Demirtaş’a işkence ve Kürtler’e kıyım!  

ANALİZ | ERHAN BAŞYURT

HDP Eş Genel Başkanı iken tutuklanan Selahattin Demirtaş’a yapılanlar açık bir işkencedir.

Demirtaş’ın tutukluluk süresi uzun tutulup, keyfi ceza uygulanıyor.

Mahkeme tahliye ediyor, salıverilmek yerine uydurma başka suçlamalarla tutuklanıp yeniden hapiste tutuluyor.

Diyarbakır’da tutuklanıyor, ailesi orada olduğu halde, keyfi bir kararla en uzak ile Edirne’ye sevk ediliyor.

Ailesi, yüz yüze görüşme yapabilmek için her ay gidiş dönüş 2 bin 300 km yol kat etmek zorunda… 

Anne ve babası dün ziyaret için giderken araçlarıyla talihsiz bir kaza geçirdiler.

Sadece kendisine değil, ailesine de bu şekilde işkence ediliyor. 

Tutuklu olduğu ana dava, Ankara’da görülüyor.

Duruşmalara katılabilmek için her defasında gidiş dönüş bin 400 kilometre yolu cezaevi aracında kelepçeli alması gerekiyor.

Demirtaş, hücrede hastalanıyor, baygınlık geçiriyor. Yine de doktora sevk edilmiyor. Tam teşekküllü bir hastaneye gönderilmiyor.

Sadece özgürlüğü tahdit edilmiyor, nakiller sırasında maddi işkence yapılmakla kalınmıyor, ailesi ile görüşmesi manevi işkenceye dönüştürülmekle yetinilmiyor ve tedavi hakkı da engelleniyor. 

Bunların her biri tek başına insanlık suçudur ve açık işkencedir.

***

Tüm bu işkencelerin iki sebebi var.

Birincisi, Demirtaş’ın ‘seni başkan seçtirmeyeceğiz’ demesi… İmralı’dan göndertilen talimatlara ters düşen siyasi açıklamalar yapması. Cumhurbaşkanı adayı olup, Batı’dan da oy alması…

İkincisi, iktidarın Kürt Sorunu’na yönelik siyasi çözüm yerine yeniden 1990’ların ‘şiddet kullanarak bastırma’ politikasına dönüş yapması.

***

HDP Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryak açıklama yeni açıklama yaptı:

‘HDP’ye yönelik operasyonlarla 2015 yılından bu yana 16 bin 300 kişi gözaltına alındı, 3 bin 500 kişi de tutuklu… ‘

10’a yakın HDP’li vekil halen tutuklu.

75 seçilmiş belediye başkanı hukuksuz şekilde keyfi olarak açığa alındı.

Haklarında bir mahkeme kararı bulunmuyor. Çoğu tutuklandı…

100’e yakın Kürt medya çalışanı tutuklandı veya halen yargılanıyor.

20’ye yakın Kürt medya kuruluşuna el konuldu…

***

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, haklarında hiçbir yargı kararı olmayan görevden alınan HDP’li başkanlar için DW’ye verdiği röportajda ‘ceza alacaklar’ diyerek, kararların siyaseten verildiğini ifşa etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Demirtaş tahliye kararının ardından ‘Salmayız’ dedi, başka uyduruk suçtan tutuklandı.

‘’Yerel seçimlerde kazansalar da, bırakmayız’’ demişti, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu. Öyle de oldu, yüzde 75 oy alarak seçilen HDP’li başkanların yerine bile kayyım atandı…

Demirtaş’a da HDP’ye de ‘hukuk kılıfında’ yapılan ‘linç’, iktidarın ve ‘gizli ortağı’ derin yapıların bilinçli bir siyaseti. 

***

Kürtçe tabelaların kaldırılmaya başlanması, Kürtçe sokak isimlerinin değiştirilmesi, Kürtçe şarkı söylemenin bile yeniden suç ilan edilmesi… Tamamı iktidarın ‘Yeni Kürt Sorunu Çözümü’nün bir yansıması.

Silopi’de, Cizre’de, Nusaybin’de yakın dönemde yaşanan uzun süreli kuşatma ve mahalle aralarından tanklarla müdahale görüntüleri halen zihinlerde canlılığını koruyor.

Elektirik ve sular kesilmiş, sivil halk hedef seçilmiş, sokaktan yakınlarının cansız bedenlerini almalarına bile müsaade edilmemişti.

Yüzbinlerce insan yeniden göçe zorlanmıştı.

İktidarın, Suriye’ye yönelik YPG politikası da, Türkiye’deki Kürt politikasına paralel değişti ve sertleşti.

Kürt özerk bölgelerini yok edebilmek için İŞID ve El Kaide artıkları ile işbirliği yapmak tercih edildi…

***

HDP ve Kürtler’e yönelik tüm bu yapılanlar, HDP’ye desteği bitiremiyor. 

YPG’ye dünyada sempatinin artmasını engellemiyor. 

Demirtaş’a olan sevgiyi de azaltmıyor. 

Anketler, İmamoğlu’ndan sonra en yüksek oyu Cumhurbaşkanı adayı olması halinde Demirtaş’ın alacağını gösteriyor.

Sonuçta, Kürt Sorunu 90’ların hataları tekrarlanarak çözülmüyor aksine daha da büyüyor. 

Devlete güven ve itibar azalıyor. 

Vatandaşlık hukuksuzluk ve kitlesel insan hakları ihlalleri ile koparılıyor. 

***

İktidar ve ‘gizli ortakları’, Cemaat’e uyguladığı tüm hukuksuzlukları ve insan hakları ihlallerini, keyfi cezalandırma ve kötü muameleleri, maddi ve manevi işkenceleri Kürtler’e de uyguluyor.

Derin yapıların, iktidarı yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarından kurtarma karşılığında, Cemaat’i ve Kürt Sorununa Barışçıl Çözümü bitirme sözü aldıkları artık şüphe götürmez bir gerçek. 

Bir dönem muhalif siyasal islamcı bir yazar, ‘’AKP, Çanakkale Savaşı’ndan bu yana bu toprakların başına gelmiş en büyük felakettir’’ tespitinde bulunmuştu.

Haklılığı sistematik hale gelen insan hakları ve hukuk ihlalleri, insanlık dışı muameleler ile her geçen gün biraz daha kesinleşiyor.

***

Demirtaş ve tüm siyasi esir ve tutukların bir an önce salıverilmesini; etnik, siyasi veya inancı dolayısıyla kitlesel kıyıma uğrayan tüm mağdur ve mazlumların bir an önce felaha ermelerini diliyorum… 

Türkiye’ye, insan hakları, hukukun üstünlüğü, özgürlükler ve ileri demokrasinin bir an önce dönmesini umuyorum!

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin