Cezaevlerindeki işkenceler BBC’de: Utancımı anlatamam

Birleşmiş Milletler İşkence Özel Raportörü Nils Melzer, bir önceki ziyareti iptal eden AKP hükümetinin davetiyle geldiği Türkiye’de bu hafta incelemelerde bulunacak. Türkiye’deki polis merkezleri ile hapishaneleri ziyaret etmeyi planlayan Melzer’in ziyareti öncesinde Avukat Selcan Bayun, BBC Türkçe’den Selin Girit’e açıklamalarda bulundu.

Girit’in işkence iddialarını gündeme getirdiği haberinde, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası gözaltına alınan üst düzey generallerden birinin ifadesi de yer alıyor. “16 Temmuz 2016 tarihi itibarıyla gözaltı sürecinde yaşadıklarım” başlıklı mektupta, adı verilmeyen gözaltındaki üst düzey generallerden birinin kaleme aldığı korkunç iddialar bulunuyor.

“UTANCIMI ANLATAMAM”

“Üzerimde sadece iç çamaşırlarım vardı. Biri elinde 40-50 cm’lik bir şeyi yüzüme yaklaştırarak ‘fantezi yapabilirsin, zevk alacaksın’ gibi ifadelerde bulundu. Utancımı anlatamam” ifadelerine yer verilen mektupta şu sözler yer alıyor:

Anneme, eşime, kız kardeşlerime, çocuklarıma, akıllarına gelen her şeye küfrediyorlardı. Keşke beni öldürselerdi diye düşündüm sık sık. Evlerimize gidip eşlerimize…….. Bunları yazarken inanın çok zorlanıyorum. Eşime söylemeyin ama yaşadığım süreçten psikolojim çok olumsuz etkilendi.

AVUKAT: BİZZAT TANIK OLDUM, BUNLAR HİÇBİR ŞEY

Girit’e konuşan Avukat Selcen Bayun da müvekkillerinin suç duyurusunda bulunması ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurması için kendisine anlattıklarını aktarıyor. Bayun’un sözleri şöyle:

“Müvekkillerin kızgın asfalta oturtulması, ayaklarının üstünün ve dizlerinin yanması, ters ve sıkı takılan kelepçe nedeniyle bileklerinin kesilmesi, kafalarının duvara vurulması sebebiyle başlarında yaralar oluşması, atılan tekmeler nedeniyle oluşan kaburga kırıkları veya çatlamaları veya aşırı şiddetli vurmalar, özellikle başa alınan darbeler nedeniyle kafatası kırıkları…”

Kötü muamele uygulamalarına bizzat tanık olduğunu da söyleyen Bayun, müvekkilinin kafasının duvara vurulduğunu, ifade sırasında da bir kolluk kuvveti mensubunun başka bir müvekkilinin boğazını sıktığını anlattı, “Benim gördüklerim hiçbir şey. Yaşananlar karşısında bunlar hiçbir şey” diye konuştu.

“MÜVEKKİLLERİM COPLA TECAVÜZ GİRİŞİMİNE UĞRADI”

Türkiye’deki işkence ve kötü muamele iddiaları sadece “FETÖ” soruşturmasında gözaltına alınanlarla sınırlı değil. Avukat Gülhan Kaya, 23 Temmuz günü MLKP üyesi oldukları suçlamasıyla gözaltına alınan müvekkillerinin cinsel tacize, hatta copla tecavüz girişimine maruz kaldıklarını söyledi. Müvekkillerinden birinin yaşadıklarını Adli Tıp raporuyla belgeleyebildiğini söyleyen Kaya, raporda cinsel organda 0,5 cm çapında bir “cilt yırtığı” bulunduğunun tespit edildiğini anlatıyor.

AVUKAT: KAFAMI BETON ZEMİNE ÇARPTI

Avukat Günay Dağ, yasadışı silahlı örgüt propagandası yapmakla suçlanan 17 yaşındaki müvekkilinin fiziki işkence, küfür, tehdit ve hakaret gördüğünü, bunları tutulduğu Maltepe Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz kurumunun nöbetçi müdürüyle görüşmek istediğini, bu sırada kendisinin de darp edildiğini söyledi.

Dağ, “Müdür bey ısrarla benimle görüşmek istemediğini, odadan çıkmamı istediğini söyledi. İnfaz koruma memurlarını, gardiyanları çağırarak beni zorla dışarıya attırdı. Bu dışarıya atılma sırasında ben de işkenceye maruz kaldım. Koridor boyunca yerlerde sürüklendim. Merdivenlerden sürüklenerek indirildim. Hapishanenin dışına atıldım. Dışarı atılırken de bir infaz koruma memuru dizini sırtıma dayayarak beni kendisine doğru çekip yere yapıştırdı. Kafamı beton zemine çarptı. Bu sırada elimden ve başımdan yaralandım” diye konuştu.

4 YORUMLAR

  1. SSCB, hem istemediklerinin gelmesine izin vermez hem de gelen misafirlerin kendi istediği yerlerin dışında başka yerleri ziyaret etmesine müsaade etmezdi; aynen günümüzün Kuzey Kore’si gibi… Türkiye de istemediği uluslararası görevlilerin gelmesine engel olarak, programlarını iptal ederek ya da gerçeği öğrenmelerinin önüne geçecek türlü engeller çıkararak Eski SSCB ve yeni Kuzey Kore ile aynı kulvarda ilerlediğini gösteriyor. Bakalım uluslarası kurum ve kuruluşların görevlileri bu sorunları nasıl aşabilecekler. Türkiye’nin çıkaracağı bir diğer engel de, bu görevlilerin yazdıkları raporların yanlı olduğunu söyleyerek karalamak. Neyse ki insan hakları konusunda ünlü bir Profesör olan Nils Malzer karşılaşacaklarını iyi blen cesur bir hukukçu. Allah yardımcısı olsun…

  2. Adam ileri derece kanser hastası olmasına karşın içeri atıyorlar. Kanser metastaz yapıyor ve adam içerdeyken ameliyat oluyor. Ayağa kalkmasının zorluğunu bildikleri/gördükleri halde: “mühim değil, iyileşirse burada iyileşir; ölürse burada ölür” düşüncesiyle salmıyorlar dışarıya. Kanser ilerliyor, beyne sıçrıyor ve adam bir daha ameliyat oluyor. Yine salmıyorlar. Kanser ciğere atlıyor ve adamı hapishaneden alıp önce kemoterapi, geçmeyince ameliyat yapıyorlar. Yine salmıyorlar. Bu anlattığım bir furbol maçı değil, gizledikleri/gizleyebildikleri bir şey de değil. Tr724 de haber yaptı. Hapiste 4 defa ameliyat geçirmiş ve hala da kemoterapi gören 2. derece Emniyet Müdürünün yaşadıkları… Onun gibi kaç hasta var daha içeride? Bunlar işkence değil de nedir?

  3. Avrupa ülkelerinde ve Amerika’da, ebeveynin çocuğuna bir tokat atması bile suç. Çocuk polise bildirirse, çocuğu ailenin elinden alabiliyorlar. Bu gelen adama bir soru sorun bakalım “İşkence nedir? Sınırları nelerdir? İşkenceye karşı mağdur ve yakınları neler yapabilirler?” diye.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin