NECİP F. BAHADIR | YORUM
Tayyip Erdoğan ne zaman ‘cumhurbaşkanı’ kimliğiyle, ne zaman ‘AKP‘genel başkanı’ şapkasıyla konuşuyor kestirmek mümkün değil. Cumhurbaşkanını eleştirmekle bir partinin genel başkanını tenkit etmek aynı şey mi?
Çık işin içinden çıkabilirsen…
Yargı da çıkamadığı için veya öyle bir derdi olmadığından ‘cumhurbaşkanına hakaretten’ yağmur gibi dava açıyor. Ümit Özdağ, “Ben cumhurbaşkanını değil, AKP genel başkanını eleştirdim!” diye savunma yaptı.
Haksız mı? Değil… Kime anlatacaksın?
Erdoğan İtalya’dan döndü, ayağının tozuyla partisinin grup toplantısına katıldı. Her zaman yaptığı gibi CHP’ye, Özgür Özel’e verdi veriştirdi. Ve sözü cumhurbaşkanlığı seçimine getirdi: “Bakalım cumhurbaşkanlığı hevesinde daha kaç CHP’li telef olup gidecek…”
Bu ifade siyaset tarihine geçecek
Sonunda Türkiye bunu da duydu. Kastettiği Kemal Kılıçdaroğlu’ydu. Cümlenin bir ucu da İmamoğlu’na değdi. O da ‘telef olanlar’ arasında. Diplomasız biri artık!
Liderlerin ağzından çıkan bazı cümleler siyaset tarihe geçer. Erdoğan’ın çok cümlesi var, yarın kendisi gittiğinde yadigar kalacak ve yıllarca unutulmayacak, hep hatırlanacak. ‘Telef olmak’ herhalde ilk sıralarda yer alır.
Siyaset hep kazanmak üzerine mi yapılır? Kaybetmek de siyasete dahil değil mi? Kaybedenin istifa etmesi, köşesine çekilmesi ‘telef olması’ anlamına mı gelir?
Bu nasıl bir zihniyettir Allah aşkına?
Adnan Menderes asıldı, telef mi oldu? Necmettin Erbakan siyaseten yasaklandı, telef mi oldu? Turgut Özal zehirlendi, telef mi oldu? Abdullah Gül aktif siyasete devam etmek istiyordu, kapılar kapandı, telef mi oldu? Bülent Arınç köşesine çekildi, telef mi oldu? Erdoğan 31 Mart’ta tam bir hezimet yaşadı, ‘telef’ mi oldu?
Daha bir çok ismi zikretmek mümkün. Bir kere bu kavramın kullanılması doğru değil. ‘Telef olmak’ insanlara özgü bir ifade mi? İtlaf ile aynı kökten… Telef veya itlaf daha çok ‘hayvanlar’ için kullanılmıyor mu? Erdoğan bunu bilmiyor mu?
Herhalde metnin dışına çıkarak söylemedi. Erdoğan’ın metin yazarları, eskiden daha dokunaklı, duygusal mesajlara yer verirdi. Şimdi ‘telef olmak’ gibi bir kavramı metne sokmak da bir beis görmemesi ilginç. Acaba Erdoğan’a bir ‘kumpas mı kuruldu’ diye düşünmüyor da değilim! Yerinde, doğru kullanılan bir tabir değil.
Ayrıca böyle bir ifade, bir siyasi liderin ağzına yakışmaz. Gerçi Erdoğan’ın mezhebi geniş, özensiz ve dikkatsiz dil kullanmaktan çekinmeyen biri. Fakat burada ciddi sorun var. Bu yeraltı dünyasının veya argonun jargonuna da uymuyor. Başka şey bu…
Bu topraklarda öteden beri ‘siyaset belalı iş’ olarak anlaşılır. Ve bu bazı ifadelere de yansımıştır. Turgut Özal’ın sık tekrar ettiği, “Siyasetçinin iki gömleği vardır, biri bayramlık, diğeri idamlık…” sözünü Erdoğan da çok söyledi. Süleyman Demirel başbakan koltuğuna oturduğunda, “Gözlerinin önünde hep Menderes’in idam görüntüleri var!” derdi.
Osmanlı döneminde padişah veya kadı ‘siyaset oluna’ dedi mi vay halinize… ‘İdam edilsin…’ demek.
Erdoğan’a göre İmamoğlu ‘telef’ oldu!
Dar ağaçlarının bulunduğu meydanın adı nedir biliyor musunuz? Tahmin etmek zor… ‘Siyaset Meydanı’ veya ‘Siyasetgah’. İdam sehpası veya beyaz gömleğinin diğer adı ‘siyaset gömleği’. Siyasetin cazibesi da vardır. Siyaset meydanında can verenler koltuğa olan ilgiyi azaltmadı. Riski ve tehlikeye göze alarak siyasete koşanların sayısı hiç de az değil. Osmanlı devrinde veya bugün. Gerçi artık ‘siyaset oluna’ diye bir ferman yok. Fakat siyasetçinin bilinçaltı olumsuz örneklerle dolu.
Demokrasi ve özgürlükler adına çıkarsın, siyaset atılırsın, başaramazsın ama asla ‘telef’ olmazsın! Belki ‘kurban’ olursun. Erdoğan’ın nasıl bir kültür ve zihin yapısı var ki ‘telef olmak’ kavramını normal bir şeymiş gibi söyleyebiliyor. Oysa içinden geldiği gelenek siyaseti kutsar. Son nefesine kadar siyasetin bir parçası olmak gerektiğini söyler. Kriter başarı veya zafer değildir. Siyaset yapmak başlı başına iştir. “Zaferle değil seferle mükellefiz!” sözünü serlevha yapar.
Erdoğan’ın, “Bakalım kaç CHP’li telef olup gidecek.” derken neyi ve kimleri kastettiği açık. İmamoğlu onlardan biri… Erdoğan’a göre ‘telef oldu’ gitti.
Acaba öyle mi?
Eski AKP’li Hüseyin Kocabıyık, “2002 seçimlerinde Tayyip Erdoğan da ayak ve hukuk oyunlarıyla ‘telef’ edilmiş, cezaevine atılmış ve başbakan yapılmamıştı.” diye mesaj paylaştı.
Haksız mı? İmamoğlu, Erdoğan’ın yolundan yürüyemez mi? Hapishaneden Saray’a yol açamaz mı? Erdoğan’a helal olan, İmamoğlu’na haram mı?
Hani 1 Mayıs bayramdı!
Bak, AKP 19 Mart’ta İmamoğlu’nun gözaltına alınması ve ardından tutuklanmasıyla oluşan rüzgar ve fırtınanın önünde durmakta ne kadar zorluk çekiyor. Meydan ve sokak korkusu o raddeye vardı ki İstanbul’da 1 Mayıs gösterilerine bakın…
Her yer yasaklı, her sokak başında toma, yüzlerce kişi yaka paça gözaltına alındı. Hani 1 Mayıs bayramdı? Böyle bayram mı olur? Bu kadar yoğun ve kesif yasakların var mı örneği? Gerçek şu ki Erdoğan ülkeyi ancak ‘sıkıyönetim şartları ve olağanüstü iklimde’ yönetebiliyor.
Burada telef olan İmamoğlu mu, gözaltına alınan gençler mi? Yoksa değerler mi? Demokrasi ve özgürlükler mi? Hak, hukuk ve adalet mi?
Erdoğan ve AKP bir özeleştiri yapabilse ve neleri telef ettiğini tefekkür edebilirse keşke… Davayı, kutsalları, değerleri telef etmekten daha ağır ne olabilir? Erdoğan koltuk ve iktidar uğruna hepsini telef etti. Kutsalları, değerleri ayaklarının altına almaktan çekinmedi. Dini, İslamı siyasetine ‘sermaye’ yaptı. Yazık etti hem kendisine, hem onca birikime, hem de ülkeye…
Bak Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan bir kaç gün önce ne dedi: “Geçmişte Dindarlar yolsuzluk yapmaz algısı vardı. Son politikalar nedeniyle bu algı yıkıldı.”
Ey AKP’liler duyuyor musunuz?
Uzaklardan değil, yakınınızdan mahallenizden yükselen bir ses bu. “AKP dindarlar yolsuzluk yapmaz algısını yıktı geçti!” cümlesinden de ürpermez misiniz? Siyaset uğruna neleri telef ettiğinizi düşünmez misiniz?
Eğer ‘telef olmaktan’ söz edilecekse Erdoğan bu konuda en son konuşacaklardan biri… Devletin gücünü arkasına alarak sağa sola kılıç sallamak, tehditler savurmak kolay. Bunu herkes yapar önemli olan hikmeti hükümetle idare edebilmek…
Erdoğan’ın bu cümlesinde bir tehdit de var. ‘Cumhurbaşkanı adayı olacak CHP’lilere’ açık bir tehdit bu… ‘Aday olursanız, telef olursunuz!’
Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla… Mansur Yavaş’a, İmamoğlu’nu akibetini hatırlatmasından başka şey değil. Erdoğan siyasetsizlikte ancak var olabilir. Normal şartlarda, olağan bir seçimde hiç şansı yok. Onun için bütün çabası siyasetsiz bir ortamı oluşturmaya dönük…
Rakipleri İmamoğlu, Demirtaş ve Özdağ’ı içeri tıkması bu yüzden. AKP tipi veya Erdoğan tarzı demokrasi… Ama artık korku Saray’ı bekliyor.
‘Telef etmenin’ insanlar için olumlu kullanıldığı tek yer hatırlıyorum, bir türkünün sözlerinden…
‘Uğrun uğrun kaş altından bakınca
Can telef ediyor gül Acem kızı…’
Türküye yakışmış doğrusu. Ahmet Arif de bir şiirinde, ‘Bir ben bileceğim oysa / Ne afat sevdim’ diye yazmıştı. Afat felaket gibi bir olumsuz kelimesi fakat şiirine ne kadar güzel gitmiş.
Telef etmek de şiirlerde, şarkılarda kalsın… Siyasetçinin ağzında olmuyor.
