Cenaze

YORUM | M. NEDİM HAZAR

Kapkaranlık bir çağın bahtsız nesillerindendik.

Bunu artık çok iyi bilmenin burukluğu ile tedirginlik tüm hayatımızı esir almıştı adeta.

Toprağın çoraklaştırıldığı, baharların kısaltılıp, kapkara bulutların gökyüzünü daimi mesken tuttuğu bir dönemde, herkesin koştuğu istikametin tam tersine koşu yapanlardan bir münzevinin cenazesine yetişmek istiyorduk.

İman uzun soluklu bir koşu, imanî meselelere hizmet, hem sabır, hem sebat gerektiriyor. Bir yandan çorak toprağı işleyebilecek kadar sert bir dirayet, diğer yandan mermerleşmiş sineleri yumuşatabilecek insanüstü feragat.

Asrın mazlumlarından birini daha mekan-ı aslisine yollarken, son vazifeyi eda için acele ediyorduk nedense… Sanki o mübarek cenaze biraz daha kalmak istemiyordu bu zehirli nefeslerle kirletilmiş dünyada!

Cenazenin bulunduğu çevre mukimleri şaşkındı ve bu şaşkınlıklarını gizlemediler kısa süre sonra. “Bu kasvetli havanın, bu külrengi bulutların bir anlamı olmalıydı” demişti birisi.

“Gökler kötülerin ölümüne ağlamazlar” diyordu ilahi düstur.

Adımlar aceleciydi keder yüklü yüzlerin taşındığı bedenlerde. Zihinlerde güzel günlerden anılar, “elemi gider lezzeti kalır” tesellisinden pek bahis yok bu puslu sabah vaktinde.

Bir süredir cami kelimesinin anlamı çok değişti benim için. Cemaat kavramı da..

Dolayısıyla cami cemaati pek olumlu çağrışım yaptırmıyor bana nedense.

Bir ezana hasret yaşarken, bir kutsi mekana girmenin bu kadar can sıkıcı olduğu başka bir dönem çok nadirdir sanırım.

Nasıl geldik bu duruma biz?

Biz; yani Müslümanlar…

Bu kadar nefret tohumunu hangi kilerlerde saklayıp, hangi heybelerde taşıdık bunca zaman.

Bu kadar öfke, intikam, şirretlik nasıl bir rezil şeytaniliğin mirası olarak kaldı omuzlarımıza.

Bizim yani Müslümanların…

Hançerlenmiş bir yaralı gibi duruyor tüm mescitler, lekeli bir günahkâr gibi tüm mabetler.

Bu kerih kokuyu kim serpiştirdi halılarımıza. Bu necaset hangi iblisin salyalarından sarktı secde yerlerimize?

Bir başka mabed ve başka dinin müminlerinin gözlerinde acımanın o delici bakışları.

Kimsesizlik ne zor ya Rab!

Murdar edilmiş bir çağın sahipsizleri mahcup bir tevekkül ile omuzluyorlar tabutu.

Davudi bir ses yankılanıyor mermer katedralin kasvetli duvarlarında.

Dudağım bir beddua; “Çiçek gibi insanları mahvettiniz, bahçeleriniz bahar görmesin!”

Gözlerimden yaşlar boşanırken, minik bir çift el tabutun örtüsüne sürünüyor. Bir çocuğun mahzun yanağı ıslatıyor örtüyü.

İç çekişler yankılanarak yükseliyor arşa: Allah’ım bu masumların ahlarını ham seraplarda yitirme!

Buz gibi bir sonbahar rüzgârı tokatlıyor duvarları. Kafalar, mümkün olsa boyunlardan göğüs kafesine dalacak.

Dilim durmuyor, isyan içindeki kalbim kanıyor; “muhtaç kalın geceler boyu ağlattığınız mazlumlara!”

Her çocuk bir Musa gibi geliyor gözüme. Firavunu bu kadar çok ve büyük olan bir çağda bu kadar Musa az bile!

“Helal olsun” diyor cemaat “L” harfini üst damakta yapıştırırcasına tutarak; “İnna Lillah!”

Dua kuşanıyor ölü, dua geziniyor nemli sıra aralarında…

Bir ruh, bir ah ile birleşerek yükseliyor göğe doğru.

Ey kimsesizler kimsesi, bu sahipsizleri sensiz bırakma!

Amin…

1 YORUM

  1. AMIN…
    Yazınızı okurken bitmeyen kin ve nefretin kaynağını buldum sanki…
    Bu siyasal islamcılar, hayatları boyunca başkasına kin ve nefretle donanmışlar..
    Hayali bir İsrail, hayali bir kürt yada kürtçüye…
    Hatta uzun bir dönem Yunanlılara…
    Yüzyıldır Araplara..
    ABD ve Ruslara…
    kısacası tüm dünyaya karşı o kadar kin ve nefret beslemişlerdi ki,
    bütün dünyaya bariş, höşgörü, sevgi- saygı ile bakan, bu manada diyalog kurmak isteyen siz hizmet ehline tahammül edemediler ve biriktirdikleri tüm kin ve nefretlerini bunlar adına sizlere yönelttiler, hatta kustular..
    En yakını olan Gül de siyaset meydanına çıkıyor…
    ABD askeri müdahaleden bahsediyor..
    Adamlar toptan paranoyak olmuşlar…
    Trump teşhisi koymuş,
    Ahmaklik paçalarından dökülüyor…
    Nasıl bir ruh halleri var ve nasıl bu halde mutlu oluyorlar anlamakta zorlanıyorum..
    Sonlarının berbat olacağına dair bütün emareler göründü artık…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin