Ekonomi kimin umurunda

HABER-ANALİZ | ALİ DENİZ [email protected] @alidenizeu

 

Ekonominin yakasını bırakmayan siyaset!

Türkiye ekonomisini ‘siyasetçileri’ dışarda tutarak anlatmak veya takip etmek mümkün değil.

Ekonomi bürokratlara bırakılsa her şey yolunda gidecek ama siyasetçi işe karışıyor ve onlar da kendi geleceğini düşündüğü için ekonomiyi kendi lehine kullanmaktan çekinmiyorlar;

  • Erdoğan devletin bütçesini istediği gibi kullanmaya devam edebilmek için yapısal reformlara yanaşmıyor.
  • Yandaşları lehine ihale kanununda yüzlerce kez değişiklik yapmaktan çekinmiyor.
  • Ekonominin durumuna ters olsa bile istediği kişileri devletin sırtından zengin etmeye devam ediyor;

Daha yeni Konya metrosunun ilk etap ihalesini yaptılar. Bugüne kadarki en yüksek tutarlı “davet” usulü şeklinde ve ilan edilmeden yapıldı. Üstelik 1.2 Milyar EURO! Evet EURO ile ihale yapılıyor, yerli ve milli para ile değil. Ekranlarda bol hamasetli nutuklarında ‘yerli ve milli’ tahşidatları yapan Erdoğan iş devletten yandaşa para kazandırmaya geldiğinde ekonomiyi değil kendi yandaşlarını düşünüyor. Teklif veren 3 firma da Erdoğan’ın arkadaşları; Taşyapı, Kolin, Kalyon, Cengiz.

  • Milletin parası ile Avrupa ülkelerinde bile olmayan saraylar, şatafatlı davetler, lüks araçlar, 14 uçaklık filolar kurabiliyor.
  • Faizi, ekonomideki gelişmelerin neticesi olarak değil, halkın dini duygularını istismar ederek, buradan da siyaseten prim yapmak amacı ile düşürmeye çalışıyor.
  • Ekonomik durum hakkında tvit attıkları için yargıyı kullanıp ekonomi gazetecilerine soruşturma başlattırıyor, medyaya gözdağı vermeye devam ediyor.
  • Sırf halka oynamak için bize faydası olabilecek IMF’yi kötülüklerin anası ilan ediyor. IMF demek kasanın, kamu harcamalarının disiplin altına alınması demek! Erdoğan bunu istemiyor.

* * *

Erdoğan istedi oldu: Ekonomi değil, savaş konuşulacak.

Bize göre Türkiye’nin en büyük problemi hukuk ve ekonomidir. Kendisine göre ise koltuk bekası.

Hukuk ve ekonomi gündemini bertaraf etmek için savaş başlattı. Bu savaşı başlatana kadar tek mermi gelmemiş olan Kuzey Suriye Kürt bölgesine saldırıya geçti.

Maksat Kuzey Suriye’de Kürt devletinin kurulmasını engellemek ise bunun tek yolu vardı; Esad ile temasa geçmek ve Suriye’nin toprak bütünlüğünü sağlaması için uluslararası çalışmalara destek vermek. Bu kadar!

Erdoğan ‘devlet adamı’ değil, olamıyor. Onun tek hedefi siyaseten karlı çıkmak. Orduyu kullanıp savaşa giriyor, hukuk ve ekonomi gündemini de tamamen unutturuyor.

Savaşa girmedeki en büyük hedefi ekonomi gündemini uzun bir süre ortadan kaldırmak idi. Bunu savaş sürdükçe zaman zaman mülteciler, yerli ve milli silahlar, savaş durumu, beka meselesi ve şehitler üzerinden yapacaktır.

* * *

IMF’e sövmek ülkemizde siyaseten prim yapıyor.

Erdoğan’ın IMF’yi asla istememesinin sebebi elinden para gücünün kayıp gidecek olmasıdır. IMF’nin topluma öcü gösterilmesinin tek sebebi budur. Yoksa az çok ekonomi okuması yapanlar bu dönem Türkiye’si için IMF’nin işin ehli doktor olduğunu çok iyi biliyor.

Medyanın tamamını kontrol eden Erdoğan, IMF konusunda ‘milliyetçilik’, ‘millilik’ kartlarını öyle bir güzel kullanıyor ki muhalefet yüksek perdeden IMF’yi isteyemiyor. IMF politikalarını savunamıyor.

IMF gelse ne faydası var, kısaca açıklayalım;

  • Devlette ne kadar gereksiz harcama varsa hepsini tespit eder ve acilen kurutulmasını şart koşar.
  • IMF Türkiye’nin ihtiyacı olan 70-80 milyar dolar krediyi hemen getirir.
  • Oy kaybetmeyeyim diye iktidarın yapmadığı ve bundan dolayı ekonominin zarar gördüğü birtakım icraatları hemen başlatır.
  • Ekonomi üzerindeki siyasetçi vesayetini kaldırır. Ekonomi bürokratları siyasetçinin oy kazanması için değil ekonominin iyileşmesi için çalışmaya başlar.

Bildiğiniz gibi IMF birkaç hafta önce ‘4.madde Gözden Geçirme Raporu’ için rutin bir inceleme için Türkiye’ye gelmişti ve bu kapsamda muhalefet ile de görüştü. Erdoğan bunu da siyasi kazanca çevirmek için çarpıtarak tepki gösterdi.

Halbuki tamamen rutin sıradan temaslardı, öyle ki IMF bankalar ve bazı özel sektör temsilcileri ile bile görüşür.

‘Yeni Ekonomi Programı’nda IMF politikalarına paralel çözümler vardı. Kimileri IMF ile gizli anlaşma yapıldı diye yorum yaptı. IMF siyasetçilerle gizli anlaşma yapmaz.

Programdaki IMF’nin çözümlerini çağrıştıran çakma kararlar ekonomi yönetiminin, IMF’in gerçekliğini, faydasını kabullendiğinin en büyük kanıtıdır. Ama öyle orasından burasından taklit ederek bu işin olmayacağını anlamamışlar, yakında anlayacaklarına eminim.

Türkiye 1999’da ekonomi dibe çakıldığında IMF’e teslim oldu. Hükümet IMF’in programını Kemal Derviş eliyle harfiyen yerine getirdi, daha sonra AKP gelip Kemal Derviş uygulamalarını aynen devam ettirdi. Bu sayede ekonomi düzeldi. Başarılı oldu.

IMF zorla gelmez. Para verir ve bunun nasıl harcanacağını kontrol etmek, paranın yanlış yerlerde kullanılmasını engellemek ister.

Türkiye IMF’nin realist programlarını geliştirebilecek bürokratlara (en azından 3 sene öncesine kadar) sahipti ancak geliştirseler bile bu programları uygulayabilecek bir siyasi irade yok. Yani IMF gelmeden de ekonomi düzeltilebilirdi ama siyasi geleceği için ülkeyi savaşa dahi sokan bir iktidar asla IMF’ninkiler gibi acı reçeteleri yürürlüğe sokmaz.

Ayrıca bence bu tren çoktan kalktı. Paramız yok. IMF ile hukukun üstünlüğü sağlanıp dış piyasalara güven vermeden, sıcak para gelmeden, dış kredi muslukları açılmadan artık ekonominin belini doğrultması zor. Kimse bu haldeki Türkiye’ye para vermez.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin