Distopyanın tam ortasındayız!

YORUM | M. NEDİM HAZAR

Günlük yaşanan olaylara bakınca bazen yaşadığımız günlerin ne kadar normal dışı olduğunu fark ediyoruz.

Sözgelimi aşağıda videosunu izleyeceğiniz olay.

İstanbul Tuzla’da yaşanıyor. Bir kadın kestiği kedileri eve götürüp yiyor. Ve bu korkunç durum ülkeyi allak bullak etmesi gerekirken herkes normalmiş gibi yaşamaya devam ediyor.

https://twitter.com/nedimhazar/status/1330534854761586691?s=20

İnsan yaratılmışların hayal edebilen yegânesi. Hayal ise daima daha güzel bir yaşama arzusuyla motive olur..

Malum olduğu üzere gelecek tahayyülü ile ilgili iki simetrik durumdur ütopya ve distopya.

Modern çağların insan beklentisinin karamsarlığına dair bir kurgu olarak ortaya çıkan distopya, iyi ve güzeli arzulayan ütopyanın aksine, baskıcı, otoriter ve korkutucu güçlerin hâkimiyeti altındaki karanlık bir dünyayı tasvir eder durur.

Baskıcı ve otoriter rejimlerin artık geri dönülmez bir kavşağı olan totaliterizm, toplumu bir bütün olarak ele alan, bir bütün olarak dönüştürmek isteyen ve tam bir kontrol sistemi ile toplumu sürekli düzenleyen devlet, ideoloji, siyasal parti ve liderlik olgularının bütünlüğüne deniyor.

Totaliter rejimlerin en temel özelliği ise; toplumun, siyasal olarak bütüncül kontrolünün sağlanmasıdır. Bu tarzda bir yönetimde devlet ve toplumu bir bütünlük içerisinde birbirine eklemleyen, birbiriyle uyumlaştıran ve tekil bir dünya görüşünü topluma dayatan siyasal sistemi inşa eder.

Aslında iyi midir kötü mü bilemem ama bunların ortaya çıkmasından önce insan zihninde tasarlanmış hallerini de görmek mümkün oldu hep. Misal Platon’un Devlet kitabı…

Kitap ideal bir toplum düzeni arayışı içindeki insanoğlunu resmederken bariz şekilde bir simetrik mefhum u muhalif tablo da çizer.

Niccolò Machiavelli - Wikipedia

Mutlak anlamda, insanların refah ve huzurunu sağlamayı amaçlayan ütopyalar, toplumsal eşitlik için özgürlükten vazgeçilmesi gibi tehlikeli bir bölge inşa eder. İşte bu durum ister istemez ütopik beklentiyi bir tür totaliter biçime sokar ve karşı ütopyalar üretir. Ve işte karşınızda distopyanın neşet edeceği bir ortamın doğuşu!

Modernizm her he kadar yüksek sesle ifade etmese de, yaşanılan çağın tüm aparatlarını kullanarak aklın ve bireyselliğin zapt u rapt altına alınmasını ve bu minvalde bireylerin duyarsızlaşmasını salık verir. Mukadder bir gelecek tasviri içinde bir araya gelen bu olumsuz eğilimler eleştiri çizgisini çaktırmadan geçer ve mantık çitinin üzerinden zıplayarak distopyanın temelini oluşturur.

Bir tür hırsıza yol göstermek diyebiliriz aslında…

Zamyatin’in “MIY”ı, George Orwell’ın “1984”ü, Ray Bradbury’nin “Fahrenheit 451”i, Aldous Huxley’in “Cesur Yeni Dünya”sı ve hatta, Jack London’ın “Demir Ökçe”si gibi… Listeyi uzatabiliriz; Kafka’nın “Dava”sı, Burakin’in “Swastika Geceleri”i, Jordan’ın “Uyandığında”sı ve Atwood’un “Damızlık Kızın Öyküsü” gibi metinler kurguladıkları dünyanın toplum odaklı analizlerinin altında bireyin geleceğine dair mebzul miktarda karamsarlık içerirler.

Bu meyanda Machiavelli’nin “Hükümdar” isimli kitap her ne kadar distopik bir yapıya sahip olmasa da, muazzam bir totalitarizm yol kitabı sayılabilir.

Machivaelli bu kitabında mevcut bir rejimin iktidarına değil de yeni kurulan ve inşa edilmek istenilen bir distopik rejime (prenslikler) üzerine odaklanır. Hükümdarın bir şekilde ele geçirdiği iktidarda nasıl hareket etmesi gerektiğine ilişkin tavsiye, davranış ve çözümler belirtir. Kendisi de yaptığı tavsiyenin insanlık için fena ancak muktedir için olumlu şeyler olduğunun farkındadır. Zira yaptığı öneriler daha fazla zulüm, adaletsizlik ve vicdansızlık içermektedir. Toplum için kötü olan bu durumlar Hükümdar için gayet olumludur.

Machivaelli için hükümdar bu stratejiye uygun ve de dikkatli davranırsa olağanüstü bir gücün onu engellemesi halinde iktidarını ilanihaye devam ettirebilir.

Pek çok diktatörün de bilinçli ya da bilinçsiz bir yol haritası olan Hükümdar, bir muktedirin elde etmesi gereken güçleri, kullanması gereken baskıcı dili ve karşılaştığı sorunlar karşısında alacağı tutumu tane tane ifade eder.

Geçmişte pek çok totaliter rejimin ve baskıcı diktatörlerin bu yol haritasına birebir uyduğunu görmek çok şaşırtıcıdır. Hitler’den Mussolini’ye, Trulp’tan Putin’i kadar pek çok böylesi hükümdarda Machivaelli’nin izlerini görmek mümkündür.

Ve maalesef son 5-7 yılın Türkiye’sinde de Niccolò Machiavelli’nin yazdığı ve neredeyse tüm distopik yazarların betimlediği olaylar cereyan etmektedir. Manzaranın karamsar kısmı böyle.

İyimser kısmı ise başta Hükümdar’ın İtalyan yazarı olmak üzere tüm distopya yazarlarının söylediği hikayenin finalindedir. Onu da başka bir yazıya saklayalım.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin