‘Çakıcı Affı’ndan sonra ‘Çakıcı Bayramı’na hazır mıyız?

YORUM | Av. MEHMET TAHSİN

Alaattin Çakıcı…

Google’da ismini aradığınızda “Türk mafya ve organize suç örgütü lideri” olduğu yazıyor. Ancak o kendisine “kabadayı” denmesini tercih ediyor. Hürriyet gazetesine verdiği mülakatta “Ben mafya değilim, kabadayıyım” demişti. 

***

Alaattin Çakıcı 1953 yılında Trabzon’da doğdu. Babası Ali Çakıcı, birini vurduğu için hapse girip çıktıktan sonra, kan davası güden hasımlarından bir başkasını Trabzon meydanında yaraladığı için, ailesini alıp İstanbul’a götürdü. Gültepe’de bir kahvehane açtı. Alaattin o sırada 4 yaşındadır. 

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

16-17 yaşlarına geldiğinde Gültepe’de Alaattin’in adını bilmeyen yoktur. Geniş bir aileye sahiptir ve ailenin neredeyse tamamı ülkücü olarak bilinir. 

12 Eylül öncesinde, bütün ülke sağ – sol diye ortadan ikiye ayrılmış, kardeş kardeşe kurşun sıkmaktan çekinmez hale gelmişti. Baba Ali Çakıcı da bu kurşunların hedefi oldu, 1980 yılının mayıs ayında, solcular tarafından tek kurşunla öldürüldü. 

***

1980 sonrası dönem Çakıcı’nın suç dosyasının kabarmaya başladığı yıllar oldu. 

Tehdit, silahla haraç toplama ve yaralama, azmettirme gibi çok sayıda suçun faili olarak bilindi. 

1991’de ünlü mafya babası Dündar Kılıç’ın kızı Uğur Kılıç’la evlendi. 

***

7 Mart 1994 günü, Gazeteci Hıncal Uluç, arabasına benzin alırken, yanına yaklaşan bir şahıs “bunlar Alaattin abimin hediyesi” diyerek kurşunlar yağdırdı.

Bu saldırının nedeni, o günlerde Nokta dergisinde Ayşe Önal tarafından yazılan bir haberde Çakıcı’nın eşi Uğur Kılıç için “çapkın” denilmesiydi.

Bu haber üzerine tehditler alan Ayşe Önal’a destek veren Hıncal Uluç’un payına da dizlerinden vurulmak düştü. 

***

Ancak uğruna gazeteci kurşunlanan bu evlilik fazla uzun sürmedi. 

Alaattin Çakıcı-Uğur Kılıç çifti 4 Kasım 1994’te boşandı. Boşanmanın ardında Uğur Kılıç’ın başkasıyla gönül ilişkisi olduğu iddia edildi. 

Boşanmadan 1,5 ay sonra, 19 Aralık 1994’te Uğur Kılıç’ın arabası İstanbul Levent’te kurşunlandı. 

Tam 1 ay sonra, takvimler 20 Ocak 1995’i gösterirken… Uğur Kılıç, Uludağ’da iki çocuğuyla birlikte tatil yaptığı esnada çocuklarının gözü önünde vurularak öldürüldü. Aynı günün akşamında bir televizyon kanalına telefonla bağlanan eski eş Alaattin Çakıcı, “Hangi erkek, karısını bir başka erkekle paylaşır?” diyerek tehditler savurdu. (Çakıcı, sonradan bu cinayetin azmettiricisi olduğu gerekçesiyle 19 yıl 2 ay ceza alacaktı.)

***

Aynı yıl içerisinde, bazı devlet görevlileri tarafından kendisine ASALA ile mücadele konusunda getirilen teklifi kabul etti. Şubat 1995’te gazete ve televizyonlara bülten şeklinde faks çekti ve Dev-Sol lideri Dursun Karataş’ı öldüreceğini bildirdi.

***

30 Haziran 1997’de Mesut Yılmaz başkanlığında kurulan ANASOL-D hükümeti, kısa süre önce TMSF’ye devredilen Türk Ticaret Bankası, diğer adıyla Türkbank’ı satmak istemektedir. 1998’de ihale yapılmış, İş adamı Korkmaz Yiğit 600 milyon dolar vererek Türkbank’ın yeni sahibi olmuştur. 

Ancak ihalenin yapılmasından kısa süre sonra TMSF’ye Emniyet Genel Müdürlüğü’nden bir yazı gelmiş, Yazıda ‘İhaleye katılan grupların, Alaattin Çakıcı tarafından tehdit edildikleri, ihalenin korkmaz Yiğit lehine sonuçlanmasının sağlandığı, bu nedenle soruşturma tamamlanıncaya kadar hisse devri işlemlerinin durdurulması’ istenmektedir. Bu yazıyı bahane eden TMSF, ihaleyi iptal etti. 

Mesut Yılmaz... Yüce Divan'da yargılanan ilk ve tek Başbakan... - Siyaset haberleri

Dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz ve bakanları Türkbank ihalesine fesat karıştırdığı gerekçesi ile Yüce Divan’da yargılandı. Eski Başbakan Mesut Yılmaz ve eski bakan Güneş Taner, Türkbank ihalesine fesat karıştırma eylemini açık açık yaptıkları, “görevi kötüye kullanma suçu” da zamanaşımına uğradığı için ceza almadılar

***

Alaattin Çakıcı bu sırada İnterpol tarafından dünyanın her yerinde kırmızı bültenle aranıyordu. Çok uzun sürmedi. 17 Ağustos 1998’de Fransa’da yakalandı. Üzerinde bulunan başkası adına düzenlenmiş diplomatik pasaport da onu kurtaramadı. 

Çakıcı, 16 ay Fransız hapishanesinde kaldıktan sonra Fransa Başbakanı tarafından imzalanan özel bir kararnameyle 13 Aralık 1999’da Türkiye’ye iade edildi. Bu kararname, Çakıcı’nın hakkında ‘idam cezası’ istenen, eski eşi Uğur Çakıcı ve eski arkadaşı Tevfik Ağansoy’un öldürülmesi ile Engin Civan’ın vurulmasını azmettirmek suçlarından yargılanmasını engelliyordu. 

Bu durumda Çakıcı, Türkiye’de sadece “Hıncal Uluç’u yaralamak” ve “cinayet işlemek üzere çete kurmak” suçlarını kapsayan iki dosyadan yargılanabilecekti. Öyle de oldu.

ÇAKICI DOSYASI, İŞTE ALAATTİN ÇAKICI'NIN GERÇEK HİKAYESİ – muammerelveren.com

***

Yaklaşık 3 yıl cezaevinde kalan Çakıcı, 29 Kasım 2002 tarihinde tahliye edildi. “Suçluların İadesine Dair Avrupa Sözleşmesi” uyarınca 45 gün içinde ülkeyi terk etmemesi halinde başka davalardan yargılanabileceği için, o da yurtdışına çıkmak istedi. Eğer ülkede kalırsa bu 45 günün sonunda, Uğur Çakıcı ve Tevfik Ağansoy cinayetlerinden yargılanacaktı. Ancak, İstanbul DGM, savcılığın itirazı üzerine Çakıcı’ya yurtdışı çıkış yasağı koydu. Bu yüzden ülke dışına çıkamadı. 

***

Nisan 2004’e gelindiğinde bir başka gelişme yaşandı. 

2000 yılında gerçekleşen ve 15 kişinin silahla yaralandığı, Karagümrük Spor Kulübünün kurşunlanmasıyla ilgili davada verilen karar Yargıtay’da onandı.

Alaattin Çakıcı’nın yeğenini telefonla arayıp, “Karagümrük spor kulübüne gidin, Ergin soyadlı kim varsa öldürün” demesi, sonra da kutlamak için araması, ona 14 yıl 9 ay hapis cezasına mal oldu.

Yargıtay kararının çıkmasının ardından Çakıcı hakkında tekrar yakalama kararı çıktı ama o Antalya’dan bir yata binerek çoktan Yunanistan’a varmıştı bile.

***

ÇAKICI DOSYASI, İŞTE ALAATTİN ÇAKICI'NIN GERÇEK HİKAYESİ – muammerelveren.comAlaattin Çakıcı’nın bu defaki kaçaklık hayatı uzun sürmedi. 15 Temmuz 2004’te Viyana’da yakalandı. Kısa süre sonra da 14 Ekim 2004’te Türkiye’ye bir kez daha iade edildi. 

Ama hapislik hayatı uzun sürecekti. Yaklaşık 16 yıl!

Cezaevinde bulunduğu zaman dilimi içinde içeriden yazdığı mektuplar ve birilerini tehditleri hiç gündemden düşmedi. Cezaevinden verdiği talimatlarla, dışarıdaki adamları aracılığıyla faaliyetlerini sürdürmeye devam etti. 

Erdoğan’a “Rizeli Yezit”, Bahçeli’ye “yürüyen Buda kılıklı demesi çok konuşuldu. 

***

Ancak köprünün altından çok sular aktı. Eski dostlar düşman, eski düşmanlar can ciğer kuzu sarması oldu. 2015’e kadar Erdoğan’a en ağır hakaretleri yapan Devlet Bahçeli keskin bir U dönüşü yaparak AKP rejimine koltuk değneği oldu. 

Bahçeli bir dönüş daha yaparak bu defa kendisine “Buda kılıklı” diyen Alaattin Çakıcı’yı cezaevinden çıkarmak için düğmeye bastı. Önce 2018 yılının mayıs ayında cezaevinde kendisini ziyaret etti ve çıkışta da serbest kalmasını istedi. Olumlu cevap alamayınca ortağı AKP ile arasında soğuk rüzgarlar esti ancak bu durum uzun sürmedi. 

2020 yılının mart ayına gelindiğinde dünyayı kasıp kavuran kovid-19 salgını yeni bir fırsat oldu. Bahçeli ilk denemesi başarısız olsa da ikinci denemesinde AKP’li ortağını ikna etti ve on binlerce adi suçluyla beraber Çakıcı’nın serbest kalmasını sağladı. Nisan ayı başında yasalaşan infaz indirimi düzenlemesi, tarihe Çakıcı affı olarak geçmiş oldu. 

***

Alaattin Çakıcı, 14 Ekim 2004’te girdiği cezaevinden, 16 Nisan 2020’de Devlet Bahçeli sayesinde tahliye edildi. 

Tahliye olduktan sonra teşekkür ziyaretleri turuna çıktı. Kısa zaman önce Buda kılıklı sıfatını uygun gördüğü Devlet Bahçeli, Çakıcı için artık “Türk dünyasının ve Türk milletinin yaşayan efsanevi lideri” idi. Gittiği her yerde adeta devlet protokolüyle karşılandı, ağırlandı. Siyaset ve sanat dünyasından onlarca isim kendisini ziyaret için kuyruğa girdi. CHP’li Edirne Belediye başkanı bile Çakıcı’yı makamında ağırladı ve hediyeler takdim etti. 

Alaattin Çakıcı'dan CHP'li Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan'a ziyaret - Sputnik Türkiye

Tesadüf müdür bilinmez, Çakıcı’nın cezaevinden çıkmasıyla, Sedat Peker’in Türkiye’yi terk etmesi de aynı döneme denk geldi. 

***

Ne var ki devletin bir kısmı onu bağrına basarken bir kısmı da geçmişte olduğu gibi suç örgütü lideri olarak görmeye devam ediyordu. Yaklaşık 1 ay önce, geçen Ekim ayında, İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesi, Alaattin Çakıcı’ya yeğeni Adem Çakıcı’yı öldürmeye azmettirmeye teşebbüsten 17 yıl hapse mahkum etti. Ancak mahkeme tutuklamaya gerek görmedi. 

***

Bugünlerde CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu sosyal medya hesabından tehdit etmesiyle tekrar gündemde.

Kılıçdaroğlu’nun kendisine mafya lideri demesine, Erdoğan ve Bahçeli’yi eleştirmesine kızan Alaattin Çakıcı, ana muhalefet partisi liderini fasulye sırığı ve bakla kazığıyla tanıştırmakla tehdit etti. 

Tehditten 2 gün sonra açıklama yapan AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, Çakıcı hakkında savcılık soruşturması başlatıldığını duyurdu. 

MHP lideri Bahçeli ise Alaattin Çakıcı’ya bir kez daha sahip çıkarak, onun “ülke ve millet sevdalısı” bir ülkücü ve kendisinin de “dava arkadaşı” olduğunu belirtti.

Bugüne kadar olur olmaz pek çok konuda açıklama yapan yargı cenahından ise henüz herhangi bir açıklama gelmedi.

Son olarak cumartesi günü Erdoğan’ın Sözcüsü İbrahim Kalın “Kimsenin kimseyi bu şekilde tehdit etmesi kabul edilebilir değil. Umarım mahkemeler gereğini yapacaktır” diyerek Devlet Bahçeli ile ters düştü. Bu durum Cumhur ittifakında bugüne kadar yaşanan en derin krizlerden biri olabilir. 

Şimdilerde siyaset kulislerinde MHP’nin Cumhur İttifakı’ndan ayrılacağı konuşuluyor. 

Geçmişte Türkiye’yi iki defa erken seçime sürükleyen Devlet Bahçeli bu defa da bir erken seçimin kapısını aralayabilecek mi? 

Geçmişte olduğu gibi erken seçim isteyerek, siyaset dışı kalmasına sebep olduğu koalisyon ortakları gibi şimdiki ortağını iktidardan edebilecek mi?

Zayıf bir ihtimal ama siyasette “olmaz” diye bir şey yok. 

Olursa eğer, söz veriyorum, o günü hep birlikte “Çakıcı Bayramı” ilan ederiz. 

 

 

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin