Ebu Hanife’yi örnek verenler Ebu Yusuf’u bir tanısalardı

YORUM | MUHSİN AHMET KARABAY

Sünni geleneğin en yaygın kolu olan Hanefi mezhebinin iki önemli ismi var. Biri mezhebin adı ile anılan Ebu Hanife ya da tam adıyla Ebu Hanife Numan bin Sabit bin Zuta bin Mah, diğeri de Ebu Yusuf ya da tam adıyla Ebu Yusuf Yakub bin İbrahim bin Habib bin Sa’d el-Kufî. Ebu Hanife hoca, Ebu Yusuf onun en parlak talebesi. İkisi aynı mezhebin imamları ise de karakter olarak birbirine taban tabana zıt isimler.

Dün mevcut Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın son zamanlarda aktif rol üstlenmeye başlamasından söz etmiş ve bugün için “Sultanın sofrasına oturan alimin fetvasına itibar edilmez” diyen Ebu Hanife’nin talebesi İmam Ebu Yusuf’un hükümdarların sofrasındaki yerini anlatacağımı söylemiştim.

Önce Ebu Yusuf’un hocası olan isimle ilgili birkaç cümle bahsetmeme izin verin. Ebu Hanife’nin hayatı, hem Emevî ve hem Abbasî devletleri zamanına rastlar. Hicri 80, Miladi 699’da doğar ve ömrünün 52 yılı Emevî, son 18 yılı da Abbasi devleti zamanında geçer.

Ebu Hanife, alimliği yanında aynı zamanda başarılı bir tüccar idi. Kelam, fıkıh ve hadis ilimleri konusunda İmam-ı Şabî’nin derslerine devam etti. Hammad bin Süleyman’dan 18 yıl fıkıh ilmi öğrendi.

EMEVİ HALİFESİNE İSYAN EDEN ZEYD BİN ALİ’YE DESTEK VERDİ

Doğup büyüdüğü Kufe’den zaman zaman Mekke ve Medine’ye gidip oradaki alimlerle görüş alışverişinde bulundu. Ehl-i Beyt’ten olan Zeyd bir Ali ve Muhammed el-Bakır ile yakın dostluklar kurdu.

Zeyd bin Ali’nin Emevî halifesi Hişam bin Abdülmelik’e isyan etmesine 10 bin dirhem para göndererek hem maddi hem manevi destek verdi. “Eğer üzerimdeki emanetleri bırakacağım birini bulabilseydim, cismen de gelip yanında olurdum” diye mesaj gönderdi.

Emevi halifeleri, derin ilmi ve etki alanının boyutlarını fark etmeye başladıklarında Ebu Hanife’ye kadılık teklifinde bulunarak yanlarına çekmeye çalıştı. Teklifi Emevîlerin Irak Valisi Ömer bin Hübeyre bizzat giderek iletti.

Bu teklifin kendisini yönetime bağımlı hale getirme amacıyla yapıldığını bilen Ebu Hanife, bu teklifi geri çevirdi. Vali bu tavrına çok kızdı ve zindana attırarak Ebu Hanife’yi kırbaçlattı. Emredilen kırbaçlama sürerse imamın öleceği valiye bildirilince vali teklifi tekrar sundu. Ebu Hanife’nin cevabı şöyle oldu:

“Benden Vasıt Mescidinin kapılarını saymak gibi sıradan bir iş isteseler yine kabul etmem. O bir insanın katline hükmedecek, ben mühür basacağım ha? Allah’a yemin ederim ki bu mümkün değil! Valinin beni öldürmeye gücü yeter fakat tekliflerini kabul ettirmeye asla!”

Bir süre sonra serbest bırakılınca Kûfe’de kalamayacağını anladı ve Mekke’ye gitti. Emevîlerin yıkılıp Abbasî döneminin başlamasını, “Bu iş (hilafet) Peygamberimiz’in yakınlarına geçerek hak yerini buldu” diyerek memnuniyetle karşıladı.

Ne var ki Abbasiler de yönetimi devraldıktan hemen sonra hukuksuzluklar yapmaya, masumların kanına girmeye başlayınca hayal kırıklığına uğradı. Yapılan haksızlıklar karşısında Ehl-i Beyt’ten Muhammed bin Abdullah (Nefs’üz-Zekiyye) ve kardeşi İbrahim isyan etti. Ebu Hanife, haksızlara karşı girişilen bu isyana da destek verdi.

ZİNDANDA KIRBAÇLANARAK HAYATA VEDA ETTİ

Ebu Hanife’nin Ehl-i Beyt’e verdiği destek halife Mansur’un dikkatinden kaçmadı ama doğrudan bir müdahalenin onu daha da güçlendireceğinden çekindi. Değerli hediyeler gönderdi ve başkadılık teklif edildi.

Hediyeleri kamu malından verildiği gerekçesiyle, başkadılık teklifini de kendisinin böyle bir görevi üstlenemeyeceğini belirterek reddetti. Halife Mansur, Musul’da isyan edenlerin katli için imamdan fetva istedi. Bunu da kabul etmeyince halife, zindana attırdı ve her gün imama belli sayıda kırbaç cezası uygulanmasını emretti.

Artık yaşı da hayli ilerlemiş olan Ebu Hanife, kırbaçlara dayanamadı ve hayata veda etti. Bazı kaynaklar, Halife Mansur’un imamı zehirleterek öldürdüğünü yazar.

“Ehl-i rey” olarak tanınan Ebu Hanife, müçtehitlerin yapacağı yoruma önem verirdi. Mana olarak Hz. Muhammed’e atfedilemeyeceğine inandığı hadisleri kabul etmezdi. Bu şekilde 200 dolayında hadise aykırı fetva verdiği kayıtlara geçer.

Hadislere karşı tavrından dolayı hadis derleyicisi İmam Buharî (810-869) tarafından şiddetle tenkit edildi. Ebu Hanife’nin Mürcie olduğunu öne sürdü. Buharî ed-Duafâü’s-Sağir adlı eserinde Ebu Hanife‘yi iki defa küfürden imana davet eder (388 numaralı madde).

BU DA TALEBESİ İMAM EBU YUSUF’UN HAYATI

İmam-ı Azam (en büyük imam) sıfatıyla anılan Ebu Hanife’nin zenginliğinin aksine Ebu Yusuf, çok çocuklu fakir bir aileye mensup idi. Babası erken yaşta vefat edince çocukluk ve gençlik yılları büyük sıkıntı içinde geçti. Çok zeki biri olan Ebu Yusuf, zaman zaman annesi tarafından eğitimini bırakıp çalışmaya zorlandı.

Bu konudan haberi olan hocası Ebu Hanife, azmini ve zekâsını takdir ettiği bu öğrencisinin geçimini üzerine almak suretiyle derslerine düzenli devam etmesini sağladı. Ebu Hanife’den 17 yıl aralıksız ders aldı.

İmam-ı Azam’ın vefatı ardından Bağdat’a yerleşip kadılık görevini üstleninceye kadar geçen 15 yıl boyunca neler yaptığı bilinmiyor. Halife Mehdi-Billah (775-785) ile tanıştıktan sonra hayatı hızla değişmeye başladı. M. 782’de (H. 166) kadı olarak tayin edildi.

Sonraki halife Hadi ile de ilişkileri üst düzeyde sürdü. Asıl öne çıkması ise Harunreşid (786-809) zamanında oldu. Kadılkudat (başkadı-kadılarkadısı) kurumu oluşturulup ilk kadılkudat olarak tayin edildi. Tarihçi Makrîzî’nin (1364-1442) ifadesi ile Irak, Horasan, Şam ve Mısır bölgelerinde onun onayı olmaksızın kadı tayin edilmedi.

Hayatının sonuna kadar bu görevde kalan Ebu Yusuf’un imzası olmadan hiçbir kadı yerinden alınmadı ya da başka yere atanmadı. Hanefi mezhebine mensup kadılara görev verdiği için bu mezhebin yayılmasında önemli rol üstlenmiş oldu.

Öldüğünde cenaze namazını da Abbasilerin en güçlü halifesi olarak bilinen Harunreşid kıldırdı. Halife, cenazesi ile yürüdü ve kendi aile kabristanına defnettirdi.

Kadılkudat olduktan sonraki hayatına ilişkin pek çok detay kayıtlara geçip günümüze kadar ulaştı.

EBU YUSUF, HALİFENİN GÖNLÜ ÜVEY ANNESİNE DÜŞÜNCE ÇÖZÜMÜ SUNDU

Üç Abbasi halifesi ile birlikte çalışan İmam Ebu Yusuf, verdiği fetvalarla adından sıkça söz ettirdi. Ebu Yusuf, en güzel şekilde giyinir, en değerli takımlarla donatılmış atlara binerdi. Bu davranışını yadırgadığını gördüğü kişilere de “Bir terzi çocuğunun ilim sayesinde nerelere kadar yükselebildiğinin herkes tarafından görülmesini istiyorum” diye cevabını verirdi.

Ünlü hadis bilgini ve tarihçi Celaleddin Süyutî, İbn Mübarek’in Tuyuriyat’ından nakille aktardığı anekdot hayli ilgi çekici. Harunreşid, hilafete geçince babası Mehdi’nin cariyelerinden birine aşık oldu. Onunla yatmak istediğinde cariye, “Babanızla birlikte olurdum” diyerek kendisine sahip olmasına engel olmaya çalıştı.

Halife sorununu anlattı ve çözümü Ebu Yusuf’ta aradı. Ebu Yusuf, “Ey Emrü’l-Mü’minin! Bir cariyenin iddiasına ne zaman itimat edilir ki? Ona inanmayınız. Zira o güvenilir değildir” diyerek üvey annesi ile birlikte olmasının önünü açtı.

Celaleddin Suyuti, İbn Mübarek’in notunu şöyle alıntılıyor:

“Bu durumda en çok hangisine şaşacağımı bilemiyorum. Elini Müslümanların kanına ve mallarına daldıran, babasının kadınını sıkıştıran bu adama mı? Kendi rızasıyla Emirü’l-Mü ‘minin’den kaçan bu kadına mı? Yoksa bu dünyanın fakihi ve onun, ‘Babanın kadınının namusuna leke sür, şehvetini tatmin et ve bunun yükünü de benim omzuma koy’ diye konuşan kadısına mı?” (Celaleddin Suyuti, Tarih-i Hulefa/Halifeler Tarihi s. 297)

Yine Halifeler Tarihi’nden bir anekdot. Suyuti, bu kez Silafi’nin Abdullah bin Yusuf’un naklettiklerini aktarır.

Halife Harunreşid, Ebu Yusuf’a bir cariye satın aldığını söyler. Cariyenin henüz adet görmeye başlamadığını ama onunla beraber olmak istediğini dile getirir. “Çare nedir?” diye sorduğunda Ebu Yusuf, “Çare vardır” der.

Çözümü sunar: “Aldığınız cariyeyi önce oğullarınızdan birine verin. Sonra onunla evlenirsiniz.” (Celaleddin Suyuti, Tarih-i Hulefa/Halifeler Tarihi s. 298)

Bu alıntı da İshak b. Rahveyh‘ten. Halife Harunreşid, Ebu Yusuf‘u bir dava üzerine görüşünü sunması için bir gece çağırttı. Ona 100 bin dirhem verilmesini emretti. Bunun üzerine Ebu Yusuf, “Emirü’l-Mü ‘minin ne zaman iyi olanı görse, gün doğmadan evvel onun ödüllendirilmesini emreder” dedi.

Halife yanındakilere, derhal parayı getirmesini emretti. Yanındakilerden biri, “Hazine dairesinin memuru evinde ve kapıları da kilitli” dedi. Bunun üzerine Ebu Yusuf, “Beni çağırttığınızda kapılar hakikaten de kapalıydı” diye konuştu. Böylece kapılar açtırıldı ve para Ebu Yusuf‘a verildi. (Celaleddin Suyuti, Tarih-i Hulefa/Halifeler Tarihi s. 298)

İbn Kesir, “İslam Tarihi” adlı 10 ciltlik eserinin 5. cildinde Harunreşid-Ebu Yusuf dostluğuna ilişkin başka ayrıntılar da anlatır. Kadılkudat olarak atandığı gün, kendisine yapılan tören alayı ile birlikte anne evine görkemli gidişinin ayrıntılarını paylaşır.

İki imamın hayat hikayesini niçin paylaştığıma gelince…

İslam tarihine bakarken herkes kendine örnek oluşturacak olaylara sarılıyor. Mazlumlar kendilerine yapılanlarla Ebu Hanife’ye yapılanlar arasında bağlantı kuruyor. Haksızlık ve hukuksuzluklara alet olmadıkları için zulme uğradıklarını dile getiriyorlar.

Peki, muktedirler ve onunla birlikte yürüyenler İmam Ebu Yusuf’u örnek almış olamazlar mı?

19 YORUMLAR

  1. Olamazlar. Öyle olsaydi iktidarin yapip ettiklerini aklarken Ebu Yusuf´u referans gösterirlerdi, daha dogrusu istismar ederlerdi. Bizim toplumumuzda deger gören isim Ebu Hanife´dir dolayisiyla onu öne sürer, onu istismar edecek bir referans noktasi ararlardi. Sadece degerli olan istismara aciktir. Eger bu isler bu kadar kolay olsaydi, yengec ve benzeri su ürünlerinin yenmesi konusunda da Ebu Hanifenin talebelerinin ne dedigine bakarlardi, Ebu Yusufu didik didik ederlerdi. Karides falan baya lezzetliymis, o lezzeti kacirmak istemezlerdi.

  2. Netice olarak İmam Yusuf’un içtihatlarına güvenebilir miyiz, yoksa iktidarın hoşuna gidecek şekilde fetvalar verdiği için (ya da iktidardan menfaat temin ettiği için) ona güvenmek de hatalı mı olur?

  3. Hadislere karşı tavrından dolayı hadis derleyicisi İmam Buharî (810-869) tarafından şiddetle tenkit edildi. Ebu Hanife’

    Ebu Yusuf’un imzası olmadan hiçbir kadı yerinden alınmadı ya da başka yere atanmadı. Hanefi mezhebine mensup kadılara görev verdiği için bu mezhebin yayılmasında önemli rol üstlenmiş oldu.

    Bu sorunun sorulmasindaki sebebler,mi demeli?
    Peki, muktedirler ve onunla birlikte yürüyenler İmam Ebu Yusuf’u örnek almış olamazlar mı?
    Kim kazadi?

    Ilginc tesbitler evet düsündürdü.
    I

  4. ALLAK BULLAK OLDUM
    Yazıyı iki defa okudum ve allak bullak oldum.
    Buhari in imamı Azam ile ilgili söyledikleri ve İMAMI AZAMIN hadislerle ilgili tesbitleri sonra halifeler in cariyeler ilə ilgili tavırları beni dehşete düşürdü.

    Sonra gençliğimde tanıştığım ve milli görüşçü olan vede Kuran tefsiri yazacak kadar bilgi sahibi olan iş komşumun yaptığı 6 aylık MUTA nikahlı evlilikleri aklıma geldi. İlk defa muta nikahını bundan duymuştum. Yaptığının doğru olduğundan zerre kadar şüphesi yoktu. Yahu dedim madem miden ve aklın bunu sindiriyor o zaman en yakınların da böyle süreli evlenmesine izin ver.. Diyemedim tabi.
    HayA ettim.
    Fakat o da kızının varsa böyle talebine rıza göstermeliydi.
    Yada dul annesine…

    • Bence allak bullak olmayın. bu yazıyı okurken, sadece hucurat suresindeki “size bir fasık bir haber getirirse onu iyice araştırın emrine müracaat edin” emrini hatırlayın. Bu çirkin adam sürekli önemli tarihi şahsiyelere çamur ve iftira atıyor.

  5. Yillardan beri hocaefendinin bazi sözlerini cimbizlama yaparak carpitanlarin yaptigindan farki yok bu yazinin. Kaldiki, bir kisi alimde olsa günahsiz degildir, hata edebilir, siz Hanefi mezhebinin kaynaklarindaki Ebu Yusufa ait icdihadin hangi sebepden dolayi yanlis oldugunu kaynak göstererek yazin ve dogrusunu gösterin eger mücdehid derecesinde ilminiz varsa tabi.

  6. Ehlisünnet ölcülerini yanlis anlayan yanlis yorumlayan ve yanlis ujygulayan diger dini grublarin haksizliklarini ve zulümlerini degilde mezhebleri sorgulamaya baslamak tehlikeli bir gidisat.

  7. Bu yazıyı yazmakta ki amacın ne birader. Kime ne mesaj vermeye çalıştın. Karısını aldatan, ona buna tecavüz eden hocalardan vs de bahsetseydin de tam olsaydı.
    Aferin iyi okumuşsun, Ebu Yusuf hakkında insanlara çok faydalı bilgiler vermişsin. Çok büyük sevaba girmişsin. Melekler alkışlıyordur şimdi seni👏👏👏

  8. KIRIK TESTİ den bir paragraf. Son cümleyi iyi okusun yazarımız.
    Mesela aynı kaynaklara dayanmalarına, çok halisane, safiyane ve samimane içtihatlar ortaya koymalarına ve aralarında hoca-talebe ilişkisi olmasına rağmen İmam Malik ile İmam Şafiî’nin veya İmam Şafiî ile Ahmed İbn-i Hanbel’in içtihatları arasında ne kadar fark vardır. Hatta her ikisi de İmam Ebu Hanife’nin rahle-i tedrisinde yetişmiş olmasına rağmen İmam Muhammed ile İmam Ebu Yusuf birbirinden çok farklı görüşler ortaya koyarlar. Çünkü her insanın hissiyatı, idraki ve yorum kabiliyeti farklıdır. Hayatlarını bütünüyle Kur’ân ve Sünnet yörüngesinde yaşayan müçtehitler arasında bile bu kadar çeşitlilik olursa, bu iş tabana indiğinde ne türlü farklılıkların meydana geleceğini varın siz tahmin edin.

  9. Sayin TR 7/24 sitesi yöneticileri;
    “EGITIM” etiketi ile yayimlanan bu yazidaki iddialarin “Dogrulugu” hakkinda arastirma yapmanizi ve sonucu tekrar ilgili Yazar’in kösesinde yayimlamanizi talep ediyorum.
    Ilgili Yazar’in bu yaziyi “Hangi Maksat” ile hazirladigini ayrica belirtmesini ve yazisinda belirttigi iddialarin dogrulugu noktasinda biz TR 7/24 okuyucularini “IKNA” etmesini talep ediyorum.

    Cok Talihsiz bir yazi oldugunu dusunuyor ve Bu sited böyle bir yazinin yayimlanabilmis olmasi beni dusundurmustur.
    Insallah Yazar da yazdiklari hususunda bir kez daha dusunur.

  10. cok buyuk bir is yapip, cok buyuk bir halt isle missin sayin yazar. bravoo, alkisliyorum seni. coook buyuk bir arastirma yapip, cok buyuk bir is cikarmissin. sana madalya vermek lazim. tr724, yayin yonetmeni ve yetkili kim varsa, sizleri de tebrik ederim. muthis bir arastirma yazisi yayinlamissiniz. Hz. ebubekir ve Hz. omer ile ilgili, ustad ve Hoca Efendi ile ilgili, HZ. mevlana, Imam-i Rabbani ile ilgili benzer elestirel yazilar bekliyoruz sizden. artik sonu nereye varacaksa.

  11. tr724, gule gule….
    yazarin bu yaziyi ne amacla yazdigi belli degil.
    bu yazar arkadasin amaci ne?
    bundan sonra 724 diye bir site benim icin yoktur artik

  12. Editorler pek cok okurun aykiri dedigi ya da ezber bozan bu tur yazilara gelen yorumlara bakarak, orneklem kucuk de olsa, okuyucularin anlayis kapasitelerini ve tolerans seviyelerini olcme adina cok ciddi bir veriye sahip oluyorlar. Eskiden genel anlayisa aykiri yazilar yayinlanmaz ve genel dusunce itibari ile kabul goren yazilara gelen aykiri yorumlar da yayinlanmazdi. Ya yayin politikasi degisti ya da editorler. Ama ne olduysa, cok iyi olmus, cunku ben son derece olumlu buldum. Beklenen gunlere ulasmak, ya da diger bir tabirle yanlis bilinen dogrulari dile getirerek eksik bilgilere dayanan anlayislari kirmak ve vicdanini kaybetmemis yeni dunyanin bireylerine hitap edebilmek icin, edep dairesinde kalmak kaydiyla tabii ki, her turlu elestiriye, aykiri yazi ve sozlere acik olmakla ve yeni seyler soylemekle mumkun olacaktir. Bir insan olarak kendimi severim, sevaplarimi sena ettikleri kadar hatalarimi soyleyenlere de mutesekkir olurum. Yoksa, beni nefsine tapan bir firavun olmaktan (hafizanallah) kim koruyabilir. Bu mecra ezber bozan pek cok baska kalemin de yazilarina yer vermeli. Bir not: Insanliga rehber olacaklarin yolu, Imami Azam Ebu Hanife Efendimizin tuttugu yoldur. Dogruyu temsil etme ve hakki dile getirme hususunda, hangi guc karsisinda olurlarsa olsunlar, asla gittikleri yoldan vazgecmeyen muttakilere Allahin vaadi gercektir. Aslinda gercek imtihan da budur, herseyin apacik gorulebilen olmasi kadar bir nebze gizli ortulu olmasi da budur. Her (gonul) goz(u) gormez, her vicdan da duymaz. Insanoglu uykudadir, olunce uyanir. Vesselam.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin