‘Dağ’lar fareler doğuruyor: Yönder ve Kaya kararları!

YORUM | RAMAZAN F. GÜZEL

O meşum 15 Temmuz sonrası meslekten ihraç edilen ve tutuklanan Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üyelerinin yargılanmasına devam edilirken; Ergenekon ve Balyoz gibi soruşturmaları yürüten eski savcı Mehmet Murat Yönder, sözde ‘fetö üyeliği’nden 12 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Sararan bir eylül yaprağı gibi sessizce gündeme düşüp giden bir başka hüküm haberi daha vardı. Kamuoyunun ruhu duymadı. Mağdurları dinleyen olmadı. Ancak eski Ergenekon, Balyoz sanıklarının ve onların ortaklarının köşelerinden “Oleyy!!” çığlıkları yankılandı.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nde yargılanan eski Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Sekreteri, eski Yargıtay Üyesi Mehmet Kaya da 15 yıl hapse mahkum edildi. AKP yayın Bülteni AA’ya göre, 2010 Anayasa değişikliği sonrasında oluşan HSYK tarafından Yargıtay ile Danıştay’a seçilecek yeni üyeler konusunda Mehmet Kaya’nın evinde kulis toplantısı yapılmış bir vakit!

Yargılanan taşra yargı mensuplarına bile “HSYK seçimleri döneminde Wattsapp’tan bir başka meslektaşından bağımsız  aday için oy istemiş olması suçu”ndan dolayı 6 ila 7 yıl arasında hapis cezaların verildiği düşünülünce Sayın Mehmet Kaya’nın ki tam idamlık suç(!)

eski HSYK Genel Sekreteri ve Yargıtay üyesi Mehmet Kaya.

YENİ REJİMDE DAĞLAR FARELER DOĞURUYOR!

Karar duruşmasına dönelim. Sayın Mehmet Kaya’ya verilen cezayı Yargıtay 9. Ceza Dairesi Başkanı Abdurrahman Orkun Dağ büyük bir keyifle açıklamış…

Yargılama sırasında eski HSYK Genel Sekreteri ve Yargıtay üyesi Mehmet Kaya, hakimlere “AİHS ilkeleri ve AİHM içtihatlarına uymaları gerektiğini” hatırlatırlatınca Kaya’dan kıdemsiz Başkan Dağ. “Sizden burada ders almayacağız.” demiş. Ortada hiçbir somut delil olmadan,  hırsla kıdemli bir meslek üstadına 15 yıl hapis cezası vermekle ne kadar da hukuk ve insanlık dersine muhtaç olduklarını göstermiş oldular aslında!

İnsan, nisyan ile maluldür. O yüzden hatırlatalım, kimdir Abdurrahman Orkun Dağ?

İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanıyken tutuklu gazeteci Mehmet Altan’a ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin (11 Ocak 2018’de) verdiği hak ihlali kararını uygulamayan yargı mensubudur Dağ! Bu insandan daha iç hukuk ve uluslararası hukuka dair ders alması gereken kimse var mı?!

Bu aynı Dağ ki İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olduğu dönemde Cumhuriyet davasına da bakmış, gazetenin 13 yazar, çizer, yönetici ve muhabir hakkında 3 yıldan 8 yıla varan hapis cezaları vermiş bir yargıçtır. “Örgüte yardım” suçunun tek delili olarak da haber ve köşe yazılarını göstermişti.

Böyle fecaat kararlar verenin demokratik ülkelerde tefe koyarlar değil mi?!

Ama Erdoğan Türkiye’sinde böyle adamı ödüllendirirler, hem de baş tacı ederler.

Nitekim HSK Genel Kurulu’nun Yargıtay’a atadığı 106 yeni üye arasında Dağ da yer almıştı… Bununla da yetinmemiş; henüz iki aylık kıdeme sahip Dağ’ı, geçenlerde 9. Ceza Dairesi’nin ikinci heyetinin başkanı atadılar. Şimdi de sözde FETÖ’den yargılanan eski Yargıtay üyelerinin davalarına bakıyor. Bunu haberini Cumhuriyet, “Dağ zirveye koşuyor” başlığı ile vermişti… Adalette mi zirveye koşuyor, başka bir şeyde mi, ona da siz karar verin.

MEHMET MURAT YÖNDER’İ BİLENLER NASIL BİLİYOR?

Kime sorsam, Savcı Yönder’i şu kelimelerle özetliyor: “Mükemmel bir aile babası, arkadaş, dost ve meslektaş.” Ailesine ve çocuklarına çok düşkün olan Yönder’in en büyük zevki hafta sonları ailesi ile gezmek idi ve onu elinden aldılar…

Kendisi, meslektaşları arasında temayüz ederek 2005 yılı HSYK kararnamesi ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na -CMK 250 maddesi ile yetkili bölümü- Cumhuriyet savcısı olarak atanmıştı. Çok başarılı bir savcı idi; meslektaşları, bilmediği ve içinden çıkamadığı hukuki sorunları kendisine danışırdı. Bu yönüyle adliyenin gözde savcılarındandı. Yeni atanan savcılar onun iddianame ve takipsizlik kararlarını şablon olarak alırlardı.

PKK’nın gerçekleştirdiği ifade edilen ve “Güngören patlaması” olarak bilinen soruşturmayı ve daha birçok önemli soruşturmaları yürütmüştü… İstanbul Başsavcı vekili Turan Çolakkadı da kendisini hep takdir etmiş ve bu nedenle önemli soruşturmalarda onu görevlendirmiş, nihayetinde Ergenekon ve Balyoz soruşturmalarına da onu dahil etmişti.

Doğru bildiğini yapan hiç kimsenin baskısı ile hareket etmeyen yapıda bir savcı idi. Ortak çalıştığı soruşturmalarda, hiç tereddüt etmeden muhalif olduğu hususlardaki görüşlerini belirtir, gerekirse muhalefet şerhi yazardı.

Hatta özel yetkili mahkemelerde görev yapan tüm mahkeme başkanları, savcı görevlendirmeleri yapılmadan önce Başsavcı vekili Turan Çolakkadı’nın yanına gider ve Murat Yönder’in kendi mahkemelerinde duruşma savcısı olarak görevlendirilmelerini isterdi.

Zira tüm soruşturmaları özenle ve titizlikle yapardı. Yaptığı yüzlerce önemli soruşturmalar hakkında onun için kimse olumsuz ifade kullanmamıştı. Ve Yönder bu soruşturmaların hiçbirisine kendi isteği ile girmemiş, Çolakkadı’nın telkin ve ısrarları ile dahil olmuştu.

***

Evet, şimdilerde bu kişi -Murat Yönder- insafsızca 12 yıl hapis cezasına mahkûm edildi;

Tamamen siyasi otoritenin ve bazı yeni güç odaklarının baskı ve yönlendirmeleri ile…

Bu kararları verenler ve alet olanların, sessiz kalanların ileride akıbetleri nice olur? Bu ve öbür dünyada karşılığı ne olur, bilemiyorum ama işin nereye gittiğini söyleyeyim.

Ergenekon yargılamalarında sıkça adı geçen Oda TV, şimdilerde işaret fişeğini çaktı; “Şu an görevde olan 1509 hâkim ve savcı FETÖ şüphelisi” başlığı ile… Ankesör araması, şu bu diyerek “Kripto fetöcü” deyip bir o kadar kişiyi daha atacaklarmış. (Zaten şu ana kadar yarısına yakını değiştirildi.)

İhracımdan az önce 2015 yılında bulunduğumuz bölgeye gelen dönemin HSYK yetkilileri açık açık söylemişlerdi; “Önce 2 bin, daha sonra 4 bin kadar yargı mensubunu atacağız! Hatta gerekirse hepsini atıp baştan alacağız.”

Başta yargı olmak üzere, bütün devlet yapısında kontrollü bir yıkım harekâtı bu!

Ve bilahare herkes bu göçüğün altında kalacak. “Yesinler birbirlerini, bize ne?” diyen Batı dünyası dahi bundan etkilenecek… Darbeden önce bunu ifade ettiğim Avrupalı yetkililer de işi ciddiye almamıştı. Zaten Türkiye’deki ekser cinnet halinde, dolayısıyla da olacakları önemsemez haldeler.

Bu haksız cezalara, zulümlere alet olanlar, sessiz kalanlar; bir gün size de sıra gelecek. Bu kadarını deyip bahsi kapatayım. Sırası gelene kadar herkes keyfine baksın.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin