Diktatörlük ile ekonomi büyür mü?

YORUM | HAKAN TANER

Epey zaman oldu. Türkiye’nin yüz akı Prof. Dr. Daron Acemoğlu’nu dinlerken aldığım notları orada bulunamayan, merak eden istifade etmek isteyen olur belki diye aktarmak istemiştim, fakat bir türlü fırsat olmamıştı.

Notları aktarmadan önce küçük bir hatırlatma yapmakta fayda var. Acemoğlu, Cumhurbaşkanlığı Bilim Ödülü sahibi bir akademisyen ve gelecek yıllarda muhtemel Nobel ekonomi ödülünün güçlü adaylarından biri.

Malum ekonomik yorum ve izahatta bulunmaya yeni bir düzenleme ile yasak getirilmesi düşünülüyor. Bu sebeple söylenen hatta söylenmese de zihninizden geçen her şey suç kapsamında kabul edilebilir. Fırsatçılar da zaten pür dikkat!

Sayın Acemoğlu önemli bir soru soruyor. Sorunun cevabını yorumsuz olarak rakamlarla ve karşılaştırmalarla veriyor.

Soru şu: Diktatörlük ile ekonomi büyür mü?

Bu sorunun cevabını aramaya geçmeden önce dünyada durum ne ve nasıl bir değişim yaşanıyor, büyüme deyince neyi nasıl anlamalıyız? gibi konular hakkında kısa bilgiler ile işe başlayalım:

Acemoğlu, büyüme deyince ‘yüksek kaliteli büyümeye odaklanmak’ gerektiğinin altını çiziyor ve sürdürülebilirlik için bunun şart olduğunu söylemeden edemiyor.

Rusya, Suudi Arabistan gibi ülkelerde ekonomi büyüdü, fakat istihdam ve ücretler büyümedi.

Bu sebeple büyüme deyince gerçek bir büyümeden bahsedebilmek için dört kritik faktör var:

  • İstihdam büyümesi
  • Tüm işgücünde ücret büyümesi 
  • Sağlık ve eğitim yatırımları, doğru yatırımlar yapılması ve 
  • Verimlilik artışı 

Bir ekonomide bunlar yaşanıyorsa gerçek bir büyümeden bahsedebiliriz. Bunun dışında kalan her büyüme bir balondan ibarettir ve balon bir süre sonra patlar.

Gelin şimdi de yaşanan 4 soruna bir göz atalım:

  • Teknolojinin niteliği değişimi ve otomasyon 
  • Kurumsal problemler
  • Üretkenliği artırmayan kredi büyümesi
  • Dünya ekonomisinde yaşanan son gelişmeler (bu konu başlı başına bir konu olduğu için kısmet olursa bilahare anlatmayı düşünüyorum)

Dünya ekonomisinde yaşanan son durumla ilgili kısa bir ipucu vermek gerekirse ABD ve Avrupa büyümesi eski enerjisini kaybetti.

ABD ve AB’de ücretlerdeki artış 1987–2019 arasında önce minimum artış noktasına düştü sonra tamamen durdu.

Yapay zekâ orta tabaka işleri ortadan kaldırmaya doğru ilerliyor. 

Ucuzluk gerekçesi ile kendi sınırları dışında üretim yaptıran ülkeler üretim faaliyetlerini tekrar kendi sınırları içerisinde yapmaya başlayacak. Çünkü dışarıda iş yaptırmaya gerek kalmayacak artık bu işleri yerli robotlar yapıyor olacak.

DEMOKRASİ DÜŞÜYOR 

Bütün dünyada olmasa da zihinsel gelişim yaşamış ülkelerde demokrasi ciddi bir şekilde tartışılmaya başladı, çünkü demokrasi düşüyor… 

2006’dan sonra demokrasi birçok ülkede geri gitti. Demokrasi ile iktidara gelen birçokları da zaman içerisinde diktatörlüğe dönüştü ve tüm kurumları kontrol altına alarak seçimleri yani halkın tercihlerini formaliteye dönüştürdü.

Demokrasi ile gelen, geliş şekli genelde siyasi veya ekonomik bir kriz sonrasına denk düşen rejimler kendiliğinden gitmez, geldikleri tarzda bir kriz ile giderler.

Kriz sonrası gerçek demokrasiye dönüldüğünde demokrasi de ekonomi de hızlı büyür. 

Kurum/kuruluşları ve nitelikli insan kaynağıyla her şeyi yerli yerine oturtun, başka hiçbir şey yapmasanız da ekonomik büyüme bir anda rekorlar kırar. 

Çünkü; 

Yatırım artar, 

Vergi gelirleri artar,

Sağlık ve eğitim büyür,

Yatırımlar gerçek bir hal alır.

Bu noktada tekrar Daron Acemoğlu’nun “Demokrasisiz yüksek kaliteli büyümeyi yapabilir miyiz?” sorusuna dönersek…

Hocanın bu konudaki cevabı net ve tek kelime: Hayır!

Bu noktada akıllara gelen bir başka soru şu: Demokratik olmayan Çin ve Kore büyümesini nasıl izah edeceğiz?

Hocanın cevabı şöyle: Kore 1988 yılında demokratikleşiyor, Koreliler büyümelerinin temelini ekonomik demokratikleşmeye bağlıyor. Kore’de ilk yapılan şey belli bir kesimin elinde yığılmış olan sermayenin halka açılması, halka sunulması ve devamında yapılan yatırımlar ve teknolojiye verilen önemdir.

Çin başka bir study case. Çin demokratik değilse bunun iki temel sebebi iktidardaki komünist partisi ve teknolojidir.

Çin teknolojiyi kullanarak Uygurlara akıllara durgunluk verecek zalimlikler yaparken, yine Uygurların yaşadıkları ve hapsedildikleri yerleri kameralarla gözetim altına alarak, medyanın orada olan biteni dünyaya doğru dürüst anlatabilmelerine de mani olmaktadır. Hatta o bölgeden tek bir kare fotoğraf çekilmesinin bile önüne geçmektedir.

Son olarak gelişmekte olan ülkelerdeki görüntüyü yorumlayarak şimdilik bu konuya nokta koymak istiyorum.

Gelişmekte olan ülkeler kategorisindeki gözlem noktamız Türkiye…

GELİŞMEKTE OLAN TÜRKİYE 

Gelişmekte olan ülkeler teknolojiyi doğru kullanmak demokrasi ve kapsayıcı kurumları yerli yerine oturtmak yerine mevcudu kendi amaçlarına araç haline getirmeyi, yüksek kaliteli üretim yerine de krediye bağlı büyümeyi seçerek verimsiz ve önü kapalı bir yola girdi.

Türkiye’den örnek verelim: 2002-2006 arasında ülkede büyüme hızlı. Bu dönemde toplam faktör büyümesi, istihdam, eğitim ve sağlığa ayrılan pay arttı. Birçok yatırım yapıldı.

2006 yılından sonra her şey tersine dönmeye başladı. Son 13 senede Türkiye’de toplam faktör büyümesi sıfır.

Türkiye inşaat sektörü ile yani kredi ile büyüme yoluna gitti. Gelinen noktada bankalar inşaat firmalarına kredi vermiyor.

Genel politika üretmeden tüketim üzerine hâl böyle olunca kredili ve açığa harcamalar son sürat devam ediyor.

Sanayi üretimi küçülmesine rağmen kredili hayat teşvik edilince kaçınılmaz son tahakkuk ediyor.

Türkiye’de 2002- 2007 arasında iyileşme olan her ne var ise, kısmen işler durumda olanlar da dahil hemen hemen her şeyde bozulma ve kötüleşme var.

Özetlersek kredili büyümenin sonu krizdir.

Türkiye imkânları çok yüksek bir ülke. Hâlâ teknoloji ile gelişmesi mümkün.

Dışarıyla yanlış iletişim kurarak;  Avrupa yerine Çin ve Rusya tercih edilerek iyi neticeler beklemek hayâl ötesidir.

En baştaki soruya dönelim: Prof Daron Acemoğlu uzun yıllara dayanan araştırma sonuçlarına dayanarak üstüne bir de bu konuda birkaç tane de kitap yazarak tüm dünyaya diyor ki diktatörlük altında kısmi bir büyüme olabilir, fakat bu gerçek bir büyüme değildir.

Güney Kore ekonomik demokratikleşme sonrası büyüdü.

Diktatörlükler büyümeye değil, krize sebep olur.

1 YORUM

  1. ne buyumesi? paranın cogaltılması buyume ise onun calisana bir faydasi yok, sadece borc veren buyuyor, calisan hep aynı o hep calisip uretmek ve para sahibinin parasını arttırmak zorunda. paranın arttırılması buyume olarak adlandırıldıgı surece bu loop dan cıkılmaz. esas olan herkesin insanca calisip insanca yasayabildigi bir yasamdır gelistikce hayatın her katılımcı icin yasamin kolaylastigi ve gittikce herkesin calisma suresinin azalip insanların sosyallesmeye verime ve etkinlige odaklandigi yapidir. artık hayatı daraltılmıslar olarak bu buyume hikayesi baydı, tek hunerleri bizim hayatımızı daraltıp bizi para kamcısıyla calismaya zorlamak. Acemogluymus adamın tek yaptıgı yanlis isleyen duzeni devam ettirebilmek icin takla attırmaya calismak. Bence adını acemioglu olarak degistirsin.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin