duruyordu.

El-Masri’nin kızı Maryam ile birlikte İran’da öldürülmesinin, 22 yıl önce Afrika’da düzenlediği saldırıların yıldönümü olan 7 Ağustos’a denk gelmesi manidar. Ancak ölüm haberi dünya gündemine aylar sonra düştü. Cinayet ilk olarak basına, Hizbullah’la bağlantılı bir akademisyen olarak gösterilen Habib Dawoud’a yönelik, İsrail tarafından düzenlenen bir suikast olarak aktarıldı. Medya olayı kurcalamaya başlayınca, bu isimde ve Hizbullah bağlantılı biri olmadığı ortaya çıktı. Sonra saldırının Afganistan’da yapıldığı iddia edildi. İran başlangıçta bu olayı ve kişinin gerçek kimliğini kabul etmedi. El Kaide ise olayı doğruladı fakat ne İsrail ne de ABD sorumluluk üstlenmedi.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Bu arada suikastle birlikte El-Kaide ile İran arasındaki ilişkiler de tartışılmaya başlandı. Üst düzey El Kaide yöneticilerinin ve Bin Ladin ailesinin İran’da sığınma imkânı buldukları bilinse de, bu ilişkinin doğasından kaynaklanan tartışmalar epey fazla. Daha önce Birleşmiş Milletler tarafından yapılan çalışmada El Kaide üyelerinin İran’da operasyon yönetip yönetmediği ve yerel gruplarla iletişim içinde olup olmadığına dair ipucu bulunamadığı ilân edilmişti.

Mezhepsel ayrılıklarına rağmen El Kaide ile İran’ın ortak düşmanları karşısında “gizli bir evlilik” içine girmiş olmaları şaşırılacak bir durum değil. Üsame bin Ladin’in Pakistan’ın Abbottabad bölgesindeki ikâmetinde çıkan belgelerin İran Devrim Muhafızları’yla ilişkili olduğu iddiası bugüne kadar resmi kanallardan doğrulanmadı. El Kaide üyelerinin faaliyetlerinin İran’ın gözetimi ve kontrolünde olduğuna yönelik şu ana kadar somut bir delil paylaşılmış değil.

Ancak Amerika’nın Afganistan’ı işgaliyle başlattığı El Kaide avının ardından ülkeden kaçan El Kaide yöneticilerine İran’ın kapılarını açtığı ve servetlerini canlı tutma adına yardımcı olduğu görülüyor.

El-Masri suikastı tam da bu noktada önem kazanıyor. El Kaide üyeleri ve ailelerinin İran rejimi ile ilişkisini anlamak mühim. İran’a kaçan El Kaidelilerin çoğu Bin Ladin’in yakın arkadaşları, yani eski muhafızları. İran tarafından korunan bu küçük grubun kaderinin ne olacağı, çelişkili doğasına rağmen ileride ne tür bir oyuna dâhil edileceklerini zaman gösterecek.

El-Masri’nin ölümü, Bin Ladin’den sonraki El Kaide lideri Eymen el-Zevahiri’nin de hayatını kaybetmesiyle daha da önemli hâle geldi. Hem Zevahiri hem de Masri’nin ölümüyle en çok arananlar listesinin ilk sırasına Saif el-Adel yerleşmiş oldu. El-Adel çekişme içinde olan El Kaide üst düzey yöneticileri arasındaki birkaç kişiden biriydi ve koltuğu şimdilik devralmış oldu.

Örgütte ağırlığı olan isimlerin ölümleri El Kaide’nin ademi merkeziyetçi ve yerelliğin ağırlık kazandığı bir yapıya bürünmesini gündeme getirecektir. İran’da kalan ve burayı bir üs olarak kullanan çekirdek kadronun örgüte dahil ettikleri ve yöneticilik için hazırladıkları gençleri burada yetiştirmesi konunun ehemmiyetini ortaya koyuyor. El-Masri’nin kızının da örgütte önemli bir rol oynadığı için hedef alındığı iddiaları, bu konudaki kuşkuları doğrular nitelikte.

El Kaide’nin İran’ı bir üs olarak kullanmayı sürdürmesi elbette bir takım bedelleri beraberinde getiren bir durum. İran topraklarında terörist saldırılar düzenlemek ya da İran hükümetini hedef almak El Kaide’nin çekirdek ekibinin yok edilmesi anlamına gelir.

Batı’nın nükleer anlaşmalar üzerindeki baskısı artarken, İran Devrim Muhafızları Komutanı Kasım Süleymanî’nin ve baş nükleer bilimci Muhsin Fakhrizadeh’in de suikastlara kurban verilmesi sonrası, El Kaide kartının da masaya getirilip getirilmeyeceği merak konusu. Ancak el-Masri’nin suikastı İran’daki El Kaide bağlantılarının ulaşılamayacak kadar gizli olmadığı mesajını veriyor.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin