Devlet mafyalaştı

YORUM | Doç. Dr. MAHMUT AKPINAR

Devlet bir ülke sınırları içinde meşru zor kullanma yetkisine sahiptir. Ancak bunu keyfi şekilde, kuralsız, sınırsız kullanamaz. Kullanırsa sadece mafyalaşmış olmaz, topluma ihanet etmiş olur. Zira ünlü Fransız düşünür Jean-Jacques Rousseau’nun ifade ettiği gibi toplumla devlet arasında örtülü bir anlaşma vardır. 

Toplum ve onu oluşturan bireyler yetkilerini devrettiği için devlet zor kullanma, cezalandırma yetkisine sahiptir. Ve devlet bunu ancak toplumun veya temsilcilerinin onayladığı yasalar çerçevesinde yapabilir. Devlet yasalara, hukuka bağlı kaldığı sürece meşrudur. Devlet erkini kullanan kişiler, kurumlar anayasaya ve yasalara bağlı kalmaz: “anayasa-manayasa dinlemiyorum” derse, devlet suç örgütüne dönüşür. Devlet, bir kişinin talimatıyla yürüyen keyfi bir yönetim oluşmuşsa, artık toplumla bağını koparmış, toplum sözleşmesini ihlal etmiştir. Bu durumda bireylere ve topluma mafyalaşmış, keyfileşmiş, hukuk dışına çıkmış devletle mücadele hakkı doğar.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Rousseau’ya göre toplum sözleşmesi sonucu oluşturulan devlet keyfi davranamaz. Rousseau, ‘Toplum Sözleşmesi’ isimli meşhur eserinde şunları söyler: “Ortak güç devlet katılımcıların her birinin can ve malının güvenliğini koruyacak, aynı zamanda kişilerin özgürlük alanını daraltmayacak şekilde olmalıdır. İnsanlar tarafından onaylanmamış her yasa hükümsüzdür. Yasama gücü halka aittir ve yalnızca ona ait olabilir. Yürütme gücünü ellerinde tutanlar halkın efendileri değil, görevlileridir. Halk istediği zaman onları işbaşına getirir, istediği zaman da işten uzaklaştırır. ..İyi yönetilen bir devlette cezalar azdır. Bunun nedeni afların çokluğu değil, suçların azlığıdır. Çökmekte olan bir devlette suçların çokluğu cezasız kalmalarına yol açar. Afların sıklaşması, çok geçmeden suçluların artık affedilmelerine bile gerek kalmayacağını gösterir.

Devletin mevcut iktidar marifetiyle mafyalaştırıldığına dair delilleri, örnekleri Türkiye’de her yerde ve bol miktarda görebilirsiniz. Ama ben sadece bugünkü medyada gözüme çarpan iki örnek vereceğim. 

Haber kanallarına, ülkenin en meşhur suç örgütlerinden birinin lideri olan Sedat Peker’in açıklaması düştü. Yakın zamana kadar Erdoğan’ın seçim mitinglerine katılan, ona alenen destek veren, muhalifleri açıkça tehdit eden, barış akademisyenlerine yönelik: ‘Oluk oluk kanlarınızı akıtacağız ve akan kanlarınızla duş alacağız’ diyen Peker’i anlaşılan bir panik, telaş sarmış. Pek çok alanda olduğu gibi suç dünyasının, mafya aleminin de kuralları vardır. Sıradan vatandaşa kaplan kesilen, garibanlara sınırsız ve ölçüsüz güç kullanan suçlular mafya babaları karşısında süt dökmüş kediye dönerler, onların en ağır hakaretini, küfrünü kolayca yutarlar. Her mafyanın daha büyüğü vardır. Büyük mafya küçüklere ayar verir, onları hizaya getirir. Hatta onları haraca bağlar ve taşeronu gibi kullanır. Sedat Peker’in son açıklamasında daha büyük mafyaya karşı kendini koruma refleksi seziliyor. Peker “Albayrak’ın kendisini yok etmeye çalıştığını” öne sürüyor. Konuşmalarında hem racon kesme var, hem merhamet dilenme. Kayınpederinden güç alan damat Berat karşısında “endişeli” olduğu ve bu sebeple yurt dışına kaçtığı anlaşılıyor. Mafya babalarının devletle iç içe, siyasi iktidarın arkasında topluma tehditler savurması, alenen suç teşkil eden konuşmalar yapması, devletin perişaniyetinin resmidir. Ama bir Bakan’ın kişisel hesaplarla mafya liderini hedef alması, yargıya başvurmak yerine (bari bir yargı olsaydı?!) onu mafyatik yollarla tehdit etmesi, mafya babasının da tırsıp taa balkanlardan açıklamalar yapması devletin nasıl illegal yollara savrulduğunu ve suç örgütleriyle içi içe olduğunu gösteriyor.

Aynı gün içinde devlet-mafya içeriğine dair gözüme ilişen başka bir haber ise meşhur(!) anayasa hukukçusu, Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları üyesi Prof. Burhan Kuzu’yla ilgili. Kuzu’nun uyuşturucu baronu Zindaşti’yi tahliye ettirdiği haberleri çıkmıştı. Yeni çıkan habere göre Kuzu bir uyuşturucu kaçakçısını para karşılığı tahliye ettirmekle kalmamış, onun hasmının tahliyesini de engellemiş. Zindaştinin hasmı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına “tahliye edilmemesi için Kuzu’nun mahkemeye baskı yaptığını” iddiasıyla suç duyurusu yapmış, savcılık da Kuzu için “Yargı Görevini Yapanı Etkileme” suçlamasında bulunmuş.

Devlet erkini kullanan kimseler kendini yasalarla bağlı görmez ve keyfi davranırsa devletle mafya arasında fark kalmaz. Eğer adalet mekanizması çöktüyse kamu gücünü kullananlar mafyatik kimseler haline gelirler. Sonra da kendisinden daha zayıf mafya babalarını itaat altına almaya veya haraca bağlamaya başlarlar.

L. Annaeus Seneca’nın dediği gibi ”Adalet önce devletten gelir, yasalar bir devletin toplumsal düzenidir.”  Bir ülkede yasaları uygulaması gerekenlerin onları ihlal etmesi kadar adalete, kamu düzenine hiçbir şey zarar veremez!

1 YORUM

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin